YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Muhsin BOZKURT » Üç Şeyin Cahili

Üç Şeyin Cahili
Tarih: 13 Kasım 2014 Yazar: Muhsin BOZKURT-Tarihçi Kategori: Güncel

Üç Şeyin Cahili

Yanlış hatırlamıyorsam Prof. Dr. Necati Öner'in bir kısım insanımızın fikrî ve zihinsel yapısını veciz şekilde ortaya koyan, çok yerinde ve isabetli bir tesbit ve teşhisi var. Diyor ki muhterem hocamız:

Türkiye'de üç şeyin câhili yoktur: Tıp, Siyaset ve Din. Birine, rahatsızlığınızdan bahsedecek olsanız, demez ki: "Bir doktora git." Hemen şu veya bu ilâcı hararetle tavsiye eder. Siyaset konuşacak olsanız, hemen: "Ben Başbakan olsam şöyle yapar, böyle ederim." Diye ahkâm keserek, bir çırpıda saydığı hususları nasıl halledeceğini anlatmaya başlar. Dinden soracak olsanız: "Müftüye git danış." Diyecek yerde, hemen fetvâ vermeye kalkar.

Evet, Türkiye'de din câhili yok. Yâni fazlasıyla var. Eğri oturup doğru konuşalım. Türkiye'de azımsanmıyacak sayıda kişiler İslâm hakkında, kulaktan dolma, yalan yanlış malûmat dışında, en ufak gerçek bilgiden mahrumdurlar. En acısı da, bu bilgisizlerin çoğunun elit ve aydın tabakaya mensup oluşlarıdır.

Şüphesiz bilmemek ayıp ve kusur değil. Asıl korkuncu, bilmediklerini bilmiyor olmalarıdır. Asıl acı yönü bilmeye, tanımaya ve dolayısıyla sevmeye; tabiatıyla sevdiğinin isteklerini yerine getirmeye asla ihtiyaç duymamalarıdır. Halbuki  "İhtiyaç, terakkî (ve ilerlemenin) hocasıdır." Tıpkı "Merak, ilmin hocası" olduğu gibi. İhtiyaç duyan, onu elde etmeye çalışır. Bunun için de sorar, arar ve bulur.

"Kişi bilmediğinin düşmanıdır" hükmünce bir kısım Türk Aydını, İslâmı yazık ki öcü gibi görmekte, ondan bucak bucak kaçmaktadır. Bildiği ve tanıdığını sandığı şeyler ise İslâmiyetle uzaktan yakından alâkası olmayan hakikat kırıntılarıdır. Oysa "En tehlikeli yalan, yarısı hakikat olan yalandır." Çünkü böylesini çürütmek zordur. Aynen bunun gibi, hurafeleşmiş gerçekleri izale ve yok etmek de kolay olmuyor.

Hiç unutmam, bir İslâm âliminin din ve fen ilimleri hakkındaki sözlerini, fakülteden bir arkadaşımla paylaşmak istediğimde, "İSLÂM"  kelimesini telâffuz ederek başladığım söze tahammül edememiş, tuhaf el kol hareketleriyle, biraz da kabalaşarak: "Sus sus! İslâmdan bahsetme bana! Çağın gerisinde kalmak istemiyorum!" diyerek, sözü ağzıma tıkaması bir olmuştu.

Oysa söylemek istediğim sözler, bir Batılı'nın da: "İlimsiz din kör, dinsiz ilim topaldır."  Diye ifade ettiği düşüncenin farklı bir deyişinden başka bir şey olmayıp, şu anlamdaki sözlerdi:

"Vicdanın ziyası (ve ışığı) din ilimleri, aklın nûru fen bilgileridir. İkisinin bir araya gelmesiyle hakikat tecellî eder / görünür. Ancak bu suretle talebenin himmet ve gayreti kanatlanır. Ayrıldıkları an; birinden taassup, diğerinden inkâr zuhûr eder. Yâni sadece din ilimleriyle yetinmekten taassup / bilinçsiz inanç; sırf fen bilgileri edinmekten ise, inkâr / materyalizm / maddecilik doğar. Herşey maddeden ibaret sanılır. Oysa her şeyi maddede arıyanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür."

Şüphesiz bir şeyi kabul edip etmemek en tabii hakkımız. Fakat kabul de, red de bilmekten geçmeli. Bilerek kabul etmeli, yine bilerek reddetmeliyiz. Çünküilzam / dâvamızı ispat

mümkün; ikna imkânsızdır.

Yâni anlamak başka, kabul etmek daha farklı bir şey. Zira anlamak kolay, kabul etmek zor. Çok şeyi anlar fakat kabul etmeyebiliriz. Çünkü anlamak aklın işi, kabul etmekde ise hissin de rolü var. Öyleyse muhatabımızın aklına kapı açmalı, isteği ve seçme iradesini eline vermeliyiz. Kısacası: Hz. Ali'nin şu meal ve anlamdaki sözü, bizlere yol gösterici olmalı:

"Hakikati; söyleyenlerine göre öğrenme. Hakikati; bizzat kaynağından öğren. Söyleyenlerin de ne olduğunu öğrenirsin."

 

13 Kasım 2014

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi muhsin.bozkurt@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Şiirleri

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.