GÜNÜN SÖZÜ

İnsan olmak kolay değildir, hele ki 'insanca' yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa! Jhon Steşnbeck

20 Temmuz 2019 07:01 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Muhsin BOZKURT » İnsanlar ve Kelimeler

İnsanlar ve Kelimeler
Tarih: 05 Eylül 2013 Yazar: Muhsin BOZKURT-Tarihçi Kategori: Güncel

İnsanlar ve Kelimeler

 

İnsanlar ruh ve cesetten, kelimeler de harflerden ve delâlet ettikleri mânalardan ibarettir.

Zâhir ve bâtın, açık ve gizli vasıflarıyla mükemmellik ve tamlık arzeden , gösteren fert ve bireylerden müteşekkil , oluşan bir cemiyet ve toplum; keyfiyet ve içerik itibariyle nasıl bir sağlamlık arzederse; bünye ve mefhum nokta-i nazarından tarihî seyrinde, tabiî istihaleler, başkalaşmalar geçirerek bizlere vâsıl olmuş, ulaşmış kelimelerden müteşekkil, meydana gelmiş bir lisân, bir dil de; o nispette canlılık, istikrarlılık ve devamlılık arzediyor demektir.

Heyet-i umumiyesiyle, bütünüyle sağlam fertlerden teşekkül eden, oluşan bir millet terakkiye, ilerlemeye nasıl namzet ve adaysa, tarihî istihâle, değişim, seyir ve sürecini tabiî ve doğal bir tarzda tamamlıyan kelimelerden müteşekkil bir lisan da, o nispette milleti ihya eder, yükseltir.

Velhâsıl, insanlarla kelimeler, tâkip ettikleri tarihî seyr icabı aynı mukadderatın zebûnu olup, aynı kaderi yaşarlar. Çünkü her ikisi de tam bir hayâtiyet arzeder. Her ikisi de mâhiyet itibariyle, kökü mazide olan âtidir.

Gerçi her ikisi de bugün için, mâziyle bir irtibatları, bağları kalmamış zehabını, anlayışını uyandırırlarsa da, her ikisi de mâziden gelmiş. İstikbale, geleceğe müteveccih ve yöneliktirler.

Her ikisi de, belki hayatiyetlerini hitama ve sona erdirmiş veya asra veda etmek üzeredir. Bununla beraber, her ikisi de arkada birer halef ve ardıl bırakır.

Her biri önce  "halef"  sonra  "selef"  mahiyetine bürünmek mecburiyetini ilâ-nihaye, sonuna kadar devam ettirir.

İşte bu silsile, her zaman, daha bir taze, daha bir canlı, hüviyet ve kimliğe bürünür.

X

Fertler, milletlerin yapı taşı, kelimeler de lisanın asıl unsuru, yegâne ve tek harcıdır.

Ferde, bireye müteveccih ve yönelik her kasıt, aynen millete yapılmış gibidir.

Kelimeleri hedef tutan her menfi, hattı hareket tarzı ise, aynen lisanın kalb-gâhına müteveccih bir sûikasttır.

Ferde sâhip ve mâlik çıkmak, aynen millete sâhip çıkmak, mâlik olmaktır.

Kelimelerimize sâhip ve mâlik çıkmak ise, aynen lisanımıza sâhip ve mâlik çıkmak gibidir.

Milletin yapı taşları hükmünde addedilen, sayılan ferde karşı gösterilen alâka; nasıl bir ehemmiyeti ve önemi mûcipse; lisanın teker teker binasını teşkil eden kelimeler de aynen ferde gösterilmesi gereken alâka ve ilgiye fazlasıyla muhtaçtır. Hiç ihmale gelmez.

Zira milletin en büyük râbıta ve bağ unsuru lisandır. Lisanı haleldar olup bozulan ve rahnedar olup  yaralanan millet fertleri arasındaki râbıta ve bağ zayıflar, gevşer.

Bu aksaklık bilhassa milletin, her zamandan çok yek-vücût bir mâhiyet arzetmesi istendiği bir sırada zuhûr eder.

Heyhât, artık çok geç kalınmıştır.

X

Aziz millet evlâdı!

Lisanına behemehal, bir an evvel sarılmalısın! Çünkü varlığın, mevcudiyetin onunla kaim ve ayakta. Ruhunun gıdası onun dağarcığındaki asır-dide, gün görmüş mefhumların hayat bahşedici eczasında mündemiç ve mevcut.

Her biri asırların, yüzyılların ötesinden bir mâna nüvesini, çekirdeğini bizlere kadar ulaştırarak, hâlde mâzinin müsbet-menfî rayihasını yeniden teneffüs imkânını verir.

975

Belki kelimeler teker teker bekamızın birer teminatı, mevcudiyetimizin yegâne temel taşıdır. Çünkü onların her biri, ecdâttan ahfâda yâni torunlara, can bahşedici taze bahar nefhaları, güzel kokular saçar.

Bir ecnebî, bir yabancı âlim: "Bizi idare edenler, dirilerden ziyade ölülerdir." Der.

Öyleyse ölülerimizin dilinden anlamak; en başta gelen millî bir vazife ve görev oluyor.

Bundan dolayıdır ki, atalarımızın bizlere vedîası, emaneti hükmünde olan en kıymetli hazîne lisan ve dilimiz üzerine, himaye kanatlarımızı germemiz iktiza edip, gerekmektedir.

Mütemadiyen  "terakkî"  ve  "yükseliş"  âvâzelerinin ayyuka çıktığı  günlerde, en mühim mes'ele, hedefin tayin edilmesidir.

Kaldı ki: "Nereye gittiğini bilenler, ancak nereden geldiklerini bilenlerdir."

Nereden gelişimizin tarihî seyri ise, kelime haznemizi teşkil eden her bir kelimenin dağarcığında saklı.

Binaenaleyh hüviyetimizin birer vesikası hükmünde vedîa, emanet olan kelimelerimize evleviyetle, öncelikle sarılmanın; kadirşinaslıktan da öte bir mecburiyet olduğunu hâlâ idrak etmiyecek miyiz?

X

Efendiler! Agâh, uyanık olunuz! Hangi tâviz, vereni salâha kavuşturmuş, ihya etmiştir?

Milletlerin izmihlaline, çöküşlerine bir nazar atfedecek, bir göz atacak olursak; onların hâk ile yeksan, yani yerle bir oluşlarında en büyük dahli, rolü; taviz illetinde görmemek kabil midir?

Oysa tâviz en büyük  kumardır.

Vereni er geç yer bitirir.

 

 

 

 

05 Eylül 2013

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi muhsin.bozkurt@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Şiirleri

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.