GÜNÜN SÖZÜ

Paranla şeref kazanma, şerefinle para kazan ki; paran bittiğinde, şerefin de bitmesin. - Nicanor Parra

18 Temmuz 2018 23:11 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER » Etkin Kriz Yönetimi

Etkin Kriz Yönetimi
Tarih: 20 Mayıs 2013 Yazar: Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER-Akademisyen Kategori: Güncel

Etkin Kriz Yönetimi

 

Kriz, en geniş şekliyle çözülmesi gereken bir problemdir. Bizim dışımızdaki faktörlerden kaynaklanan krizlerin olduğu gibi, kendi ellerimizle besleyip büyüttüğümüz ve karşısında çaresiz kalabildiğimiz krizler de vardır. Krizin büyüklüğü ve etkisi, muhatap olan kişinin algılama ve konuya yaklaşma biçimiyle çok yakından ilgilidir. Bazı insanlar krizden öcü gibi korkarken, bazıları da krize bir öğretmen olarak bakar. İnsan oğlu hayatında sürekli gelişmek ve yaşama kaliteli bir şekilde tutunmak için, devamlı olarak irili ufaklı krizlerle yaşamak zorundadır. Önemli olan krizlerin nasıl ortaya çıktığı, kişilerin bunları nasıl gördüğü ve nasıl mücadele ettikleridir.

Krizler genel olarak iki şekilde ortaya çıkarlar:

1. Bizden bağımsız ve kontrolümüz dışında meydana gelenler: Deprem, su baskını, global kriz ve uzağımızda ama bizleri de etkileyebilecek durumda olan çeşitli krizler bu kategoridedir. Bunların etkin yönetilmesi zor olmakla birlikte imkansız değildir. Depreme karşı dayanıklı yapılar inşa ederek (Japonya'da deprem olduğu zaman TV haber sunucusu, haberleri kesmeden sallana sallana okumaya devam ediyor. Çünkü biliyor ki binası sağlam ve yıkılmayacak) Dere yatağına ev yapmayarak, muhtemel küresel krizlere karşı tedbirli ve dikkatli olup, soruna odaklanmayıp çözüme odaklanarak, geniş vizyon sahibi olarak, sabırlı, temkinli ve dikkatli olarak, bizim dışımızdan kaynaklanan krizleri başarı ile yönetebiliriz.

2. Kendimizden kaynaklanan krizler: Zamanında gerekli tedbirleri almayarak, önemli işleri savsaklayarak, gerekli özen ve dikkati göstermeyerek, sürekli ihmal ederek, tembellik yapıp erteleyerek, çözüm yerine suçlu arayarak, bahaneler üreterek, gelişme ve dinamizme kulak tıkayarak, zamanı etkin yönetemeyerek, krizlere kör şeytanın işi diye olumsuz yaklaşarak, kısa, orta ve uzun vadede bir çok krizi kendi ellerimizle üretebiliriz. Gerçekte yüksek kaliteli bir yaşam için, bir günü bir gününe benzemeyen ve sürekli değişen bir dünyayı yönetebilmek için, her an kriz çözmeye hazır olmayı ve çözmeyi hayatımızın bir parçası haline getirmemiz gerekir.

Kriz çözümü etkin ter akıtmayı ve kaliteli emek vermeyi gerektirir. Özel hayatında ve çalışma hayatında başarılı olan insanlar, mevcut ve muhtemel krizleri hacı yolu bekler gibi bekleyen ve onları çözerek, bilgelik merdiveninin basamaklarını sabırla ve kararlılıkla çıkmaya devam eden insanlardır. Bu kişiler asla kendilerinden kaynaklı kriz üretmezler. Kontrolleri dışında üretilen veya yaşamın bir gereği olan krizleri başarı ile yönetmeyi, kaliteli yaşamın bir gereği olarak görürler. İyi bilirler ki, ne kadar çok kriz yönetebilirlerse, o kadar tecrübe kazanacaklar ve rakiplerine karşı fark atacaklardır.

Kaliteli yaşamın hırsızlarına esir olarak yaşayan insanlar ise, havadan sudan nem kaparlar. Onlar için sıcak, soğuk, kar, kış, yenilenen kaldırımlar, normal olan trafik, çocukların gürültüsü, şehrin kalabalığı, yemeğin tuzu vb. gibi incir çekirdeğini dahi doldurmayan yaşamın normal gerekleri kriz unsurudur. Hatta boş zamanları bile, can sıkıntısı üretim merkezleridir. Sivilceyi kaşıya kaşıya kanser yaparlar. En küçük pozitif beden dili ve nezaketle çözümlenebilecek bir hadiseyi, çok kısa sürede öfke, sinir, kavga gibi kalite hırsızlarına devretmekte çok mahirdirler.

Bazı insanlar zamanında yapılması gereken ve yarına ertelenmemesi gereken işleri sürekli "yarın yaparız", "hele zamanı bir gelsin", "şimdi sırası değil", "şimdi çok yoğunuz", "hele başkaları bir yapsın da görelim" gibi kalite hırsızlarını besleyerek, uzun vadede kendilerinin dahi şaşıracağı krizlere maruz kalırlar. Çoğu zaman asıl sebebin kendileri olduğunu dahi bilemeyerek, güya çok kaliteli mazeretler üreterek, başarı ile suçluları bulabilirler.

Etkin kriz yönetiminde asıl olan kriz üretmemektir. Kriz ürettiğinin farkında olmayanlar, kendi ürettikleri krizleri çözmekte başarılı olsalar dahi, bu başarı sahte bir başarıdır. Zira, terzinin sağlam elbiseyi söküp yeniden dikmesine benzer ki, bu davranışın mevcut krizleri daha da artıracağı kesindir. Yüksek kaliteli yaşamın gereği olan kaliteli insan olma faktörlerini üzerinde barındıramayanlar ve kalite hırsızlarına esir olanlar, farkında olarak veya olmayarak sürekli krizler üreteceklerdir. Kendi ürettikleri krizlerle baş etmeye çalışırlarken, kontrolleri dışında meydana gelen krizlere hazırlıksız yakalanacaklar ve onların altında ezileceklerdir. İflaslar, intiharlar, cinayetle sonuçlanan kavgalar, yıllar süren küskünlükler, boşanmalar, depresyona girmeler, dost, arkadaşlık ve sevilenlerin sevgi sermayesi hesaplarına yatırım yapmamaklar,  hep bu yüzdendir.

UNUTMALAYIM: Bizi öldürmeyen her türlü güçlükler, zorluklar ve krizler bizleri daha güçlü kılar. Bir kimsenin hayatında çektiği zorluklar ve çözdüğü krizlerin miktarının çokluğu, onun başarıları ile doğru orantılıdır.  Bedavaya kriz üretmemeliyiz. Zira bizim dışımızda üretilen krizleri çözmek ve kaliteli yaşamın gereği olan, araştırma, üretme, öğrenme, paylaşma, modelleme, sorun çözme gibi adına kriz diyebileceğimiz çok önemli görevlerimiz vardır.

Yüce Yaratıcımızın "Ben hiç bir kuluma götüremeyeceği yükü yüklemem", "Ben hiç bir kuluma zulmetmem" sözlerine kulak verdiğimiz zaman, bizlere bahşedilen üstün güç, zeka, yetenek ve bilinçaltının marifetleriyle altından kalkamayacağımız hiç bir kriz yoktur. Krizlerin altında ezilmek ise, acizlerin, tembellerin, suçlu arayanların, çözüm yerine bahane üretenlerin, kalite yerine kalitesizliği tercih edenlerin işidir.

Selam, sevgi ve dualarımla... Allah'a emanet olunuz...

 

 

20 Mayıs 2013

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi suleymancoskuner@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu