GÜNÜN SÖZÜ

  • İnsan her nefesini mezardan uzaklaşmak için alır ama her nefes alışında ömründen bir nefeslik zaman azalır.//Namık Kemal

 

 

21 Kasım 2018 05:56 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Sağlık » Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER » Kaliteli Yaşamda Kişisel Bakımın Yeri ve Önemi

Kaliteli Yaşamda Kişisel Bakımın Yeri ve Önemi
Tarih: 19 Ekim 2014 Yazar: Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER-Akademisyen Kategori: Sağlık

Kaliteli Yaşamda Kişisel Bakımın Yeri ve Önemi

Kişisel bakım ve kişinin kendine özenmesi, kaliteli yaşamın en önemli unsurlarından birisidir. İnsanların kendilerine her yönüyle önen vermeleri, öncelikle kendilerine olan güveni artırır. Sağlık açısından, mutlu ve huzurlu bir hayat sürebilme açısından da, kişisel bakım büyük bir önem arz etmektedir.

Kişisel bakımın bedensel, ruhsal ve çevresel boyutları vardır. Kişi öncelikle vücuduna çok iyi bakmalıdır. Günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak yapılması gereken sayısız bakım eylemleri vardır. Vücudumuzun dinlenmesinin yanı sıra mikroplardan arınmak ve sağlıklı bir hayat sürebilmek için, söz konusu bakım eylemlerine çok ihtiyacımız vardır.

Kişisel bakım eylemleri, acil değil önemli işlerimizin safında oldukları için, insanlara baskı uygulamazlar ve zorlayıcı etkileri yoktur. Yani sürekli ertelenmeye ve savsaklanmaya çok meyillidirler. Hâlbuki zamanında ihmal edilmeden yapılması büyük önem arz eden kişisel bakım eylemlerinin sürekli ertelenmesinin, uzun vadedeki intikamları çok acı olur. (Sevimsiz hastalıklar gibi).

Mesela, her gün üç defa fırçalanması, diş ipiyle temizlenmesi ve gargara yapılması gereken dişlerimizin ve ağzımızın bakımının, sürekli acil işlerin insafına terk edilerek ihmal edilmesi, önceden tahmin dahi edilemeyen sayısız soruna kucak açmak demektir.

Şöyle ki; ağız hijyeni bozulacak, diş dipleri tartarlarla sarılacak, dişler hızla çürüyecek, ağızda dayanılmaz seviyede kokular oluşacak, dişlerin güzel görünümü kaybolacak, 24 saat ağızdan vücuda enva-i çeşit mikrop nakledilecek, dişler çürüyüp hızla kaybedilerek, ağızda boşlukların oluşması sonucu düzen bozulacak. Sonuçta sağlam dişlerin ömrü de hızla azalacaktır. Sürekli ağızdan vücuda nakledilen sayısız mikroplardan dolayı, ortaya çıkan sayısız hastalığın sebebinin, bakımsız ağız olduğunu birçoğumuz fark edemeyeceğiz bile maalesef...

Berberlerin çoğunda gördüğümüz; "gündüz işiniz için, gece eşiniz için tıraş olunuz" sözünü yabana atmamak gerektiğine inanıyorum. Belirli sürelerle berbere giderek bakım yaptırmak, kişisel bakımın en önemli unsurlarındandır. Saçı sakalı birbirine karışmış, bakımsız bir esnafın müşterilerine güven verebilmesi çok zordur. Aynı zamanda üzerimize giydiğimiz her türlü giysilerin de temiz, ütülü, modaya uygun ve kendimize yakışır niteliklerde olması gerekir. Üstü başı bakımsız ve özensiz olan kimselerin çevresine saygısının olmadığı ile birlikte, kendisine de saygısının olmadığına hükmedilir.

Günde üç defa ellerimizi sabunla iki dakika süre ile usulüne uygun (sağlık kuruluşlarımızın tamamında resimli olarak hizmete sunulmuştur) olarak yıkamamız olmazsa olmazlarımızdan olmalıdır. Kişisel hijyende ellerin temizliği çok ama çok önemlidir. Akşama kadar ellerimizin dokunmadığı yer yoktur. (Paralar, kapı tokmakları, merdiven tırabzanları, direksiyon, tuvalet gereçleri, vb.). Mikropların gözle görülmediklerini asla unutmayalım.

Günümüzde hamam kültürü unutularak, acele duş kültürüne daha çok geçildi maalesef. Tam vücudumuzdaki kirler yumuşayınca vücuttan atılamadan duştan çıkılmaktadır. En az ayda bir kaliteli bir hamama gidilip, kese yaptırılarak vücuttaki kirlerle birlikte ölü deri temizlenmelidir. Derimizdeki gözeneklerin açılması ve oksijen alıp verebilmesi için buna çok ihtiyacımız vardır.

Hastalığın adını ne koyarsak koyalım. Sonuç, vücudumuzdaki sistemin dengesinin mikroplar lehine bozulmasıdır. Bunun en büyük sebebi de, yetersiz kişisel bakım nedeniyle, enva-i çeşit mikrobu beslemek ve vücudumuza girmesine izin vermektir.

Bedensel hijyen kadar önemli bir bakımımız daha vardır ki, o da ruhsal ve zihinsel bakımdır. Nasıl düşünüyorsak, öyle hareket ederiz ve niyet hayır ise akıbet de hayırdır. Zihni ve ruhsal yapısı olumsuzluklarla bezeli bir kişinin vücudunun sürekli toksin üretmesi bir yana, moralsizliğin ve çökkünlüğün yüzüne aksetmesinin hiçbir suretle gizlenmesi mümkün dahi olmayacaktır.

Bir bardağa bir sıvı girdiği zaman, nasıl diğer hiçbir sıvının girme şansı yoksa beynimiz de aynı sistemle çalışır. Zihnimize gülümseme, tebessüm, affetme, hoş görme, destek verme, yardımcı olma gibi pozitif ve kaliteli eylemler yerine; kin, nefret, intikam duyguları, asık surat, şüphecilik, istikrarsızlık, gıybet gibi kaliteli yaşam hırsızlarını yerleştirirsek, yandı gülüm keten helva...

İşte o zaman kendi ellerimizle hem ruhsal yapımızı  kirlendirir, hem de Cennet dünyamızı adeta bir Cehenneme çevirebiliriz.

Bireysel olarak bedenimizin ve ruhsal yapımızın bakımlı olması, toplam kaliteli yaşam için yetmemektedir. Bunun için dış çevremizin de, fiziksel ve kimyasal açıdan kaliteli ve bakımlı olması gerekir. Burada toplam kişisel ve toplumsal kalite yaklaşımları büyük bir önem arz etmektedir. Evimizin, mutfağımızın, bahçemizin, sokağımızın, caddemizin, mahallemizin, beldemizin, şehrimizin, bölgemizin, ülkemizin, kıtamızın, dünyamızın ve sonuçta evrenimizin bakımlı, kaliteli, bozulmamış, zehirlenmemiş, tahrip edilmemiş olmasına büyük ihtiyacımız vardır.

Çevremizden bağımsız ve yok sayarak, kaliteli yaşamamız mümkün değildir. Günümüzde her şey, her şeyi olumlu veya olumsuz etkilemektedir. İyilikler de kötülükler de çevresini etkiler birbirlerine bulaştırırlar. Kitle veya sürü psikolojisi, bu olguyu en iyi bir şekilde açıklar. Bir ailede beş kişiden dördü dişlerini fırçalıyorsa, beşinci kişi de fırçalayacaktır. Bir arastada on esnaftan dokuzu sigara izmaritlerini işyerinin önündeki tren raylarına atıyorsa, hatta mazgalların içine ayakları ile itekliyorsa, geriye kalan bir işyeri sahibi çok fazla dayanamayacak ve o da en sonunda onların yaptığını yapacaktır.

"Düğüne giden oynar, cenazeye giden ağlar" atasözümüz boşuna söylenmemiştir. İlkokulda iken, "herkes evinin önünü süpürürse, bütün sokak temiz olur" sözünü öğrenmeyenimiz yoktur sanırım. Ama öğrenmek ve bilmek maalesef yetmiyor. Bilinçli olarak alışkanlık haline getirmemiz, bilfiil uygulamamız ve çevremize örnek olmamız gerekiyor.

Yüksek kaliteli bir yaşam için, yüksek kaliteli bir kişisel ve çevresel bakıma duyarlı olmak ve gereklerini kaliteli bir şekilde yerine getirmemiz gerekiyor. Süreklilik arz etmesi ve çevremize örnek olunması bakımından da, bireysel ve toplumsal bazdaki güzel ve yüksek kaliteli davranışları sürekli tekrarlayarak, alışkanlıklarımız arasına koymamız dileklerimle...

Selam, sevgi ve dualarımla...   Allah (cc) a emanet olunuz...

 

19 Ekim 2014

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi suleymancoskuner@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu