GÜNÜN SÖZÜ

Bugün dalkavukluk bir ruh ve tıynet meselesidir; iş, meslek olmaktan çıkmıştır. Tanzimat'tan evvelki devirde ise dalkavuklar, kahyaları, nizamnameleri ve narhları olan bir esnaf zümresiydi.//Reşat Ekrem Koçu

16 Aralık 2018 14:53 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Oğuz ÇETİNOĞLU » Bey’im Aman!

Bey’im Aman!
Tarih: 30 Ocak 2014 Yazar: Oğuz ÇETİNOĞLU-Ekonomist, Araştırmacı-Yazar Kategori: Güncel

Bey’im Aman!

 

Memleketine ve milletine üstün hizmetler gerçekleştirip ebedî âleme intikal edenler, milletlerinin gönlünde yaşamaya devam ederler. Onları; 'hiç ölmeyenlerden' sayan asil düşünce sâhipleri de hikâye ve romanlarında yaşatırlar. Bey'im Aman! Büyük düşünen, büyük işler yapan bir büyük insanın hayatından kesitler sunuyor. O büyük insan; Bakü'deki beton bir tabuta, İstanbul'un güneşini getirebiliyor. En sevinçli haberleri dinlerken bile, Rus tanklarının paletleri altında can veren milletinin gençlerini hatırlayıp gözyaşına boğuluyor.

Bey'im Aman!'daki hikâyelerin hepsinde ilkinden sonuncusuna akıp giden duygu selinin çağlayanlar coşkunluğundaki sesini satırlar arasında işitmek mümkün. Belli ki yazarı da duygulu bir insan. Asıl başarısı da duygularını, duygu sömürüsüne tenezzül etmeden edebî bir maharetle kelimelere libas olarak giydirebilmesinde.

'Dayımın Üstünde Kahve Kokusu' başlıklı hikâye şöyle başlıyor:

...Ne yapsa çıkmaz içinden insanın; turnanın uçuşu, balığın çırpınışı, türkünün sesi.

Nasıl çıksın ki aklından, çocukluğun hâtırasına yerleşmiş masallar, ninniler, Van gibi göllenip de Ahlat'a bakarken gün batımında...

Uzak bir memlekette, mutfağı tarhana kokmayan bir evde... Mâsumiyetin bütün akşamüstlerine vedâ edip de oturmak ne zordur.

Bir başka sahnede, sel hâline gelen duygular, önüne çıkan engelleri aşarak dilden dökülüveriyor:

-Çavuşoğlu'sun sen... Deden gaziydi, baban gaziydi... Deden şehittir. Şimdi baban da...

Sonra söylenmeyecek şeyleri söylemiş bütün büyükler gibi kabahatlenip, bir acemi suskunlukla geçiştirmeye çalıştı.

-'Babam da'  ne dayı? 'Şehit' ne dayı? Şehit güzel bir şey mi dayı? Söylerken güzel... Şehriye gibi... Babam nerede dayı... O gelmeyecek mi bizimle?

Dayısı yaşaran gözlerini sildi;

-Şehitlik güzeldir. Şehriye gibidir, güzel kuzum benim. Tatlı bir şeydir. Onu bir tadan bir daha bırakamaz.

-O zaman ben de tadayım dayı!

-Sen daha küçüksün kızım. Şimdi seni cennet gibi bir yere götürecekler. Orada derenin kenarında oturacaksın. Ayaklarını suya uzatacaksın. Söğütler sana ninni söyleyecek, uyuyacaksın.

-Söğütler ninni söyler mi dayı?

Şiir gibi anlatım tarzı, diğer hikâyelerde de okuyucunun gözlerini okşuyor, hayatın derinliklerinden hâtıralar getiriyor, bâzen de göz pınarlarına içli, sessiz ve gizli dâvetiyeler gönderiyor.

Ve bu duygulu satırlar arasında buram buram vatan sevgisi, burcu burcu kahramanlıklar, okuyucuya Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun 'Destanlar Burcu'nu hatırlatıyor.

Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısından:

Eprimiş Hikâyeler adlı kitabıyla Kurgu Kültür Merkezinin 2011-2012 Öykü Ödülü'ne lâyık görülen Afşar Çelik, Bey'im Aman! ile yakın Türk tarihinde bir seyahate çıkıyor. Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesi kadın kahramanlarından Prof. Dr. Hanım Halilova'nın Elçibey ile Bağımsızlığa Giden Yol adlı kitabından aldığı ilhamla tarihe bir hikâyeci gözüyle bakıyor. Tarihin ayak izlerini, Ömer Seyfettin'den tevarüs ettiği geleneğin pusulasıyla tâkip ediyor. Tarihin yer yer andığı ve bazen ihmal ettiği insanların hikâyelerini, Ebulfez Elçibey'in mütevazı, fedakâr hayatı ve önder kişiliği ışığında yeniden yazıyor. Elinde, kumandanı Mustafa Kemal Atatürk'ün manevî mirasından başka bir şeyi olmaksızın bağımsız bir devlet oluşturan, büyük Türk evlâdı Elçibey'i, çoğu zaman gerçek ve bâzen de hayalî kahramanlar ve olaylarla anlatırken biraz da hasretin tarihini yazıyor.

Bey'im Aman! Türk milletleşmesinin Hazar kıyısındaki medeniyet bucağı Azerbaycan'ı hırçın bir rejimin kırıp döktüğü hayatlara ve o hayat üzerine inşa edilen büyük bir devlete, alçakgönüllü saygı duruşu.

İbrahim Metin'in editörlüğünde, Töre-Devlet Yayınları arasında çıkan, 12 X 19,5 santim ölçülerindeki kitabın dağıtım, sipariş ve satış adresi:

BİLGE KÜLTÜR SANAT YAYINCILIK DAĞITIM SANAYİ VE TİCARET LTD ŞTİ: Nuruosmaniye Caddesi Nu: 3 Kardeşler Han Kat: 1 Cağaloğlu 34110 İstanbul.  Telefon: 0.212- 520 72 53 Belgegeçer: 0.212-511 47 74 e-Posta: imdevlet@gmail.com //  www.bilgeyayincilik.com

AFŞAR ÇELİK

1971 yılında İstanbul'da doğdu. 1988 Yılında Kayseri Fen Lisesi'nden mezun oldu. 1995 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ni bitirdi.

2008 Yılında, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji ve Amerika'da yüksek lisans öğrenimini tamamladı.

2011 Yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Fizikokimya ve Amerika'da doktora programına başladı.

1991'den bu yana kısa öykü yazarlığı yapıyor. Çeşitli dergilerde yayınlanmış kısa öyküleri var.

2012 Kurgu Kültür Merkezi Edebiyat Ödülleri'ne 'Eprimiş Hikâyeler' adlı kitap çalışmasıyla katıldı ve birincilik kazandı. Kitabı,  Nisan 2013'te yayınlandı.

Ekim 2013'te 'Beyim Aman!' adlı kitabı Töre Devlet Yayınları tarafından yayınlandı.

Ayrıca 1998'den bu yana resimle profesyonel olarak ilgilenmektedir. Dördü kişisel olmak üzere yirmiden fazla sergiye katılmıştır.

Orta-üstü seviyede İngilizce bilmektedir. 1999'dan bu yana evlidir ve üç çocuk babasıdır.

 

 

30 Ocak 2014

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi ocetinoglu1@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.