GÜNÜN SÖZÜ

Paranla şeref kazanma, şerefinle para kazan ki; paran bittiğinde, şerefin de bitmesin. - Nicanor Parra

18 Temmuz 2018 13:06 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » İdris TÜRKTEN » Enerjinin Dışa Vurması

Enerjinin Dışa Vurması
Tarih: 14 Haziran 2013 Yazar: İdris TÜRKTEN-Tekniker Kategori: Güncel

Enerjinin Dışa Vurması

Fay hattı üzerinde bulunan bölgeler eğer uzun zaman yükünü boşaltmaz ise, yani uzun bir zaman o yerde deprem olmazsa müthiş bir enerji birikimi olur ve meydana gelen depremin şiddeti çok yüksek bir şekilde açığa çıkar.

1980 12 Eylülünden sonra partiler, onların gençlik kolları, dernekler ve sendikalar kapatıldı. Her ne kadar kapatılan partilerin yerine yenileri açılmış olsa bile, o tarihten sonra depolitize bir gençlik yetişti. 

Hele, hele 25 Aralık 1991 tarihinde SSCB lideri Gorboçov'un istifası ile çöken demir perde, dünya sendikal ve sınıfsal kitle hareketlerini tamamen sekteye uğrattı. Bütün dünya tek kutuplu kapitalizmin insafına terk edildi. Dünya sendikal hareketleri ve gençlik merkezleri büyük ölçüde güç kayıbına uğradılar. Ünlü düşünürlerden Eric Hofer: "Karşı düşman ne kadar kuvvetli ise, beri tarafta o nisbette kuvvetli olmak zorunda" der. Yıkılmadan önce dünya gençlik örgütleri ve sendikal hareketlerini büyük ölçüde zinde bir kuvvet olarak elinde tutan dünya komünizmi, Sovyetlerde çöktükten sonra çok büyük bir hüsrana uğradı.

Neyse bizim bu günkü yazımız genel olarak Türkiyeyi ilgilendireceği için esas mevzumuza dönelim. Tabii olarak dünya sendikacılığı ve ideolojiler komünim yıkıldıktan sonra erozyona uğradılar ve bir taraftan Türkiyedeki 12 eylül yasakları diğer taraftan depolitize olmuş toplumu doksanlı yıllar; sık, sık iktidar değişiklikleri sebebiyle biraz olsun politikanın içine çekti.

2012 yılından sonra ise AKP girdiği bütün seçimlerde gücüne güç katarak iktidara geldi. ilk yıllar, sayın başbakan balkon konuşmalarında çok ılımlı ve bütün milleti kucaklayıcı nutuklar attı. ( Bana oy vermeyenlerin de başbakanı olacağım, kimsesizlerin kimsesi, sessizlerin sesi olacağım) Demesine rağmen uygulamada ne yazıkki hiçte öyle davranmadığını hep birlikte gördük.

Derdini anlatmak için karşısına çıkan vatandaşa "al ananıda git burdan" "sahtekâr" "askerlik yan gelip yatma yeri değil" gibi milletin bu günlere gelinceye kadar politikacılardan işitmediği ve pekte hoşlanmadığı sözleri telaffuz ederek iktidarını sürdürmeğe devam etti.

Girdiği seçimlerin neticesinde büyük bir kibirle ve dediğim dedik havasında milletin tabu olarak gördüğü her kuruma el atarak Ergenekon, Balyoz gibi davalarla binlerce üst rütbeli subay içeri alındı. O günlere kadar girilemeyen askerin kozmik odasına girildi. Adalette, köklü değişiklikler, basın ve medya da hissedilir derecede baskılar uygulanarak bir çok gazetecinin işi elinden alındı.

Özelleştirme furyasında kamu malları, deyim yerinde ise yağma edilir şekilde bir kısım yandaşlara yerli, yabancı karanlık kuruluşlara peş-keş çekildi. Özelleştirmeler neticesinde binlerce işçi sokaklara dökülürken en acımasız şekilde polis gücüyle bastırıldı ve halk, çoluk çocuğuyla perişan edildi.

En son ve Türk milletinin tarihinde büyük izler bırakacak olan sözde çözüm süreci, bebek katiliyle oturup görüşülerek uygulamaya konuldu, muhalefetin uyarı ve ikazları hiç dikkate bile alınmadı.

Bunlar gibi konular yazmakla bitecek gibi değil ama milletin içinde öyle birikim yaptı ki; işte Taksim ve Topçu kşlasındaki ağaçlar yüzünden neredeyse kıyametler kopuyor. Yani bunca olumsuzlukların yapamadığını tabir caizse iki tane ağaç yaptı.

Son bir ay içerisinde millete reva görülüp, yakıştırılan sözlere bakarmısınız: İki ayyaş, Çapulcu, Tinerci, serseri, Üçkâğıtçı...Sosyal medyada bir twit'e  rastladım, vatandaş yazmış: "eğer bu sıfatların hepsi bana aitse insalığımdan utanıyorum sayın başbakan" diyor.

Ama hepimizinde gördüğü gibi cin şişeden çıktı bir kez, bu halk hareketini ne %50 ile durdurabilirsiniz nede %60 ile.

Bu da göstermiştir ki artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.

Millet; bana rağmen sen hiç bir şeysin diyecek.

Milletin değer verdiği kutsallarına bundan böyle ulu orta saldıramayacaksınız, anayasada tartışılan ve kaldırılması düşünülen maddelere artık bu millet geçit vermeyecek, Prf. Dr. Ümit Özdağın meşhur bir sözü var: "Anayasanın değiştirilemeyecek ilk dört maddesine dokunursanız milletin silahlı müdahale hakkı doğar" sözü burada şükürler olsun ki silahsız olarakta müdahale edebileceğini ve dokundurtmayacağını göstermiştir.

 

14 Haziran 2013

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi idristurkten_1@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Şiirleri

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu