GÜNÜN SÖZÜ

Rahat bir ömür sürmenin en kestirme yolu cahilliktir.//Galip Erdem

13 Aralık 2018 08:29 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Akademik » Oğuz ÇETİNOĞLU » Sağlıklı Hayat İçin Su

Sağlıklı Hayat İçin Su
Tarih: 11 Ocak 2015 Yazar: Oğuz ÇETİNOĞLU-Ekonomist, Araştırmacı-Yazar Kategori: Akademik

Sağlıklı Hayat İçin Su

Suyun tabiatı yaştır (nemli) ve özelliği de yaşlık vermektir. Suda sıcaklık ve kuruluk özelliği hissedilirse bunun sebebi, bu gibi özelliklen sahip madenlerden birine temas etmesi veya bir başka maddenin karışmasındandır. Herhangi bir madde (nesne) karışmamış halis soğuk suyun soğuk ve nemli özelliği, ateşe yakınlığı veya sıcak hava tesiriyle sıcaklık özelliği kazanır. Yine hava soğukluğu sebebiyle soğukluk özelliği de kazanır. Fakat bunlar arızi, geçici niteliklerdir.

Osmanlı hekimlerine göre suyun gıda değeri yoktur. Yiyeceklerin hepsinin gıda değeri olup çoğu besleyicidir. Su ise bedenin ihtiyat ı olan esas maddelerdendir. Suyun kullanılması susuzluğu kesmek, bedenin ısısını düzenlemek, gıdayı eritip sindirmek ve damarlara göndermektir. Ayrıca, su vücuttaki fazlalıkların ter, idrar ve dışkı yoluyla atılmasını da sağlar.

İYİ SU

Osmanlı hekimleri için içilecek su çok önemlidir ve içilen suyun iyi su olması gerekir. Hekimler iyi suyun nasıl olması gerektiğinde hemfikirdirler; tadı lezzetli, görünüşü berrak olan akar ırmak suyu. Sn içildiğinde tatlı lezzet vermeli, saf olmalı, midede çabuk sindirilen, hafif olup, çabuk ısınıp soğuyan özelliklere sahip olmalıdır. Az içildiği halde susuzluğu gideren, içildiğinde ağzı tatlanmış gibi yapan su, iyi sudur.

Akar ırmak suyu tercih edilen sudur, fakat bazı özelliklere sahip olmalıdır. Öncelikle temiz toprak veya taş üzerinden akmalı, üstü açık olmalıdır. Böyle olunca kokuları almaz duruma girer. Akarsuya otlar, yapraklar karışmamalı, zararlı ağaçların köklerine uğramamalıdır. Akarsu derin olmamalı, güneş ışıkları dibine kadar işlemeli ve suyu ılıtmalıdır. Bu sular sıcak günlerde az az akan sulardan toplanmış olmalıdır. Akarsuyun aktığı yön de önemlidir. Güneşin doğduğu yöne, yani doğuya doğru ya da kuzeye doğru akmalıdır. Dağdan ovaya akarsa daha iyi olur. Uzak mesafeden gelirse ve zaman zaman yüksek kayalardan dökülerek gelirse daha da iyidir.

Akar ırmak suyundan sonra gelen iyi su, yağmur suyudur. İçilecek suların başında gelen yağmur suyunun nemlilik bakımından diğer sulardan daha iyi olduğu bildirilir. Hekimlere göre kış yağmuru, yaz yağmurundan daha iyi kalitelidir. Kış yağmur suyunun içinde zararlı buharlar ve tozlar daha az olur. Bunu şöyle açıklarlar; kışın güneşin tesiri düşük olduğundan buharlaşan zararlı maddeler ve tozlar havada

|t olur. Yaz yağmuru kış yağmurunun tersidir ve içinde istenmeyen paddeler olabilir. Yaz yağmuru iyidir, ancak çabuk bozuşur, sebebi je latif olmasındandır. Çünkü latif nesneler çabuk etkilenip tesir ||l ında kalır. Kaynatılırsa daha dayanıklı olup geç bozulur. Bahar yağmuru ise yaz ve kış yağmurunun nitelikleri açısından orta yerdedir.

1 )aha sonraki sırada pınar suyu gelir. Osmanlı hekimlerine göre ■inar suları ağır sulardandır ve çok tercih edilmezler. Bu durumu jııyle açıklarlar; "pmar suyu galizdir akan sudan, çıkttğı yerde iken ırak Hİuikçe lâtif olur. Galizliği buhardan olur ya topraktan olur". Pınardan kaynayan su, çıktığı yerde, iyi niteliklere sahip değildir. Çünkü içinde kaynadığı topraktan aldığı maddeler ve gazlar vardır. Bu sebepten pınar suyu çıktığı yerden uzaklara akarsa veya devamlı akar çeşmede ulursa kalitesi iyileşir. Böyle olmazsa pınar suyunu büyük bir kaba koymalı ve bekletmelidir. Bir zaman sonra bu suyun üstünü dökmeli, ortasını başka bir kaba koymalı, dibinde kalan suyu da dökmelidir. Artık ortada kalan pınar suyu içilebilir.

Kuyu suyu tercih edilmeyen ve zararlı bulunan sulardandır. "Kuyu suyu yaramaz sudur, dahi yaramazı sızıntı sudur" diye belirtilir. Kuyu

ularının tercih edilmeyen sular olmasının sebebi de basittir. Sızıntı ■ulardır ve geldiği yerdeki topraklar bilinmiyordur. Bu sebeple kuyu

uyu içerken çok dikkat edilmeli, mümkünse tercih edilmemelidir. Kuyu suyu yeraltından fışkıran pınar suyuna nispetle daha yaramaz »ulardandır. Kuyu suyu ile pınar suyunu toplayıp içmek doğru değildir.

Akmayan, durgun su yaramaz sulardandır, kesinlikle içilmemelidir. Ağaçlık ve sazlıklar arasındaki durgun su içildiği takdirde, dalağı şişirir, bütün iç organlara zararlı olup istiskâ (karında su biriktiren bir hastalık) getirir. Daha birçok zararlı özellikleri vardır. Akmayan su gerek sazlı yerlerde olsun, gerek olmasın, az da içilse zararlıdır. Kuyu suları veya akmayan yerlerdeki suları içmemek lazımdır, zarurete ılüşülürse önce kaynatıp soğutup, sonra içmek lazımdır.

İyi suların donmasıyla oluşan buz veya temiz yere düşmüş olan karı içme suyu olarak kullanmak tercih edilmez. Böyle sular sıcak havalarda suyun içine katılarak ya da su kabının dışına koymak Miretiyle dışarıdan suyun soğutulmasında kullanılır. Kar ve buzu su kabının dışına koyarak suyun soğutulmasında kullanmak, içine katmaktan daha iyidir.

 

71

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları

2. ETKEN "YEMEK-İÇMEK"

 

2. ETKEN "YEMEK-İÇMEK"

 

 

Osmanlı hekimleri için suyun kalitesi çok önemlidir. Fakat istenen özellikteki su bulunamazsa o zaman fena kaliteli suyu düzeltmenin yollarını da bildirirler. Zararlı, yaramaz ve bozuk suları temizleyip zararsız hale getirmek mümkündür. Bunun için, yaramaz su bir çeşil toprakla karıştırılıp süzülür, imbikten geçirilir veya bu zararı gideren yiyecekler yenilir.

Fena suların düzeltilmesi için ilk yapılacak şey temiz bir toprakla süzmektir. Çok temiz bir yerden toprak alınır, o suyla karıştırılır ve çok çalkalanır. Toprak iyice ezilir, bulamaç haline gelir. Sonra dinlenmeye bırakılır. Toprak dibine çöker, su durulanır. Suyun üstü dökülür, ortası ayrı bir kaba alınır. Dibi dökülür. Ortadaki su içilir. Eğer yeterince emin olunamazsa bu suyu kaynattıktan sonra içmek daha iyidir.

Suyu süzmek için kullanılacak toprağın iyi olup olmadığını anlamak için bir test yapılabilir. Bir miktar su o toprakla karıştırılır. Bir saat sonra bakılır, su durulmuş olmalıdır. Bu su güneşe tutularak dikkatle bakılır, suda görülen madde kalmamalıdır. Eğer böyleyse bu toprak fena suların düzeltilmesi için kullanılacak toprak olabilir.

Tuzlu ve fena suların düzeltilebilmesi de mümkündür. Gemi ile uzun yolculuğa çıkıldığında, gemi limana yanaşamadan tatlı su biterse bu usule başvurulur. Gemiciler çoğu zaman bu usulü kullanırlar. Basil usullü imbik şöyledir: Büyük bir tencereye veya geniş bir kaba deniz suyu konulur. Bu kabın ortasına derin bir ufak kap konulur ve tencerenin kapağı ters olarak yerleştirilir. Bu tenceredeki su kaynatılır. Buharlaşan su ters dönen kapakta su damlaları haline gelir ve ortasındaki kaba dökülür. Su buharının terlemesi için de ters duran kapağın içine soğuk su koyarak soğuması sağlanır. Buhar haline gelip, sonra su damlaları halinde soğuyan suyun toplandığı kap alınır. Bunun içerisinde toplanan su tatlı, latif ve temiz sudur. Bu yolla yeterince içilecek su elde edilebilir. Bu usul, çok faydalı olan imbikten geçirme usulüdür.

Kirli olmadığı halde tadı kötü ve acımsı sular içilmesi gerektiğinde, sirke ve sirkencübin ile içilmelidir. Sirkencübin; sirke ve balla yapılan bir şerbettir ve bunlar suyun zararını önler.

Fena sular içildiğinde mide ve bağırsakları bozuyor, ishale sebep oluyorsa alıç, keçiboynuzu ve mersin yemişi gibi kabız etkili yemişler o suyun içine konup bir gün bekletilir. Bu meyvelerden hangisi varsa

n 111 etkilidir. Bir gün ve gece bekletilir, sonra içilir. Böylece suyun bu zararları gider ve ishal olunmaz.

Acı suyu olan yerde yaşayan insanlar yağlı ve tatlı yiyecekler ■ n içlidirler ki zararları telafi edilsin. Bulanık suyu olan yerde yaşayanlar

ı imsak yemelidir ki zararlar giderilsin. Bütün fena kalitedeki tuların panzehiri soğandır. Böyle suları olan yerde yaşayanlar soğanı {Ok yemelidir. Özellikle sirkede kavrulmuş ve turşu haline getirilmiş lOJjan daha da faydalıdır.

Durgun su içmek mecburiyeti olduğunda hiç sıcak yiyecek . ı ıınemelidir. Soğuk yiyeceklerle beslenilmelidir. Suyu az olan ve llcak rüzgârları bulunan yerlerdeki suyu sirke ile karıştırıp içmek .■.i ek ir. Böylece susuzluk giderilir. Eğer tohmekân.33 tohumu dövülüp nke ile karıştırılıp içilirse hiç susanmaz. Bu da geçici bir önlemdir.

SU İÇMENİN KURALLARI

ı \smanli hekimlerine göre su hayatın devamı için en önemli unsurlardandır. Fakat sağlıklı yaşamak için su içmenin kurallarını da çok iyi bilmek lazımdır. Suyu ihtiyaçtan az içmek bedeni kurutur ve «ayıflatır. Fakat zamansız ve çok içilen su da bedende kokuşmalara

ı hep olur ve zararlıdır. Mizacı sıcak olan kimseler istediklerinde su İvebilirler, mizacı soğuk ve yaş (nemli) olanlar ise az su içmeli,

M uzluğa sabretmelidirler.

Su içmenin zamanı da çok önemlidir. Aç karnına su içmek doğru legildir. Aç karnına içilen su mideyi soğutur, iştahı keser ve sinirleri ıııyıflatır, vücutta balgam hıkının oluşmasına sebep olur. Özellikle vnıümüş, iş yapmış, yorulmuş aç insan su içmemeli beklemelidir.

Yemek yedikten sonra üzerine su içmek doğru değildir. İçilen su midenin altına iner ve yemek suyun üstünde kalarak su ile yemek I a birinden ayrılır. Bu da hazımsızlığa sebep olur. Yemek sırasında ve yemekten hemen sonra susuzluğa biraz sabır ederek yemeğin mide .ılı ına inmesi beklenmelidir. Şayet susuzluk çok bastırırsa azıcık soğuk ıı ıçmelidir. Zira hararet kesmede soğuk su uygundur ve mideyi ilerleyip toparlar, hazma da yardımcı olur.

Hekimlerin hemfikir oldukları su içme zamanı, yemek yendikten «.nra gıda sindirilmeye başlamış olduğu vakittir. "Vakti su içmenin ııl vakittir kim gıda sinmeğe yönelmiş ola" derler. Normalde yemek •arasında ve yemekten sonra su içilmemelidir, fakat kebap, pirinç

' 'To(vmek4n tohumu: Tuhmekân semizotu, tokmagan, hurfe. Portulaca oleracea.

 

2. ETKEN "YEMEK-İÇMEK"

 

74

2. ETKEN "YEMEK-İÇMEK"

 

pilavı ekmek gibi kuru gıdalar yenmiş ise yemekten çekildikten soma, yemeğin kuruluğunu giderecek kadar su içilebilir. Tabiatı sıcak nitelikteki insanlar yemek sırasında su içebilir, ama onlar dahi çı >k az içmelidirler.

Gıda sindirilmeye başlansa bile yemek üzerine çok su içilmesi doğru değildir. Eğer sabredilemeyecek olunursa, birazcık soğuk su ağza alınıp, yavaş yavaş emilip yutulmalıdır.

Eğer yağlı yemekler yenmiş ve su içilmiş ise mide dolgunluğu, şişkinlik yapar. Fakat sıcak mizaçlı kişilere zarar vermez, faydalı olur. Çünkü böyle kişiler su içmezlerse midelerinin hararetinden gıda yanar. Su bu alevin soğutucusu olarak görev yapar ve gıda dengeli bir şekilde hazmedilir.

Yemek sırasında su içen bir başka grup daha vardır. Bunlar su içmeyi adet, alışkanlık haline getirmişlerdir. Bu alışkanlık zamanla tabiatı haline gelmiştir. Bunlara yemekte su içmek zarar vermiyorsa devam edebilirler. Çünkü bir tabiat haline geldikten sonra artık içmezlerse zararlı olabilir.

Bir başka tip insanlar ise su içmeden iştahı gelmez ve yemek yiyemezler. Böyle insanların midesi zayıftır ve tabiatları kurudur. Eğer su gibi yaş bir gıda almazlarsa midenin iştah dediğimiz "kuvvet-i cazibe"si harekete geçmez ve yemek yemek istemez. Böyleleı ı az miktarda çok soğuk olmayan suyu, yavaş yavaş içmelidirler.

SU İÇİLMEMESİ GEREKEN DURUMLAR

Uykudan uyanınca su içilmez. Uykudan uyanıldığında susamış olunsa bile su içmek çok zararlıdır. Zira sinirlere zarar verir, titreme getirir ve karında su biriktiği çok olur. Yalnızca sıcak mizaçlı kişilere daha az zararlıdır.

Açken, yürüyüp yorulmuşken ve terliyken su içmek zararlıdır. Organların kuvvetini azaltır. Hamamdan çıkınca su içilmemelidir. Hamamdan hemen sonra su içilmez ancak bir saat geçtikten sonra içilebilir. İçilirse sinir ağrıları oluşur ve sinirlere, hatta kemik iliğine bile zararı vardır.

ilaç içildikten sonra üzerine su içmek de zararlıdır. Mideyi zayıflatır, damarlarda yel yapar, kulunç hastalığına sebep olur. Cinsel ilişkiden hemen sonra su içmek de zararlıdır. Bel ağrısı getirir ve cinsel kuvve 11 keser.

Sulu meyveler yendikten sonra da su içilmemelidir. Yemiş yiyip su kmek balgamdan, yelden olan hastalıklar getirir" diye özetlenen bu durum jfeln bir örnek de verilir. Hekime gelen bir kişinin bir türlü geçmeyen Ve çok rahatsızlık veren ağrıları vardı. O kişiyi muayene eden hekim Şök su içmekten sakın, az su iç diye tembihledi. Hasta uymadığı için |grıları geçmedi. Ne zaman ki az su içerek hekime uyduğunda ağrılarının («alıp geçtiğini gördü. Bunun için hekimler insanın kendisini test İtmesini ve çok su içmenin zararlı olduğunu fark ettiği zaman önlem tllınası gerektiğini yazarlar. Başlangıçta az su içmeye tahammül edilemezse testinin emzik kısmından az az emerek içmeleri gerektiğini, hı 'ylelikle az suya alışılacağım bildirirler.

Tuzlu su içmek uyuz ve kaşıntı (gicik) yapar, evvela ishal eder daha I >nrada kabız yapar.

Acı su içmek daima ishal yapar. Bulanık su içmek mesane ve böbrekte taş yapar.

Hık su içmek mideyi gevşetir, yavaşlatır, mide bulanmasına sebep > 'İm. Ilık su yemeği mide üzerine getirir ve hazmı bozar.

Suyu ihtiyaçtan az içmek bedeni kurutur ve zayıflatır, iştahı azaltır, görme gücünü zayıflatır. Uykusuzluk verir, cinsel istekde dahil duyguları a altır. Çabuk ihtiyarlama sebebidir. Gerektiği zaman sıcak içecek İçmek mideyi balgamdan yıkayıp temizler, "öksürük maddesini pişirir" öksürüğü tedavi eder, kulunçlu kişiye fayda sağlayıp ondan soğukluğu giderir. Yemek üzerine çok su içilmemelidir. Eğer sabredilemeyecek olunursa, birazcık soğuk su ağza alınıp yavaş yavaş emilip yutulmalıdır.

YALANCI SUSUZLUK

insan üç durumda "yalancı susuzluk" hisseder. Birincisi yürüyüşten sonra, bir yerden bir yere uzun mesafe giden kişinin hissettiği susuzluktur. I lı ı durumda su içilmemelidir, çok zararlıdır. Bu yürüyüş sonunda ı ıi urup dinlenilmek, bir müddet sabredilmelidir. Susuzluk kısa süre M >nra geçer. İkinci durum tatlı yiyecekler yedikten sonra hissedilen susuzluktur. Hemen su içilmemelidir, az bir süre beklenirse geçer. I \üncüsü de cinsel birleşmeden sonra hissedilen susuzluktur. Bu .lıııumda da bir süre sabredilirse susuzluk geçer. Bu üç durumdaki Misamaya "ateş-ı kâzih" yani yalan susamak derler. Eğer yalancı susuzluk ı 'kluğunda su içilirse susamak daha da artar. Çünkü o zararlı madde ■u içtikçe daha da artar. Rezene tohumu, rezene suyu, anason ve bal şerbeti içmek yalancı susuzluğu giderir. Bu üç durumda da beklenmeli ve zamanı gelince su içilmelidir.

 

75

2. ETKEN "YEMEK-ÎÇMEK"

 

76

2. ETKEN "YEMEK-İÇMEK"

 

Tabiatı safravî veya tuzlu balgamı olanlar susuzluğa tahammül edemezler. Bu durumda ılık suyu, yavaş yavaş içmelidirler. Sıcak yemek yedikten sonra su içmek de zararlıdır. Eğer, yalancı susuzluk baskın olursa, sabredip mümkünse uyunmalıdır. Böylece tabiat, kendisine susuzluk getiren yaramaz maddeyi uyku esnasında pişirip tahlil eder.

SOĞUK SU İÇMEK

Sağlıklı yaşam için içilecek su soğuk olmalıdır. Bu çok soğuk veyi ılık değil, ikisinin arasındaki soğukluktur. Bütün hekimlerin ortak düşüncesi mutedil derecede soğuk su içmenin, sağlıklı insanlara faydalı olduğudur. Suyun soğuğu susuzluğu daha iyi dindirir. Bilinmeni gerekenleri şöyle özetlerler: Soğuk su insanın sağlığını korur, bünyenin normal nemini de saklayıp cildin rengini taze ve güzel eyler. Bedeni etlendirir, nemli kılar ve serinletir. Susuzluğu giderir, yüksek harareti defeder. Sıtma ateşini durdurur, damarlarda olan kokuşmalara engel olur, mideyi derli toplu yaparak yemeği hoşça kaplamasını sağlar.

Özellikle sıcak mizaçlı kişiler için mutedil derecede soğuk su içme! çok faydalıdır. Sıcak tabiatta olan mideler için şifa yerine geçer. Çünkü mideyi büzüştürerek onun midedeki besinlerin üzerini kaplayıp çevrelerini sarmasını sağlar. Sinirlere ve ıssı yüreğe soğuk hava yerim geçer. Beyne çıkan zararlı buharları döndürüp defeder. Bedende hıkların artmasını önler.

Çok soğuk su içmek zararlıdır. Soğuk suyun faydalarını alıp götürür. Soğuk suyu çok içmek bedeni gevşetir, sinirleri soğutur ve titreme getirir. Soğuk tabiatlı hastalıklar çıkmasına neden olur. Ayrıca insanda bir hastalık baş göstermişse de soğuk su içilmemeli, hastalığın oluşması veya geçmesi beklenmelidir.

Karlı ve buzlu su zararlı olup çok zaruret olmayınca içilmemelidir. Çok hararet olunca veya zaruret halinde az miktar içilebilir. Karlı ve buzlu su solunum sistemine ve sinirlere çok zararlıdır. Öksürük getiriı, boğazda hırıltı ve nezle yapar. Özellikle bu suları içme alışkanlığı olmayanlarda bunlar görülür. Böyle alışkanlığı olanlarda zararı azdır, fakat aşırı içmezlerse. Aşırı derecede karlı ve buzlu su, içenler için zararlıdır, özellikle soğuk mizaçlı olanlara daha çok zararlıdır.

SU KONUSUNDA UNUTULMAMASI GEREKENLER

  • İyi su tadı lezzetli, görünüşü berrak olan akar ırmak suyudur. Su ■ ildiğinde tatlı lezzet vermeli, saf olmalı, midede çabuk sindirilen, İmli!', çabuk ısınıp soğuyan özelliklere sahip olmalıdır.
  • I in iyi su akar ırmak suyudur. Bu akarsu öncelikle temiz toprak ı ya taş üzerinden akmak, üstü açık olmalıdır. Akarsuya otlar,

yapraklar karışmamalı, zararlı ağaçların köklerine uğramamalıdır. Uarsu derin olmamalı, güneş ışıkları dibine kadar işlemeli ve suyu ıhı inalıdır.

  • Akar ırmak suyundan sonra gelen iyi su yağmur suyudur. Kış v ii;nıuru, yaz yağmurundan daha kalitelidir.
  • Pınar suları ağır sulardandır ve çok tercih edilmezler. Pınardan luiynayan su çıktığı yerdeki topraktan aldığı maddeler ve gazları

M indirir. Bu sular akan su haline geldiğinde kalitesi iyileşir.

  • Akmayan, durgun su yaramaz sulardandır, kesinlikle içilmemelidir. Afiaçlık ve sazlıklar arasındaki durgun su içildiği takdirde, dalağı |l|irir, bütün iç organlara zararlıdır.
  • Kirli olmadığı halde tadı kötü, acımsı sular içilmek mecburiyetinde ı ılındığında zararını giderecek olan sirke ve sirkeli bal şerbeti İrilmelidir.
  • Acı suyu olan yerde yaşayan insanlar yağlı ve tatlı yiyecekler minelidirler ki zararları telafi edilsin.
  • Suyu bulanık olan yerde yaşayıp, bu suları içmek zorunda olanlar lOğan veya sarımsak yemelidirler. Özellikle sirkede turşu haline yetirilmiş soğan daha da faydalıdır.
  • Durgun su içmek mecburiyeti olduğunda hiç sıcak yiyecek ,< n memelidir. Soğuk yiyeceklerle beslenilmelidir.
  • Suyu az olan ve sıcak rüzgârları bulunan yerlerdeki su sirke ile karıştırılıp içilmelidir, böylece susuzluk giderilir.
  • Suyu ihtiyaçtan az içmek bedeni kurutur ve zayıflatır. Fakat îiımansız ve çok içilen su da bedende kokuşmalara sebep olur ve

.narlıdır.

  • Mizacı sıcak olan kimseler istediklerinde su içebilirler, mizacı

. ığuk ve yaş (nemli) olanlar ise az su içmeli, susuzluğa sabretmelidirler.

 

77

2. ETKEN "YEMEK-İÇMEK"

 

89

 

HAREKET VE SPOR

Osmanlı tıbbının sağlıklı yaşam konusundaki olmazsa olmazlarından rcnsi de spordur. Osmanlı tıp kitaplarında bu bölüm "Hareket ve Sokun" başlığı altında işlenir. Hareket etmek, hem bedenin, hem

. nlarm hem de nefsin hareketi olarak tarif edilir. Sükûn ise •^ıreketsizlik ve tam bir istirahat halidir. Sükûn, hiç hareket etmeden :curmak, yatmaktır ki bu halde sinirler dinlenir, beden dinlenir, hıltlar oturur, akıl tazelenir, bedenin kuvveti toplanır.

Bedenin mutlak sükûnu ise bedende hiçbir hareket olmamasıdır, rareket etmek gerektiği zaman bile hareket etmemektir. Bu istenmeyen bir durumdur. Uzun süreli hareketsizlik bedene ve sinirlere gevşeklik • erir, aklı köreltir, vücutta tıkanıklıklar yapar, gıdalar sindirilemez, iştah olmaz ve daha birçok rahatsızlıklar belirir.

Hareket etmeyi de ikiye ayırırlar; cüzi, yani ufak bir bölgenin r.areketi ve külli, yani bütünün hareketi. Cüzi hareketler herhangi bir organın hareketidir ki bir organ hareket eder, diğerleri etmez. Dilin hareketi gibi. Sadece konuşulduğu zaman dil hareket eder, iığer organlar hareket etmez. Bu hareketin o organa faydası vardır.

Elin hareketinde elin sinirleri, damarları, kemikleri hareket eder, böylece elde zararlı, lüzumsuz madde kalmaz. Dilin hareketinde de böyledir ve oradaki zararlı maddeler uzaklaşır ve o organ bundan rayda görür. Bir şartla ki bu hareket uzun süreli ve yorucu hale gelmesin. Yorucu hareket etmek vücut ısısını arttırır, mizacı soğutur

e kurutur. Bir organın veya vücudun uzun süre ve sert hareketi faydalı olmaktan çıkar, zararlı olmaya başlar.

 

3. ETKEN "SPOR"

 

3. ETKEN "SPOR"

 

Bir misal olarak gözün hareketi verilir. Bir kişinin kısa bir müddet gayet ufak, ince nesnelere bakması gözü netleştirir, kuvvetini artiııırJ sinirlerini kuvvetlendirir. Eğer uzun zaman ve ısrarla bu ufak nesnelere] bakmaya devam edilirse ve özellikle tok karnına böyle bakılırsa görme kuvvetini zayıflatır, tıkanıklıklar ve baş ağrısı yapar. Aç karnına bakmaya devam edilirse göz sinirlerini zayıflatır, gözde kararma hissedilir ve göz yaşarması olur.

Hareketin belli amaçlarla yapılması riyazet, yani spordur. "Riya., ı eyle mek sağlık saklamakta bir ulu rükündür" diyerek önemini bildirirler, Spor tüm bedenle veya bedenin parçalarıyla yapılır. Koşmak, güreşmek, atlamak, ata binmek tüm bedenin sporudur.

SPORUN FAYDASI

Osmanlı hekimleri spor konusunun başında spor yapmanın sağlll bakımından faydasını uzun uzun anlatırlar. Bedenin hareketi olan spor yapmak (beden riyazeti) vücutta oluşan zararlı fazlalıkların atılması, uzaklaştırılması ve sağlığın korunmasında gerekli tedbirlerdendir.

"Bilinmelidir ki insan yemeği hazmettikten sonra geri kalan fazlalıktı m atmak ve sağlığı korumak için harekete muhtaçtır" diye başlanan bu bölümde anlatılan sporun sağlığa etkisi şöyle özetlenir: insanlar hel gün çeşitli, birbirinden farklı, türlü türlü yiyecekler yerler. Bunların bir kısmı mizaca uygun düşmeyebilir veya ihtiyaçtan fazla yiyecek yenmiş olabilir. Bunların sindirilmesinden sonra harcanmamış olan "fazlalar" damarlarda kalır. Bu fazlalıkların vücuttan atılması gerek ıı Böyle durumlarda spor, hem yenen yemeğin sindirilmesine yardınn ı olacak, hem de daha önce yenmiş yemeklerden yakılamayan, damarlarda kalmış olan fazlalığın, ilaca gerek kalmadan harcanması ve atılmasını sağlayacaktır.

Bu bilgilere göre spor vücuttaki harareti arttırarak, vücutta yakılmamış fazlalıkları uzaklaştırıyor ve atılmasını sağlıyor. Burada çok açık olarak sporun sağlık açısından en önemli faydasının "fazlalıkların atılması" konusunda yaptığı yardım olduğu belirtilmektedir. "Vücuttaki zararlı fazlaların tahlil ve ihracı, sağlığın muhafazasında gerekli tedbirlerden birisidir" diye bu bilgi tekrarlanır. Sporla vücutta oluşan "harâret-i aslî" atılması gerekip atılamayan maddelerin yanarak atılmasını sağlar.

Spor yapmak, o dönem için yürümek, cirit oynamak, ok atmak ve bunlatın benzeri hareketler yapmaktır. Bu sporlarda öylesine harekel imlidir ki beden kızmak ve terleme mertebesine gelmelidir. Bu İldeki spordan sonra insana bir sevinç, neşe gelir, iştah artar. Spor çınları, eklemleri ve bedeni kuvvetlendirir. Zor işleri yapmak ona J.ıy gelir, bedensel hastalıklara yakalanmaz. Çünkü o hareket eliyle madde esas unsurlarına ayrılır ve hastalığın ortaya çıkması ı ortam oluşmaz. Bazı mizaç hastalıkları dahi düzelir, hasta sıhhat ılın. Spot bedeni düzeltir, ciltteki gözenekleri genişletir ve terle eok madde oradan dışarı atılır.

SPOR NE ZAMAN YAPILMALI

ı temanlı hekimlerine göre sporun vakti, nasıl yapılacağı çok ıcmlidir ve belli kurallara bağlıdır. Spordan fayda sağlanmak eniyorsa ki bu amaçla yapılmalıdır, o zaman vaktinde yapılmalı ve rta dereceli spor" uygulanmalıdır.

Spor her istendiği zaman yapılamaz. Spor yapılması gereken vakit [Otlusunda bütün hekimlerin ortak kararı yiyeceğin hazmedilmiş ı i lıığu, bağırsaklardan besinlerin fazlasının boşaltılmış olduğu vakittir. Venen gıdalar mideden geçmiş, karaciğerden geçmiş ve damarlara ıl ısınış olmalıdır. Bu zaman tam hazmın bittiği zamandıt. Kana geçen la gereken yerlere ulaşmış, hatta şahıs tekrar acıkmış olduğu zamanın luşlangıcı, en iyi spor zamanıdır.

Böylece spordan gereken fayda görülür ve atılamayan artıklar tporla vücuttan uzaklaştırılır. Bu bilgi "riyazet ve hareket eylemek içün vakitlerin yeğreği taam yemekten öndür" diye de özetlenir. Bu zamanda yapılan sporda beden hafifler, gerektiği derecede ısınır, organlar kuvvetlenir, yumuşar, yüze bir renk gelir ve iştah açılır. Böylece o jahıs başka hiçbir ilaca gerek kalmadan sağlığını korumuş olur.

ııyı ya-be

 

 

 

uy İçi

 

3. ETKEN "SPOR"

 

3. ETKEN

"SPOR"

 

devam etmelidir. Özellikle ayaktan başlanır, baldırlar ve dizler ovdurulur. Uyluğa gelince sertçe ovma devam etmeli, kaslar yumuşayın ısınınca durmalı, spora başlanmalıdır. Bu hazırlık masajıdır.

Sporun süresi ve ağırlığı insanın yüzünün renginin kızarıp, han L ı ve tavırlarını aşırı zorlayacak seviyeyi aşmayacak şekilde olmalıda Sporun bitiminde yine yavaş yavaş masaj yapılır. Bu sefer el ve bacakları uzatıp kendine çekmek suretiyle birkaç kez gerilme hareketleri yapmalıdır. Böylece spordan arta kalmış olan fazlalar vııı ise bu yolla harcanmış olur. El ve ayaklar uzatılıp kendisine çeki vakit, nefesini tutabildiğince tutmalıdır.

ÖLÇÜLÜ SPOR

Sağlıklı yaşam adına yapılan sporun faydalı olabilmesi için ölçülü olması, ifrat derecesinde yapılmaması lazımdır. Orta derecede spordu ten kızarır, deri dolu dolu olur ve ter belirir. Spor ifrat derecesine dönüştüğünde ise vücut çok terlemeye başlar. Bu zararlıdır, çünkü bu ter önce bedeni kızdırır daha sonra soğutur, vücudun hıklarını tahrik edip çürümesine sebep olur, organlar zayıflar. Bu hiç istenmeyi 11 durumdur.

Spora başlama hazırlığından sonra hareket etmeye veya spora yavaş yavaş başlanmalı, devamında tedricen arttırılmalıdır, istenen düzeye geldikten sonra gene yavaş yavaş hareket azaltılmalıdır, ta kl hareket bitip, sükûn haline gelinceye kadar. Spor yapmakta istenin düzey şudur: Beden ısınmak, özellikle sırt ısınıp kızmak, ter gelmem başlamalıdır. Ter derinin kıllarının dibinde fark edilmeli, fakat bu ter gözeneklerden dışarı çıkıp damlamamalıdır. Elle yoklayınca tendi I | nem hissedilmek, bu ter ele bulaşmamak ve asla akacak düzeye gelmemelidir. Bu düzeye gelince sporu bırakmak gerekir. Fakat bırakmanın da kuralları vardır.

Spor bırakılırken tekrar masaj yapılır. Masaj veya ovma başlangıçla sert ve katı olmalı, zamanla hafif ve yavaş hale gelmelidir. Yavaş yavaş ovarken beden soğumak, nefes alıp verme yavaşlamalıdır. Bu hale gelince el ve yüz yıkanır ve spor bitirilmiş olur. Bundan sonra yemek yenebilir.

Spor bu şekilde yapılırsa hekimlerin istediği amaca ulaşılmış olur, Yani vücutta kalan ve atılması gereken maddeler vücuttan atılır, sağlık kazanılır. Spordan sonra yapılan masaj çok önemlidir, çünkü sporla uzaklaşamamış bazı maddeler son masaj ile vücuttan uzaklaşır. Spor bırakılıp, vücut sükûna ulaştıktan sonra hemen kuvvetli, sert

hareket etmek, sonra tekrar hiç hareketsiz duruma geçmek vücut İn çok kötüdür. Buna çok dikkat edilmelidir.

SPOR YORGUNLUĞU VE TEDAVİSİ

K >r yaparken yorgunluk sezildiği vakit ve terleme başlayınca spor İMİ akıtmalıdır. Böyle olmazsa kısa süre sonra vücutta yorgunluk hissi Iayacak, devam edilirse büyük yorgunluk hissedilebilecektir. Bu ıhınım hekimlerin istemediği bir durumdur. Fakat çeşitli sebeplerle ^Hpılan spor bu amacı aşıp yorgunluk verebilir. Bu durumun ■Üzeltilmesi ve tedavisi için hekimler yapılması gerekenleri kurallar İmline getirmişlerdir.

()smanlı hekimleri yorgunluğu dört bölümde tanıtırlar: "a) kurhî, p) temdûdî, c) veremî ve d) kaşağı" yorgunlukları. Biz bunları daha kolay anlamak için birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü derecedeki yorgunluklar olarak ele alacağız.

Birinci derecedeki yorgunlukta bütün vücutta ve organlarda lııssedilen büyük acı ve ağrı vardır. Organlarda bazen öyle bir yorgunluk olur ki el değdirince veya hareket ettirince yaralardaki acı gibi ağrı olur. Bunun sebebi vücutta oluşan istenmeyen maddelerdir. Vücut elde çok ısınmıştır, organlar da fazla ısınmışlardır, sırt soğuktur e üşür, hatta titreme bile başlar.

Böyle durumlarda sıcak su dolu küvete (âbzen) girip, içinde ağır |gır ovulup masaj yapılmalıdır. Biraz rahatlayınca vücuda sıcak nitelikteki yağlar sürülmelidir. Papatya yağı, dereotu tohumu yağı, lıııtmi tohumu yağı bu yağlardandır. Sonra sıcak hamama girilmelidir. Böyle rahatsızlık içinde olanlar, latif yiyeceklerden olan koruk suyuyla pişirilmiş piliç eti, arpa çorbası, kabak kalyesi, ıspanak kalyesi ve benzerlerini pişirip yemelidir.

ikinci derecedeki yorgunlukta spor yapan şahıs kol ve bacaklarının ı,ekildiğini sanır, damarlarında ve eklemlerinde hararet ve dolgunluk hissedip, zorlukla ve zahmetle hareket eder. Bunun sebebi de kaslarda biı ıkmiş ve anlamamış olan fazlalıklar ve bunun sonucunda oluşan bir çeşit "dolaşan" havadır. Bu acı ve ağrılar uzun sürer, günlerce ijjjeçmez.

Böyle durumlarda gene sıcak su banyosuna girilip kendini yavaş yavaş ovdurmak, sıcak nitelikteki yağlar sürülmek ve sık sık sıcak hamama girilmelidir. Bu arada hafif yiyecekler yiyerek bu acılardan 11utulmaya çalışılmalıdır.

 

3. ETKEN "SPOR"

 

3. ETKEN "SPOR"

 

Üçüncü derecedeki yorgunlukta insanın vücudu ısınır, teni sıcakJ damarlar ve kaslar dolu dolu olur, kaslara el değdirildiği zaman şi| bir uzvun ağrısı gibi ağrır ve organlar pişmiş gibi hissedilir. Bunun sebebi vücutta acı veren maddelerin oluşmasıdır. Bu durumda yapılmj gereken üç şey vardır; bağırsakların boşaltılması, kusma ve az yem« Bunlar mutlaka uygulanmalı, tamamen geçene kadar az yenmelidir. Vücuttaki hararet de soğuk nitelikteki şerbetler ile teskin edilir; gi şerbeti, menekşe, limon şerbeti gibi. Kasların kasılması ve ağrısı içli] sıcak suya (âbzen) girmek, sık sık hamama gitmek ve sıcak nitelikte yağlarla vücudun ovulması gerekir. Ayrıca dinlenilmelidir.

Dördüncü derecedeki yorgunlukta insan vücudunda ve bütün organlarında kuruluk hisseder. Sebebi, birkaç zor işin bir arada yapılması, aşırı terleme, yorulma, çok sıcakta kalma ve bu arada 112 yemektir. Kendinde yorgunluk ve kuruluk hissedenler öncelikle su al su dolu küvete (âbzen) girmelidirler. Bu banyoya faydalı bitkiler d) kaynatılıp ilave edilmelidir. Bundan başka hamama girmek ve diğe yorgunluklarda sayılan yağlarla yağlanmak da şifadır. Yemeklerden yumuşak, iyice pişen yiyecekler yenmeli ve şerbetler içilmelidir. Badem yağı ve şekerli şerbetler içilmeli, paça, haşlanmış veya keba| olmuş etler yenmelidir. Böyle durumlarda kavrulmuş veya şişte çevrilmiş etler de yenebilir.

SPOR ÇEŞİTLERİ

Spor tarif edilirken, kendi isteğiyle bütün bedenle veya bedenin bir kısmı kullanılarak yapılan hareketlerdir denilmekteydi. OsmanI tıbbının uygulandığı dönemlerde yapılan spor çeşitlerine bakacak olursak; güreşmek, koşmak, zıplamak, atlamak, kılıç oynamak, ata binmek, ok atmak, top oynamak karşımıza çıkar. Ayrıca, tek ayak üzerinde zıplamak, amuda kalkmak, çelik çomak oynamak, aşık oyum oynamak, nefes çekmek, yumruklaşmak, at arabasına binmek, yayar yürümek, yelpek koşmak gibi hareketler de spordan sayılmaktadır. Kurallara uygun masaj yaptırarak bedeni, el ve ayakları ovdurmak da spor çeşitlerindendir.

Osmanlı hekimleri kitaplarında faydalı sporlardan birkaç tanesini tavsiye ederler. Bunlardan en başta geleni ata binmektir. Ata binmek eğer dengeli itidalli yapılırsa tüm bedenin sporudur ve tüm bedeni besleyip takviye eder, atılamayan maddelerin ayrışmasını ve atılmasını sağlar. Ata binmek bedeni gerektiği kadar kızdırır, bu da faydalı olmayan maddeleri çözer ve ayırır. Özellikle hastalıktan yeni kalkan kimselere uygundur. Hastalıkla bedende oluşan ve atılamadan kalan d.lelerin atılması sağlanır. At koşturarak cirit oynamak, hem [enin hem nefsin sporudur. Bedenin sporudur, çünkü beden hareket u İrdir. Ama nefsin sporu olduğu da gerçektir. Çünkü cirit oyuncusu, •r galip gelirse, nefse bir ferahlık ve sevinç dolar. Oyuncu eğer Hup olursa öfkelenir ki bu da nefsin hareketi, sporudur.

alıncağa binmek ve yavaş yavaş sallanmak da bir spordur. Özellikle hktan yeni kalkanlar için uygundur. Hızlı sallanmak iyi değildir, ü bedenin ısısı çok artar ve bedendeki yararlı birçok maddeyi

ırır.

t arabasına binmek de tavsiye edilen sporlardandır. Her çeşit at ası ve fayton çeşitleri buna dâhildir. Özellikle baş ağrıları için .. ık iyidir. Eski baş ağrıları ki uzun zamandır çekilen baş ağrıları ve [İdende biriken kötü maddelerden meydana gelen baş ağrıları da buna dâhildir.

At arabalarının yolda giderken sallanması, zıplatması, silkmesi ile beden hareket eder, atılamayan zararlı maddeler yerlerinden kopar Ve bedenden atılması gerçekleşir. Böylelikle baş ağrısına sebep olan Hİİz maddeler de atılmış "savuşturulmuş" olur.

At arabasına binildiğinde yüz atların arkasına dönmelidir. Yani İm den ve yüz ön tarafa bakmalıdır. Böyle yapılan gezintiler göz (afiyetleri ve göz ağrılarında da çok faydalıdır. Çünkü at arabasının hareketi öne doğru olduğundan baştaki maddeler ve beyindeki maddeler geriye doğru hareket eder, geriye çekilir. Böylelikle önce beyin temizlenir, arınır sonra göz sıvıları temizlenerek göz parlak ve ılı lanmış olur. Bu da sporun yapılma amacına uygundur.

Yaşlıların ve hastaların da spor yapması gerekir, fakat bu çoğu unan güçtür. Ata binmek ve temiz havada yürüyüş yapmak bunlar

İçin de en faydalısıdır. Bunları yapamayacak durumdaysalar, at 11 abasına binmek veya gemiye binmek de faydalıdır. Bunları da

yapamayacak durumdaysalar, insanlarla oturup sohbet etmeleri, bir

şeylerle meşgul olmaları da spor yerine geçer.

SPOR OLARAK MASAJ

Masaj da bir çeşit spordur ve hekimlerin istedikleri amaca hizmet eder. Orta kuvvette yapılan masaj bedeni rahatlatır, kuvvetlendirir, yüzü ve cildi güzelleştirir. Orta kuvvette masaj demek, çok yumuşak Ve sert olmayan masajdır. Çok uzun sürmemek, kısa süreli de olmamalıdır. Hızlı hızlı yapılmamalı veya çok yavaş da

 

3. ETKEN

"SPOR"

 

3. ETKEN "SPOR"

 

uygulanmamalıdır. Bütün masaj türlerinde bu kurallar geçerlidiı

Osmanlı hekimleri sağlıklı yaşam kuralları içinde anlattıkları masajı önce; sert, yumuşak ve orta dereceli masaj olarak üçe ayını l.ıı Bu üç çeşit masajı da uzun, orta ve kısa süreli olarak alt bölümkır ayırırlar. Böylece, uygulanması gereken masaj dokuz çeşit olur. Bu dokuz çeşit masajın da yapılması gereken durumlar ve etkileri fark 1 ulu "Her biri bir tabiattadır, her biri bir hak muvafıktır" diyerek, amaca uygun masaj yapılması gerektiğini vurgularlar. Masaj istenen amaı . uygun olduğu takdirde faydalıdır, yoksa o yapılan bedene zarar veri Buna çok dikkat edilmelidir.

Birinci gurupta masaj sert, katı yapılır ve uzun süre uygulanır. Bununla amaç bedenin kızması, ısınması, terlemesi ve sonra kurumasıdır. Bu masaj bedeni soğutur ve zayıflatır.

İkinci gurupta masaj sert, katı yapılır, süre olarak az bir zaman uygulanır. Böylece beden tazelenir, yenilenir. Amaç budur.

Üçüncü gurupta masaj sert, katı yapılır, süre olarak ortalama bil zaman uygulanır. Böylece beden ısınır, kuvvetlenir ve şişmanlar. Amaç budur.

Dördüncü gurupta masaj yumuşak yapılır ve uzun süre uygulanıl Bu masaj bedeni kızdırır, ısıtır, tazeler ve gevşetir. Bu amaçla yapı İn

Beşinci gurupta masaj yumuşak yapılır ve kısa süre uygulanır. Bu masaj bedeni tazeler, gevşetir ve rahatlatır.

Altıncı gurupta masaj yumuşak yapılır ve süre olarak ortalama bil zaman uygulanır. Bu masaj bedeni ısıtır, kızdırır ve tazeler.

Yedinci gurupta masaj orta kuvvette yapılır ve süre olarak uzun zaman uygulanır. Bu masaj bedeni ısıtır, kızdırır ve şişmanlatır.

Sekizinci gurupta masaj orta kuvvette yapılır ve kısa süre uygulanıl, Bu masaj bedeni tazeler ve mutedil hale getirir.

Dokuzuncu gurupta masaj orta kuvvette yapılır ve ortalama bir süre uygulanır. Bu masaj bedene hiçbir zaman sıcaklık vermez ve zarar getirmez.

Vücudun keselenmesi ve ovdurulması da bir çeşit spordur. Eğer haşin el ile sert ovma veya kese yapılırsa ve bu uygulama çok uzatılmazsa kan bedenin dışına doğru çekilir, ten ısınır, kızarır. Bu ovma bedeni şişmanlatır. Eğer belli organlar kuvvetle ovalanırsa ve

II

İre uzatılırsa o organ zayıflamaya başlar. Çünkü bu durum lüzumlu rçok maddenin ayrışması ve uzaklaşmasına sebep olur. Yumuşak

şekilde kese yapmak bedeni gevşetir, rahatlatır.

ORGANLARIN SPORU

( )smanlı hekimleri spor konusunu işlerken uzuvların sporuna da feci yer ayırırlar. Bilinmelidir ki derler; herhangi bir uzvun çok

Kareket etmesi o uzvun kuvvetli olmasına sebep olur. Bundan dolayı fecilikle kuvvetli olması istenilen uzvu çok hareket ettirerek, o uzva

*or yaptırarak, kuvvetli olması sağlanır. Meselâ bir kimse ezberlemeye fek çalışsa hafızası kuvvetlenir, ezberleme gücü artar ve düşünme

Bücü çoğalır.

Her organın özel bir spom vardır. Mesela gözün sporu güzel şekillere, güzelliklere, güzel yüzlere bakmaktır. Tabiatın meylettiği ve kendisini ferahlatan şeylere bakmak gözün sporudur. Bu göz sporu, göze kuvvet İVe cila verir. Gözü, görme zorluklarını meydana getiren sıkıntılardan ayıklayıp temizler. Kulağın sporu ise güzel sesler dinlemek, uygun 11 >ı uışmalar işitmektir.

Burnun sporu güzel kokular koklamak ile olur. Mizacı soğuk olan kimseler amber, öd ve laden koklamak, mizacı sıcak olan kimseler kâfur, sandal odunu ve gülsuyu koklamalıdırlar. Koklama burnun bir Sporu gibi yapıldığında, bu koklama duygusunu arttırır, koku almayı keskinleştirir.

Ağzın sporu ağız ve boğaza cila verici yiyecekler tatmakla olur; şeker, limon gibi. Dokunma duygusunun sporu yumuşak şeylerle ■emas etmektir. Samur kürk, keten kumaş ve ipekli kumaşlar giymek de bu spordan sayılır. Bu kumaşlarla temas etmek dokunma duyusunu geliştirir. Yumuşak tenli sevilen cariyelere dokunmak da bu spordandır. Çünkü bu uygun dokunma duygusu belleği arttırır, bedeni kuvvetlendirir. Fakat dokunuşu sert, kaba şeylerle temas etmek ve kaba şeyler giymek bedeni zayıflatır, teni sert yapar.

 

97

3. ETKEN "SPOR"

 

3. ETKEN "SPOR"

 

SPOR İÇİN UNUTULMAMASI GEREKENLER

  • Spor yapmak (beden riyazeti) vücutta oluşan zararlı fazlalıkla: m atılması, uzaklaştırılması ve sağlığın korunmasında gerekli tedbirlerdendir.
  • Uzun süreli hareketsizlik bedene ve sinirlere gevşeklik verir, aklı köreltir, vücutta tıkanıklıklar yapar, gıdalar sindirilemez, iştah olmaı ve daha birçok rahatsızlık belirir.
  • Spor, hem yenen yemeğin sindirilmesine yardımcı olur, hem â daha önce yenmiş yemeklerden yakılamayan, damarlarda kalmış olan fazlalığın, ilaca gerek kalmadan harcanması ve atılmasını sağlar.
  • Sporda öylesine hareket edilmelidir ki beden kızmak ve terlemj mertebesine gelmelidir. Bu şekildeki spordan sonra insana bir sevim,, neşe gelir, iştah artar. Spor organları, eklemleri ve bedeni kuvvetlendirir.
  • Yorucu hareket etmek vücut ısısını arttırır, mizacı soğutur ve kurutut. Bir organın veya vücudun uzun süre ve sert hareketi faydalı olmaktan çıkar ve zararlı olmaya başlar.
  • Spor her istendiği zaman yapılamaz. Sporun yapılması gereken vakit konusunda bütün hekimlerin ortak kararı yiyeceğin hazmedilmiş olduğu, bağırsaklardan besinlerin fazlasının boşaltılmış olduğu vakittiı
  • Spora birden bire başlanamaz. Ansızın spor yapmaya başlamak, uyuyan insanı aniden uyandırmaya benzer. Spora masaj yapıp bedeni alıştırarak başlanmalıdır.
  • Spora başlamadan önce yapılacak masaj ve ovdurma işlemi yavaj yavaş başlamalı tedricen artarak devam etmelidir. Özellikle ayaktan başlanıp, baldırlar, dizler ovulmalıdır. Uyluğa gelince sertçe ovma devam etmeli kaslar yumuşayıp ısınınca durmalı, spora başlanmalıdır
  • Sporda istenen düzey şudur; beden ısınmak, özellikle sırt ısınıp kızmak, ter gelmeye başlamalıdır. Ter derinin kıllarının dibinde fark edilmeli, fakat bu ter gözeneklerden dışarı çıkıp damlamamalıdır.
  • Spor ifrat derecesine dönüştüğünde ise vücut çok terlemeye başlar. Bu zararlıdır, çünkü bu ter önce bedeni kızdırır daha sonra soğutur, vücudun hıklarını tahrik edip çürümesine sebep olur, organlaı zayıflar. Bu hiç istenmeyen bir durumdur.
  • Spor bırakılırken tekrar masaj yapılır. Masaj veya ovma başlangıçta İMİ ve katı olmalı, zamanla hafif ve yavaş hale gelmelidir. Yavaş av. ıs ovarken beden soğumak, nefes alıp verme yavaşlamalıdır.

Sporu bitirirken en son el ve bacakları uzatıp kendine çekmek ııret iyle birkaç kez gerilme hareketi yapılmalı, ardından el ve yüzler yıkanarak spor bitirilmelidir. Bundan sonra yemek yenebilir.

Osmanlı hekimleri kitaplarında faydalı sporlardan birkaç tanesini siye ederler. Bunlardan en başta geleni ata binmektir. Ata binmek <ı dengeli itidalli yapılırsa tüm bedenin sporudur ve tüm bedeni besleyip takviye eder, atılamayan maddelerin ayrışmasını ve atılmasını »ağlar.

Salıncağa binmek ve yavaş yavaş sallanmak da bir spordur, ellikle hastalıktan yeni kalkanlar için uygundur. Hızlı sallanmak i değildir, çünkü bedenin ısısı çok artat ve bedendeki yararlı birçok addeyi de ayrıştırır.

  • Yaşlıların ve hastaların da spor yapması gerekir, fakat bu çoğu man güçtür. Ata binmek ve temiz havada yürüyüş yapmak bunlar

İçin de en faydalısıdır. Bunları yapamayacak durumdaysalar at arabasına veya gemiye binmek de faydalıdır.

  • Masaj sert, katı yapılır ve uzun süre uygulanırsa beden kızar, inler ve sonra kurur. Bu masaj bedeni soğutur ve zayıflatır.
  • Masaj sert, katı yapılır, süre olarak az bir zaman uygulanırsa beden ı.ı elenir, yenilenir.
  • Masaj sert, katı yapılır, süre olarak ortalama bir zaman uygulanırsa beden ısınır, kuvvetlenir ve şişmanlar.
  • Masaj yumuşak yapılır ve kısa süre uygulanırsa, bedeni tazeler vşetir ve rahatlatır.
  • Masaj yumuşak yapılır ve süre olarak ortalama bir zaman ygulanırsa bedeni ısıtır, kızdırır ve tazeler.

 

99

3. ETKEN "SPOR"

 

113

 

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN UYKU

Sağlıklı yaşamın olmazsa olmazlarından birisi de uyumaktır. Uyku sıhhatin en önemli ihtiyaçlarından birisidir. Uyku vücudun sükûn hali, uyanık olmak ise hareket halidir. Nasıl ki hareketsizlikte, sakin olup oturmak durumunda bütün organlar el, ayak hatta dil bile hareket etmiyorsa uyku da öyledir. Uykuda yalnızca kapalı olduğu halde gözler hareket eder. Uyku ile tüm duygular ve nefsin hareketi durmuştur. Hekimler; "Uyumak susup durmaya benzer, zira onda rahatlık vardır, gıdanın sindirimine yardım eder" derler. Uykunun faydalarından en başta olanları dinlenmek ve yiyecekleri sindirmektir.

Osmanlı hekimleri tabii uykuyu şöyle açıklarlar: Uyku sağlıklı kişilerin sahip olduğu tabii bir durumdur, beynin latif, hoş halinden meydana gelir. Yiyecekler midede hazmedilip, kan olup, hıklar bu kana akıtıldıktan sonra, kan beyne çıkar. Beyne çıkan bu hıkların buharı "dimağın cevherini süst (gevşek) eyler, sinirler cümle dimağdan bitmiştir. Çün dimağ süst olur, sinirler dahi süst olur, hareketden kalurlar". Burada söylendiği gibi sinirler beynin bir parçası olduklarından, beyne çıkan o latif buharlar bütün sinirleri etkileyerek gevşetir ve hareket durur. Beyin ve sinirler gevşemiş, arınmıştır. Artık "rahat ve sükûn taleb eyler". Böylece bedendeki kuvvetler hareket etmez, durur; "göz bakamaz olur, el tutamaz, dil söyleyemez, ayak yürümez, sinirler işten kalur dinlenmek için, beden hoş, lâtif olmağ içün". Bu sebepten uykunun iki önemli faydası olur. Birincisi beyin, beden ve bunların bütün kuvvetleri sakinleşmiş ve tazelenmiştir. İkincisi de uykuda gerekli hıklar pişer, olgunlaşır ve burada oluşan hayati sıcaklık canın kuvvetini arttırır.

 

 

 

 

 

 

 

Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları

5. ETKEN "UYKU"

 

114

5. ETKEN "UYKU"

 

Osmanlı hekimlerinin uyku konusunda önem verdikler bir diğl durum da uyku ile vücut ısısının karın kısmına yöneldiği ve orada toplandığıdır. Uyku halinde beden ısısı karın kısmına yönelir, kaı ııı kısmında sıcaklık çoğalır, bedenin diğer kısımları soğur. Uykuda beden sıcaklığı vücudun içeri kısımlarına, karın kısmına döndüğünden, buranın dışındaki bölümler ve vücudun dış kısmında soğukluk meydana gelir, bu sebeple uyuyan insanın örtünmeye ihtiyacı oluı Özellikle soğuyan bedenini örtmek, ısıtmak ister.

Dengeli, uygun bir uyku vücuttaki hıkları sarf eder, bedeni tekr.n düzenler, kızdırır ve beden ısısına kuvvet verir. Ayrıca uykuda bedenin ısısı karın kısmına yöneldiği zaman "rûh-ı nefsânî" denen nefsin kuvvetleri serbest kalır, önce hareket eder, sonra istirahata çekil ıı Bu kuvvetlerin yollarını düzenlediğinden hayatın cevherinin bozulmasını önler. Uyku gündüz boyunca vücudun hareket etmesiyle meydana gelen zararların giderilmesinde çok önemlidir. Bedenin maruz kaldığı şiddetli hareketlerden, yorgunluktan, cinsel münasebetten ve bunlara benzer şeylerden hâsıl olan zararları gideı ıı Ayrıca hazma yardımcı olur.

Uykunun zıttı olan uyanıklık ise bedenin ve duyguların tekrardan harekete geçmesi demektir. Uyanıklık hem bedenin hem de duygulaı m kullanabilecek duruma gelmesidir. Uyanıklıkta bedenin hareketi dışarıya doğrudur. Beden hafifler, nefsin hareketi de dışarıya doğru olur ve hemen kullanılabilir hale gelmiştir.

İYİ UYKU

İyi uyku geceleyin, uygun saatte dengeli ve derin olmalıdır. Çok fazla uyunmamalıdır. Akşamdan sabaha sekiz saat, uyku için ideal süredir. Hekimler "gecede sekiz sâatdan artuk ve eksük uyımayalar" diyerek bu süreyi saptamışlardı. Yaz geceleri dokuz saat uyumak da normaldir. İyi uyku kuşkulu olmayıp, süreli olmalıdır. Eğer düşüneni' yaramaz endişeler yoksa o zaman iyi bir uyku olacağını gösterir.

Uykunun en iyi vakti, yemeğin midede hazım olup bağırsaklara geçmeye başlamasından sonradır. Bu da yaklaşık yemeğin yenmesindei ı iki saat sonradır. Bu şart "ğıdâ hazm olmaya başlayacak yatalar" diye özetlenir. Pratik olarak; "yiyecek midede biraz alıştıktan sonra" diye tarif ederler. Mide doluyken uyumanın pek çok zararı vardır. Önce yatakta istediği gibi istirahat edip uyuyamaz, döner durur. Beyni istenmeyen buharla dolar, düşünceler basar. Dolu mide ile uyumak hazma mani olur, nezleyi arttırır ve türlü türlü hastalıkların doğmasına

İH'I

bep olur. Mide boş iken uyumak da zararlıdır. Vücut ısısını azaltır, bedeni zayıflatır.

[ Gündüz uykusu zararlıdır, gündüz uyumak bedeni gevşek ve güçsüz İter, vücuda ağırlık verir ve şehveti azaltır. Osmanlı hekimleri gece

yerine gündüz uyumanın zararlarını şöyle sıralarlar: Gece yerine ■ftndüzleri uyumak benzi sarartır, rutubetten doğan hastalıkları meydana getirir, nezleleri çoğaltır, hazma ve tene zarar verir. Eğer ■ece uyunmamış ve mutlaka gündüz uyumak gerekirse, hemen öğle vakti ve öğle yemeği hazma geçince uyunmalıdır. Uyuma mümkünse bep aynı zamanda yapılmalıdır. Farklı zamanlarda uyumak, vaktinde uyumamak beynin rutubetini kurutur, fikrin dağılmasına sebep olur, ııklı ahmak eyler. İnsanı öfkeli yapar, benzi sarartır, bedeni zayıflatır. 1 lekimler zamanında uyumanın önemini; "Her türlü fiili vaktiyle etmek i'yrck kim faydası ola" diye özetlerler.

UYUMANIN ŞEKLİ

İyi bir uyku için kural bellidir. Yatılacağı vakit önce sağ tarafa, sonra sola dönüp yatılmalıdır. Vücudu sıcak tutacak örtüler ■Ortülmekdir. Yan uyumanın en iyi şekil olma sebebini şöyle açıklarlar: İDnce sağ yana dönülmeli, böylece mide sarkar, içindekiler midenin dibine gider ve mide rahatlar. Kısa bir süre sonra sol taraf dönülmelidir. Böylece karaciğer midenin üzerine düşüp mideyi ısıtır. Böylece midedeki tam hazmedilmemiş gıda çabucak hazmedilir ve beden rahatlar. Uyanınca yine sağ tarafa dönülmelidir. Böylece hazım olmuş gıda mideden kolaylıkla karaciğere ulaşır.

Yüzükoyun ve karın üstü uyumak tavsiye edilmez. Yüz üzerine uyumanın gözlere zararı olduğu, göğüs ağrısı yaptığı, diş etlerini çürüttüğü ve baş ağrısı yaptığı belirtilir. Bu şekilde uyumaya alışılmamalıdır. Karın üstüne yatmak yalnızca tok karnına yatanlar için tavsiye edilmektedir. Yemekten hemen sonra yatanların, midelerindekileri kolayca hazmetmek için karın üstü yatması bir müddet için uygun görülür. Hazım olana kadar mide üstüne yatmak olur, ama bir müddet sonra sol tarafa dönerek uykuya devam edilmelidir.

Sırt üstü, arka üstü yatmak Osmanlı hekimleri tarafından hiç beğenilmeyen, tavsiye edilmeyen bir uyku şeklidir. Bunu her seferinde; "sırt üstü yatmak yaramazdır, sırt üstü yatmak zararlıdır" diye tekrar ederler. Sırt üstü yatmak zararlıdır ve "yaramaz marazlar getirir". Bu şekilde uyumaya alışanlarda önemli hastalıklar meydana geldiği ve

 

115

5. ETKEN "UYKU"

 

bunun unutkanlık yaptığı da belirtilir. Sırt üstü yatanlarda olabileı el hastalıklar da tek tek yazılır. Eklem ağrıları, eklem, mafsal sancılan, sinir ve sırt ağrıları, kulunç ve felçlere sebep olacaktır. Ayrıca öksürük, akciğer rahatsızlıkları, nezle gibi hastalıklarla, kalp sektesi, akciğei veremi gibi kötü hastalıkları da doğurur denilmektedir.

Osmanlı hekimleri bunların nedenini de şöyle açıklarlar: Norma 1,1, beyinde oluşan ve vücuda akan hıklar burun yoluyla atılır. Arka iisid yatıldığı zaman beyinde oluşan fazla maddeler atılamaz, bir kısmı baı tarafına hareket eder ve bir kısmı göğse dökülür. Vücut normal yollu atmaya alışık olduğu maddeleri o yolla atamaz ve tersine gider. Akciğere dökülen bu fazlalıklar nezle, öksürük, verem gibi hastalıkları! sebep olur. Eğer beyinde oluşan atılacak maddeler beyinde kalırsa sara, sekte, felç ve "ağır basmak" hastalıkları oluşur.

Halk arasında sırt üstü yatmanın iyi olduğu söylense de bu dı ığflj değildir. Böyle söylenmesinin sebebi uyumadan, uykuya dalmadan önce kısa bir süre sırt üstü yatmanın insana güzel fikirler getirdiği bilgisidir. Hekimler uykuya dalmadan önce kısa bir süre sırt üstü yatmanın düşünce gücünü kuvvetlendirdiği ve güzel düşünceler doğurduğunu söylerler.

Bir de cinsel ilişkide arka üstü yatmak iyidir ve kuvvet verir. Fakal her iki halde de buna çok dikkat etmeli ve kısa bir süre sonra tekrar uyuma şekli için yan dönülmelidir. Aksi takdirde sırt üstü uyumak zararlıdır ve pek çok hastalığa sebep olur.

Uykuda terlemek de istenmeyen bir durumdur. Uykuda terlemenin bilinen bir sebebi yoksa, ki bu sebepler havanın sıcak olması, çok yemek yemek gibidir; uykuda terlemenin sebebi o kişinin bedeninde zararlı maddelerin çoğaldığına işarettir. Terleyen beden atılması gerekip atılamayan maddelerle dolu demektir. Bu maddelerden kurtulmak lazımdır. Bunun için "arınmak" bahsinde tavsiye edilenleı yapılmalıdır.

Uykudan uyanınca hemen su içmek hatadır. Bu alışkanlıktan vazgeçmek lazımdır. Çok susanmışsa önce ağız su ile çalkalanmalı, bir müddet sonra su içilmelidir. Uyandığında ağzında bir ekşilik hisseden, önce elini yüzünü su ile yıkamalı, sonra biraz yürümek, bu his geçene kadar bir şey yememelidir. Dengeli bir uyku ki, vaktinde ve uygun bir süre olan uykudur, böyle bir uyku beden için çok faydalıdır. Bedenin her türlü hayati kuvvetlerini yerinde saklar, aklı arttırır, gönlü ferahlatır, bedeni hafifletir, ağza tat verir, sinirleri

kuvvetlendirir, beyni temizler, gıdaları sindirir, huyları güzelleştirir, İoz nurunu arttırır ve yüzün rengini güzelleştirir.

UYKUSUZLUK-AŞIRI UYKU

I lekimler uykusuzluk veya aşırı uykuyu "gayr-i tabiî uyku" bölümünde i ılıtırlar. Uykusuzluk ve gece uyumamak dimağın cevherini eksiltir, l, \ ni etkiler. Sağlıklı yaşam bölümünde uykusuzluk için alınacak Iı ı Ibirler ilaçsız olarak uygulananlardır: Öncelikle düzenli ve mutedil leşler, akarsu sesi ve değirmen sesinin uyku getirdiğini belirtir, bu leşlerden faydalanılmasını öğütlerler. Özel olarak hazırlanmış havuzlardan akan su sesi rahatlatmak amacıyla yapılmıştır ve böyle ,eı lerde sakin oturup, bu suyun sesini dinlemek uyku getirir.

Uykusuzluk çekenler için en çok tavsiye edilen, bedenle çalışarak ■Orgun düşmektir. Uykusuzluk çekenler böyle bir işte iyice yorulana I ular çalıştıktan sonra yatarlarsa hemen uyurlar. Bunun zıttı bir durum da vardır. Çok orurmak ve hareketsizlik de uyku getirebilir. Su sesi dinlemek veya ateş karşısında oturup, ateşe bakmak da uyku ■etirir. Eğer şarap içmek adeti varsa, şarap da rahatlatıp uykuyu getirir. I lykusuzluk çeken kişi, iyice yorulup uykusu gelmeden yatırılmamalıdır. Yanığı zaman yanında birkaç kişi kalıp, oturup hikâyeler anlatıp, kitaplar okumalıdır. İyice melûl ve mahzun olduktan sonra ışığı föndürürlerse derhal uyur.

Çok uyumak, durmadan uyuklamak da sağlıklı bir insanda olmaması tereken bir durumdur. Çok uyumayı adet edinmiş kişiler de olabilir, bunlar tedricen bu alışkanlıklarını düzeltmeli, geceleri sekiz saat uyku uyuma alışkanlığını kazanmalıdırlar. Çok uyumak veya uyuklamak

■e sağlığa zararlıdır. Çok uyuklayan kişileri görenler onların uyuduğunu lanır. Bunların bedenlerinde biriken zararlı maddeler, hıkların buharları beyne çıkmış ve oraya dolmuştur. Bunlar ona gözünü

■Çtırmaz, daima kendinden geçmiş bir şekilde yatar. Çok uyuklayan kişilerde genellikle kan fazlalığı olabilir, bu durumda eğer yaşı ve vakti müsait ise kan aldırılmak veya "arınmak" bölümünde tavsiye dilenler uygulanmalıdır. Özellikle soğuk mizaçlı olan kişilerin çok uyuması daha zararlıdır. Tedavi edilmesi gerekir, hekime danışılmalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları

5. ETKEN "UYKU"

 

 

 

118

UYKU İÇİN UNUTULMAMASI GEREKENLER

  • Sağlıklı yaşamın olmazsa olmazlarından birisi de uyumaktır. Uyku sıhhatin en önemli ihtiyaçlarından birisidir.
  • Uykunun iki önemli faydası olur. Birincisi beyin, beden ve bunların bütün kuvvetleri sakinleşmiş ve tazelenmiştir. İkincisi de uykuda gerekli hıklar pişer, olgunlaşır ve burada oluşan hayati sıcaklık canın kuvvetini arttırır.
  • Uyku sırasında vücut ısısı karın kısmına yöneldiği ve orada toplandığı için vücudun dış kısmında soğukluk meydana gelir. Bu sebepten uyuyan insanın örtünmeye ihtiyacı okrr. Özellikle soğuyan bedenini örtmek, ısıtmak ister.
  • Dengeli, uygun bir uyku vücuttaki hıkları sarf eder, bedeni tekrardan düzenler, kızdırır ve beden ısısına kuvvet verir.
  • İyi uyku geceleyin, uygun saatte dengeli ve derin olmalıdır. Ç< \ fazla uyunmamalıdır. Akşamdan sabaha sekiz saat, uyku için ideal süredir.
  • Uykunun en iyi vakti, yemeğin midede hazım olup, bağırsaklaı.ı geçmeye başlamasından sonradır. Bu da yaklaşık yemeğin yenmesindei ı iki saat sonradır.

Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları

  • Mide dolu iken uyumanın pek çok zararı vardır. Kişi önce yataktı 5. ETKEN istediği gibi istirahat edip uyuyamaz, döner durur. Beyni istenmeyen

buharla dolar, düşünceler basar.

  • Mide boş iken uyumak da zararlıdır. Vücut ısısını azaltır, bedeni zayıflatır.
  • Gündüz uykusu zararlıdır, gündüz uyumak bedeni gevşek ve güçsüz eder, vücuda ağırlık verir ve şehveti azaltır.
  • Eğer gece uyunmamış ve mutlaka gündüz uyumak gerekirse, hemen öğle vakti ve öğle yemeği hazma geçince uyunmalıdır.
  • Uyuma mümkünse hep aynı zamanda yapılmalıdır. Farklı zamanlarda uyumak, vaktinde uyumamak beynin rutubetini kurutuı, fikrin dağılmasına sebep olur, aklı ahmak eyler. İnsanı öfkeli yapaı, benzi sarartır, bedeni zayıflatır.
  • İyi bir uyku için kural bellidir. Yatılacağı vakit önce sağ tarafa, sonra sola dönüp yatılmalıdır. Vücudu sıcak tutacak örtüler örtülmelidir.
  • Yüzükoyun ve karın üstü uyumak tavsiye edilmez. Yüz üzerine Uyumanın gözlere zararı olduğu, göğüs ağrısı yaptığı, diş etlerini

Kürüttüğü ve baş ağrısı yaptığı belirtilir.

  • Karın üstüne yatmak yalnızca tok karnına yatanlar için tavsiye rılilmektedir. Yemekten hemen sonra yatanların, midelerindekileri kolayca hazmetmek için karın üstü yatması bir müddet için uygun «örülür. Hazım olana kadar mide üstüne yatmak olur, ama bir müddet | ınra sol tarafa dönerek uykuya devam edilmelidir.
  • Sırt üstü ve arka üstü yatmak Osmanlı hekimleri tarafından hiç beğenilmeyen, tavsiye edilmeyen bir uyku şeklidir. Bu şekilde uyumaya alışanlarda önemli hastalıklar meydana geldiği ve unutkanlık yaptığı da belirtilir.
  • Halk arasında sırt üstü yatmanın iyi olduğu söylense de bu doğru değildir. Böyle söylenmesinin sebebi uyumadan, uykuya dalmadan ttnce kısa bir süre sırt üstü yatmanın insana güzel fikirler getirdiği bilgisidir.
  • Uykuda terlemek de istenmeyen bit durumdur. Uykuda terleme o kişinin bedeninde zararlı maddelerin çoğaldığına işarettir. Terleyen beden atılması gerekip atılamayan maddelerle dolu demektir.
  • Uykusuzluk ve gece uyumamak dimağın cevherini eksiltir, beyni etkiler.
  • Uyku getiren şeylerin başında düzenli ve mutedil sesler, akarsu ve değirmen sesi gibi sesler faydalıdır. Özel olarak hazırlanmış havuzlardan akan su sesi rahatlatmak amacıyla yapılmıştır ve böyle yerlerde sakin oturup bu suyun sesini dinlemek uyku getirir.
  • Uykusuzluk çekenler için en çok tavsiye edilen, bedenle çalışarak yorgun düşmektir. Uykusuzluk çekenler böyle bir işte iyice yorulana kadar çalıştıktan sonra yatarlarsa hemen uyurlar.
  • Çok oturmak ve hareketsizlik de uyku getirebilir. Su sesi dinlemek veya ateş karşısında oturup, ateşe bakmak da uyku getirir.

 

 

 

SONBAHAR MEVSİMİ

Bu mevsimin tabiatı soğuk ve kurudur. Bedene sevda galip olur. hu mevsimde daha çok tabiatı sıcak ve yaş gıdalar yenmelidir. Kuruluk veren şeylerden ve fazlaca cinsel ilişkide bulunmaktan sakınılmalıdır. Öğle vaktinin sıcağından ve sabahın soğuğundan korunmalıdır. Bu mevsimin sonunda müshil içmek uygundur. Fakat kusmak iyi değildir. Bu şekilde özetlenebilecek olan sonbahar mevsiminde ilk önce dikkat edilecek şey sonbaharın tabiatının soğuk ve kum olmasıdır. Sonbaharda eğer yağmur yağar ve hava çok soğuk olmazsa bu iyidir, havayı daha dengeli hale getirir.

Sonbahar muhtelif otlardan çıkan koku ve buharın havaya karıştığı günlerdir. Zira her türlü otların kurumaya başladığı zamandır. Gecenin ortasından kuşluk vaktine kadar çiğ düşer, sonra güneş çıkar ve öğle vaktinin güneşi bütün otları kızdırır. Sonra tekrar hava soğur, bu durum otlardaki çiğ sularını birkaç günde küflendirir. Güneş harareti çeker alır, havaya karıştırır ve havanın tabiatı bozulur, zararlı olur. Bu zararlı hava nefes yoluyla alınır, böylece zararlı hava yüreğe, beyne ve organlara dağılır. Bu durum sağlığı bozar. Hastalıklara sebep olur. Böyle havalardan sakınmak gerekir. Bu durumda iyi, latif kokular koklanmalıdır.

Sonbahar havası yatsıdan kuşluğa değin soğuk, kuşluktan yatsıya değin sıcak karakter gösterdiğinden insan bedenini ve tabiatını zayıflatır. Hava sıcaklığının bir gün içinde çok değişken olması sebebiyle, birçok hastalık meydana gelebilir.

Yazın yenen meyveler veya tabiatı kuvvetli yiyecekler bedende istenmeyen hıklar oluşturmuşsa sonbahar havasının hızlı değişkenliği ile bunlar hastalık meydana getirebilir. Vücuttaki yazdan kalan ve atılamayan maddeler sonbaharın değişen havası ile kokar ve organlara dağılır. Bu ortaya çıkan kötü maddeler ateşli hastalıklara da sebep olabilir. Böyle durumlarda hemen bedenin temizlenmesi lazımdır.

 

KIŞIN NELER YEMELİ

Osmanlı hekimleri kışın yenecek gıdaların kuvvetli olmasını tercih ederler. Bedenin içi kış mevsiminde sıcak olduğundan kuvvetli gıdaları hazmetme karakteri vardır. Yemeklerden keşkek, herise yemeği21 gibi kuvvetli gıdalar, hamurlu erişte, pirinç pilavı, pirinçli şalgam çorbası tercih edilmelidir.

~          Kış mevsiminde et yenmesi tavsiye edilir. Etlerin özellikle kebap

j\     yapılarak yenmesi iyidir. Kızartılmış, biryân edilmiş22 veya tandırda JfV.T     pişirilmiş etler yenmelidir. Erkek kuzu eti, semiz koyun etleri tercih M^'.-A       edilmelidir. Kalye, kebap, kavurma gibi yemeklere kimyon, Frenk Tİ v^l      kimyonu koyulmalıdır. Sıcak nitelikteki kuş etleri; keklik, serçe ve güvercin eti yenebilir. Kışın av etlerinden geyik ve tavşan etleri yenilir. Hekimlerinin  Bütün bu etler kalye, kebap ve kavurma şeklinde pişmeli üzerine Sağlık Kuralları  baharatlar dökülmelidir. Özellikle tavsiye edilen bir baharat karışımı ı ETKEN  vafdır. Bu eşit miktarda anason, rezene, tarçın, damla sakızı ve karabiber "HAVA"  karışımıdır. Bütün bu baharatlar alınır, hepsi iyice dövüldükten sonra karıştırılır ve kebap yapılmış etlerin üzerine serpilirdi.

Kışın sebzelerden sıcak tabiatlı sebzeler seçilmelidir. Turp, sarımsak, acı tere, kereviz, maydanoz böyle sebzelerdir. Kışın yemişlerden kuru incir, kuru kızıl üzüm, cevizle incir ve üzüm ve kuru kızıl üzümle ağartılmış badem yenmelidir. Şarap içenler sulandırılmamış şarabı tercih etmelidirler.

Tabiatı soğuk gıdalardan sakınılmalıdır. Kış mevsiminde taze balıklar, süt, yoğurt gibi soğuk tabiatlı yiyeceklerden yememeye dikkat edilmelidir. Bunlar balgam hıkını arttırırlar. Eğer bu gıdalardan yenecekse bunlar bedeni kızdırıcı turp, sarımsak gibi diğer yiyeceklerle beraber yenmelidir. Böylece vücut içindeki sıcaklığını kaybetmemiş olur.

 

2'Herise yemeği bir çeşit keşkektir. İkisi de buğday ve etle pişirilir ve ağır yemeklerdendir. 22Biryan kebabı: Tava tepsi gibi şeylerde susuz veya az suda f>işiri!dikten sonra kızartılan et kebabı. Anadolu'da toprak çukurda pişirilir ve adına pîren denilir.

yrıca kış mevsimi kendi tabiatında olmayan bir havaya dönüşürse,    39 m ısınırsa veya çok kurak geçerse, yemek düzeni derhal değiştirilmeli, ı ılı ıİmalıdır. Kışın gün içinde rüzgâr eğer lodos veya kıbleden eserse hemen gıda azaltılmalıdır.

UYULACAK DİĞER KURALLAR

Kış mevsiminde spor arttırılarak uygulanmalı, çokça yapılmalıdır. I ış mevsiminde çok hareket etmek ve sevilen sporları yapmak sağlık İçin iyidir. Kışın sıcaklık verecek kıyafetler giyilmelidir. Bunlar kalın pamuklu kıyafetler ve kürklü kıyafetler olmalıdır. Kürklerden vaşak ve samur kış için uygundur.

Kışın sıcak hamama sık gidilmelidir. Ayrıca hamamdan çıkılınca uak nitelikteki öd, amber gibi kokularla tütsü yapılmalıdır. Kışın masaj yaptırmak, vücudu ovdurmak da çok faydalıdır. Kışın çok cinsel ilişki zararlıdır, tabiatı zayıflatır, sinirlere ziyan eder, baş ağrısı yapar, bu dikkate alınmalıdır.

 

 

 

Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları

1. ETKEN

 

 

 

 

 

 

 

Prof. Dr. Ayten Altıntaş; İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anahilim Dalı öğretim üyesidir.

11.6.1948' de Tokat'ta doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Konya'da, yüksek öğrenimini 1966-1970 yıllarında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesin'de yaptı.

Tıp tarihi çalışmalarına 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Kürsüsün'de Prof. Dr. Bedii N. Şehsuvaroğlu'nun yanında başladı. Kısa süre sonra hocasının vefatı üzerine Prof. Dr. Emine M. Atabek'in başkanı olduğu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Kürsüsüne geçti.

1 Temmuz 1982' de doktorasını tamamladı. Üç yıl özel nedenlerle üniversiteden ayrıldı 1986 yılında İÜ. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Anabilim dalında Yardımcı Doçent kadrosuyla çalışmalarına yeniden başladı.

12 Ekim 1988 de Doçent, 11 Nisan 1996 tarihinde Profesör oldu.

Çalışmalarında öğrenci eğitimini her zaman ön planda tutmaktadır. Tıp tarihi bilinci vermek ve Tıpta Etik uygulamaları aydınlatmak için çaba gösterir.

Prof. Dr. Ayten Altıntaş araştırmalarını öncelikle Türk tıp eğitimi konularında yoğunlaştırmış, daha sonra Osmanlı tıbbında tedavi konusuna ağırlık vermiştir. Kokulu gülün Osmanlı tıbbındaki yeri ve doğal kozmetikler bu çalışmaların ürünüdür. Bu çalışmalarının günlük hayata ulaştırılması amaçları arasındadır. Ders notlarının dışında 140 araştırma makalesi, 6 adet kitabı vardır.

Prof. Dr. Ayten Altıntaş halen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde görev yapmakta olup, evli ve iki çocuk annesidir.

Türk Tıp Tarihi Kurumu,

Türkiye Tıp Akademisi,

Uluslararası Tıp Tarihi Kurumu,

Türkiye Biyoetik Derneği,

Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Derneği üyesidir.

 

 

11 Ocak 2015

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi ocetinoglu1@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu