GÜNÜN SÖZÜ

Yalnız ölünün yüzünde mana yoktur.//Sait Faik Abasıyanık

20 Eylül 2018 20:31 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

GÜNCEL YAZARLAR

Özcan PEHLİVANOĞLU

Doğaya Yani Üretime Dönün!...

Muhsin BOZKURT

Bireysel Haklar (1)...

Fikret Karatepe

Gel...

Mustafa KÜPÇÜ

Fix’in Tuzağı!...

Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak Hayatın Sanatıdır...

Mualla Yasdıman

Günçiçek/zaman (5)...

Akademisyen Karaçay Ahıskalı

Yağmacı Demokrasi...

Eğitimci, Şair ve Yazar Osman Oktay

Din Görevlilerinin Genel Kültür, Din ve Siyas...

Prf. Dr. Ahmet M. Gökçen

Faiz Tartışmaları...

Nesim YALVARICI

Vatan Elden Gidince!...

Mehmet Oğuzhan ALTUN

Putin ve Yeni Rus Oligarşisi...

Doç. Dr. Taner TATAR

Gibi...

Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER

Din ve Dünya (2)...

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » İdris TÜRKTEN » Ne Demişlerdi?

Ne Demişlerdi?
Tarih: 07 Ağustos 2014 Yazar: İdris TÜRKTEN-Tekniker Kategori: Güncel

Ne Demişlerdi?

 

Not: (Bu yazı yaklaşık iki ay önce yazıldı. 17 VE 25 Aralık olaylarında yaşananlardan sonra medyada yazılan ve söylenenleri bir daha hatırlatayım istedim.

Şu an yaşadıklarımızı ve on Ağustosta sandığa giderken vicdanınızın sesini bir daha dinleyin derim).

***

Başbakan: "Paralel yapı; aile mahremiyetinin içine girmiştir, benim ve oğlumun telefonlarını dahi dinlemişler, bize kumpas kurmuşlar" (dikkat edilirse 17 Aralıktan bu güne kadar yapılan yolsuzluk ve alındığı iddia edilen paralar hakkında konuşmamış, inkâr etmemiştir. Sadece dinlenildiğinden şikâyetçi.)

Şule Yüksel Şenler: "Zenginlerimiz etraflarında fitre ve zekâtlarını verecek fakir bulamıyorlar bu yüzden Başbakanımıza veriyorlar ki çevrelerindeki fakirlere dağıtılsın diye". (Sosyal Medya ve TV kanalları)

Mehmet Metiner:  "O, malum paraları ve para kasalarını, bulundukları yerlere polis koydu".(TV. Konuşmaları)

Bülent Arınç: "Çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz. Yolsuzluktan içeri alınıp sonra salıverilmeleri vicdanları yaralamıştır". (Bakan çocukları ve Reza Zarrab'ı kastediyor. TV. Konuşmaları)

Hayrettin Karaman: "1-TÜRGEV (Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı) adı üstünde bir vakıf; burada çalışanlar da kimin nesi olurlarsa olsunlar "kamu görevlisi" olarak çalışmıyorlar. İster iktidarda olanların gözüne girmek için olsun, ister Allah rızası için olsun bu ve benzeri vakıflara yardım edenlerin "rüşvet verdiklerini", vakıfta çalışanların da "rüşvet aldığını" iddia etmek saçmalamanın ötesinde bir abes örneğidir.

2- (Evet, iş olmuş bitmiş, işi alan kâr etmiş, işi veren de ona -şahsi menfaati ile hiçbir ilgisi bulunmayan- bir vakfın, derneğin, hayır kurumunun adını vererek oraya yardımda bulunmasını rica etmiş, o şahıs da ya Allah rızası için veya ileride yine iş alma niyetiyle (bunu bilmemiz mümkün değildir) istenen yardımı yapmış. Ricada bulunanın, o kişi layık olmadığı halde ona tekrar -bu yardım sebebiyle- iş verme niyeti de yok.

Ben tekrar ediyor ve diyorum ki:

Bu yardım rüşvet tarif ve hükmüne girmez.

Bunun yolsuzlukla da bir ilgisi yoktur".)

En son sözü vahiy yoluyla Cenabı Allah bildirmiştir:

Hz. Davut, Mescid-i Aksan' yı yapmaya niyetlenir. Allah'tan vahiy gelir.
"-Hayır, Davut sen mescid-i Aksa'yı yapamazsın der.
Davut üzülür, nedenini sorar:
"Çünkü senin sesin kana bulaşmıştır, sesinin nağmeleri birçok mazlumun kanına girmiştir" der.
Mesnevi-Mescid-i Aksa... Hz. Mevlâna

Yukarıda söylenen sözleri okuduktan sonra,  birde Allah tarafından Davut'a gönderilen vahiy'i okuduğumuzda ne anlıyoruz?

Velev ki her şey (B.Bakanın deyimiyle) bir kumpastı, hepsi polis tarafından tertip edilmişti, ses kayıtları birer montaj'dı.

Ya vicdanlar, ya kamu vicdanı?

 

07 Ağustos 2014

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi idristurkten_1@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Şiirleri

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu