GÜNÜN SÖZÜ

Mizah zekânın zekâtıdır. Hınzırlık yapılırken ya da anlatılırken insanı güldürür. Halbuki eşeklik ağlatır.//Tarık Minkari

15 Ekim 2018 23:39 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Kültür - Sanat » Oğuz ÇETİNOĞLU » Kur’an Bana Ne Diyor?

Kur’an Bana Ne Diyor?
Tarih: 22 Ocak 2015 Yazar: Oğuz ÇETİNOĞLU-Ekonomist, Araştırmacı-Yazar Kategori: Kültür - Sanat

Kur’an Bana Ne Diyor?

Bilgeoğuz Yayınevi tarafından Ocak 2014'te okuyucuya sunulan 'KUR'AN Bana Ne Diyor? / Açıklamalı Meal' isimli eser, Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet çizgisini temel kabul eden, özü itibariyle klasik kaynaklardan beslenen fakat sure ve ayetlere getirdiği yaklaşım ve onları sunuş şekliyle emsallerinden çok farklı ve çok değerli bir çalışmadır. Eserin özelliklerinden birkaçı şöylece özetlenebilir:

 

*'Kuran Bana Ne Diyor?' kurgusu ile hazırlanan ve bu yönüyle 'kişiye özel' olan ilk mealdir. Meal bu özelliği ile okuyana 'Kur'ân bana inmiş ve benimle konuşuyor' hissini veriyor.

*Yazar, 'Kur'ân-ı Kerîm'in iman edenlere kimlik ve kişilik kazandırma' olarak özetlenebilecek özel görevinden yola çıkarak, her surenin girişinde, surelerin ismi üzerinden, sûrenin kimliğini ve o kimlik üzerinden verilen mesajı öne çıkarıyor.

*Yine her surenin girişinde, surenin mesajının yerinde hissedilebilmesi için okuyucunun elinden tutuyor ve bir kurgu eşliğinde Asr-ı Saadete götürüyor.

*Kur'an-ı Kerim'in iniş sırası ve indiği zaman dilimi üzerinden verdiği mesajlara dikkat çekiliyor. Meal, bu özelliği ile okuyucuya hem özet olarak bir siyer felsefesi hem de bir Siret'ul Kur'ân çalışması okuma imkânı sunmuş oluyor.

*Kur'an mealleriyle ilgili en büyük problem, meallerin yeterince akıcı ve anlaşılır olmaması ve konular arası geçişlerde anlam kopukluklarının sıkça yaşanmasıdır. 'Kur'an Bana Ne Diyor?' isimli eserde, tefsirlerdeki yorumların meale yansıtılması ile bu problem en aza indiriliyor.

*'Kur'an Bana Ne Diyor?' isimli eserde Kur'ân'a, Cenab-ı Allah'ın güzel isimlerinin tefsiri olarak bakılıyor, genelde ayet sonlarında gelen Allah'a ait güzel isimler Türkçe okunduğu gibi 'Rahîm', 'Hakîm', 'Aziz', 'Kadir' ... Şeklinde veriliyor. Buna ilaveten bu isimlerin ayetin içeriği ile olan bağlantısına dikkat çekiliyor. Bu sayede her bir ESMA, esmayı ahlaka dönüştürme yolunda okuyucuya rehberlik yapıyor.

*Eser; Kur'an-ı Kerim'in 'hayatın içinde yaşanan olayları bir kitap gibi okuma' özelliğine uygun olarak hazırlanmış, mealle ilgili olaylar, hayatın içinden seçilmiş 200 sorunun cevabı ile zenginleştirilmiştir.

*Kur'an meallerinde açıklama bulunması bir zarurettir. Eser, açıklamalı Kur'ân Mealidir. Açıklamalar, ayetlerin hangi sebeplerle indiği bilgisini de ihtiva edecek şekilde hazırlanmıştır. Böylece mânâ kaymaları ve hatâlı yorumlar önlenmiştir.

*Kur'ân, bize Allahü azimüşşan'ı tanıtan, sevdiren, vahyin mesajlarını bütün insanlığa götürmemizi emreden bir kitaptır. Açıklamalarda bu emirler tekrarlanmakta ve emirlerin nasıl yerine getirileceği belirtilmektedir.

*Kur'ân'ı anlamada çok önemli olan bazı anahtar kavramların açıklamaları da kitapta yer almaktadır.

*Yazar, meal metnine, açıklamalara, sorular ve cevaplara rağmen okuyucunun bilgi açığı kalmışsa, onları da karşılayacağını belirtiyor ve velitahir@hotmail.com adresine gönderilecek mektuplarla yardımcı olacağını belirtiyor.

 

Kitaptan, tadımlık bir bölüm:

 

'Fatiha' kelimesi 'açmak' anlamına gelir. Nasıl kâinat kitabında çekirdek ağacın önsözüdür, Fatiha da Kur'ân'ın hem önsözüdür hem de özsözüdür. Bu yönüyle Fatiha çekirdektir, Kur'ân ise bu çekirdeğin ağaç olmuş hali, Sahabeler ise ilk meyveleridir. Kur'ân'ın kapağını açtığınızda bu sureyle başlamasının mesajı bellidir: Fatiha der ki; 'Kur'ân tarafından fethedilmek ister misin? Eğer istersen, Kur'ân'a bütün kapılarını açman lazım... Kur'ân'ı içine indirmen, içine sindirmen, bütün davranışlarında güzel ahlak ve ihsan şuuru olarak görünür hâle getirmen lazım... Bu fethin ne ölçüde, gerçekleştiğini anlamak istersen, baktığın şeylerin, konuştuğun şeylerin, vaktini harcadığın şeylerin ne kadarını Allah'ın huzurunda olma şuuru olan ihsan şuuruyla yapıyorsun sen ona bak!'

 

Fatiha Suresi'nin insanoğluna verdiği mesaj şudur: Allah yeryüzündeki gönül fethine Fatiha ile başlıyor. Haydi, siz de kendi fethinize Fatiha ile başlayın! Bu durumda Fatiha ile başlamak demek; en zor zemin ve zamanda işe nereden başlayacağım sorusunun da cevabıdır. O halde Fatiha'yı bir anahtar yap, önce kendi gönül kapını Allah'a aç! Allah dilerse seninle bütün bir insanlığın gönlünü hakikate açar. Bu açma birden olmaz. O yüzden inandığın davada karşına çıkan engellere aldırma, bugün kapalı gördüğün birçok kapının, -senin iç dünyanda derinleşmene bağlı olarak- yarın -Allah'ın dilemesiyle- açıldığını göreceksin. Şunu da unutma, kendi iç dünyasında fatih olamayanlar, dışarıda da fatih olamazlar. Oluyorsa bunun bir istidrac olabileceğini aklından çıkarma.

 

Surenin ana konusu tevhittir. Hem Fatiha sûresi hem de Kur'ân baştan sona tevhit dersi verir. Fatiha bana hem tevhit eksenli bir kimlik ve kişilik kazandırır, hem de bana kesretten vahdete geçmede rehberlik yapar. Bu yönüyle Fatiha vahdet kapısı önünde duran kesret perdesinin de bir anahtarıdır.

 

Fatiha bir duadır, Kur'ân in sonraki bölümleri de Bakara'dan Nas'a kadar o duana cevaptır: 'Madem doğru yolu istiyorsun, madem bir ömür boyu doğru yolda kalmak istiyorsun, haydi Kur'ân'ı kendine rehber yap. Her yaptığını ona göre yap. 'Yapma' dediğinden de ateşten sakınır gibi sakın!'

 

Ve... Fâtiha Sûresi'nin meâli:

 

Bismillah irrahmânirrahîm

1-(Bütün insanlara sevgisini göstermekle) Rahman (sevgisine, sevmekle mukabele eden mümin kullarına) Rahim olan Allah'ın adıyla,

2-Hamd (övgü, sena ve teşekkürlerin tamamı, bizi yokluktan varlığa getiren, varlık âleminde neye ihtiyacımız varsa, terbiye edip hizmetimize veren) âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

3-(O, bütün varlığa merhamet eden) Rahman (varlık içinde insan olma nimetine iman etmekle mukabele eden mümin kullarına karşı da) Rahîm'dir.

4-(O, dinin insanlara vaat ettiği) Hesap gününün tek hâkimidir.

 

Veli Tahir Erdoğan'ın hazırladığı Kur'an Bana Ne Diyor? İsimli kitapta cevapları bulunacak sorulardan bazıları:

 

*Kesretten vahdete, çoktan teke nasıl gidilir?

*Kur'ân'ın en büyük sûresine neden 'inek' ismi verilmiştir?

*Eşinize, Kur'ân ve sünnet ölçülerinde değer veriyor musunuz?

*İslam hürriyetleri sınırlayan bir din midir?

*Günahkâr ve zorbalara yeryüzünde iktidar imkânının verilmesinin hikmeti nedir?

*Haberi gelmeden önce musibet gelir mi?

*Neden 'doğru olun' değil de, 'doğrularla olun' deniyor?

*Kur'ân'da ilimler içinde neden psikoloji ve pedagoji daha çok öne çıkar?

*Musibetleri nasıl okumalı?

*İnsan hayrı ister gibi şerri de ister, niye?

*İman etmeyen bir insan gördüğünde sünnet olan duruş nedir?

*Hacı olmaya mı, hacı kalmaya mı gidiyorsunuz?

*Ayı, tilki, balık, pire de secde ediyor mu?

*Olmakla, görünmek arasındaki fark nedir?

*Allah katında değerin artsın istiyorsan, yapman gereken nedir?

*Öfkesine hâkim olamayan lider olabilir mi?

*Namaz ve zekât insanın neyini geliştirir?

*Büyüklerin en büyük zaafı nedir?

*Kur'ân, peygamber mucizelerini neden anlatır?

*Müslümanlar neden ticarî ortaklıkta başarılı olamıyorlar?

*Her tabiat olayı ilimle izah edilebilir mi?

*Allah nasıl tanıtılır?

*Çocuğunuz lider ruhlu olmasını ister misiniz?

*Tartışma ve şikâyet adabı nasıl olmalı?

*Bizi koruyan biyolojik koruma kalkanlarımız nelerdir?

*İnsana verilen değerden insanın alacağı mesaj nedir?

*Allah'ın rızasını istemek ne anlama geliyor?

*O kadar çeşit içinden neden incir ve zeytin?

*Kıyametin sebebi ne olacak?

*Ölmeden önce kendimizi nasıl sorguya çekeriz?

*Gösteriş yapmak insandaki hangi arızanın göstergesidir?

*Diyalog bir cihat yöntemi olabilir mi?

*Günümüzde insanlar neden fevç fevç İslam'a girmiyor?

*Fetihle işgal arasındaki fark nedir?

*Çok ihlaslı olmak için neyi çok yapmalı?

*Allah'a sığınmak için nelerin farkında olmak gerekir?

 

BİLGEOĞUZ YAYINLARI:

Alemdar Mahallesi Molla Fenarî Sokağı Nu: 35/B Cağaloğlu, İstanbul. Telefon: 0.212-527 33 65

Belgegeçer: 0.212-527 33 64  e-posta: bilgi@bilgeoguz.com.tr www.bilgeoguz.com.tr

 

 

 

VELİ TAHİR ERDOĞAN:

1965 Kırşehir'de doğdu. İlk, orta, lise ve üniversite (İlahiyat) eğitimini yurt içinde tamamladıktan soma uzun yıllar yurt dışında eğitim konularında proje danışmanlığı yaptı. Halen de bu görevine yurt içinde ve yurt dışında aktif olarak devam ediyor.

 

Veli Tahir Erdoğan, kitabın yazarının müstear adıdır. Yazar, hayatı boyunca isim ve unvanı ile değil, çalışmalarıyla anılmak istemiştir. Bu sebeple isminin açıklanmasına izin vermemiştir.

 

Çalışması ve eseri hakkında şu bilgileri veriyor:

 

Bu çalışma tekil şahıs olan fakir tarafından hazırlandı. Ancak bu çalışma, yalnızca benim değil. Benim üzerimde emeği olan birçok kitap ve insan var. Bu durumda benim ortaya, koyduğum bir eser, ne kadar özgün ve orijinal olursa olsun benim olmuyor. Üzerimde emeği olan insanlarla birlikte düşünüldüğünde 'bizim' oluyor.

 

O yüzden teşekkürün de, bize değil, bize bu nimetle şereflenme ve değerlenme imkânı veren Rabbimize yapılması gerektiğini düşünüyorum.

 

Öncelikle böyle bir çalışma yapmayı bana lütfeden Rabbime sonsuz hamd olsun. Bıraktığı Sünnet ve Hadis mirasıyla Kur'ân'ı en doğru şekilde anlamada bize rehberlik yapan Efendimiz, Hz. Muhammed Mustafa'ya sonsuz salât u selam olsun.

 

Bu çalışma, uzun zamana yayılan dost ve arkadaş sohbetlerindeki müzakereler sonucunda ortaya çıktı. Bu çalışmanın ortaya çıkışında büyük-küçük emek veren tüm dostlara teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Bu dostlar içinde, bu çalışmanın her aşamasında, gerek maddî gerek manevî desteğini esirgemeyen büyüklerime, gerekse tashih ve dizgi aşamasında destek veren yakın çalışma arkadaşlarıma, ayrıca bu ve benzeri bütün çalışmalarımda evimde her türlü maddî-manevî çalışma ortamının hazırlanmasında bana yardımcı olan değerli eşime teşekkür etmek istiyorum.

 

Bu çalışma boyunca, birçok kitap, meal ve tefsirden, onları hazırlayan hocalarımızdan vicahi, şifahî ve gıyabî olarak istifade ettim. Hocalarımızın ellerinden öpüyor, onlara da teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Son olarak bugünlere gelmem, bu ve benzeri faydalı meyveler vermem için doğduğum günden beri köklerimi sulayan, verdiğim her türlü zahmete katlanan, Kur'ân'a talebe olmam için ellerinden gelen her şeyi fazlasıyla yapan, anne-babama da teşekkür ediyor, onların da ellerinden öpüyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

 

22 Ocak 2015

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi ocetinoglu1@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu