YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

GÜNCEL YAZARLAR

Özcan PEHLİVANOĞLU

Türk Savaş Sanatı!...

Muhsin BOZKURT

Edeb Yâhû! (2)...

Ruhittin SÖNMEZ

Görev Devri Zamanı...

Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL

Davet Edilen Kriz...

Fikret Karatepe

Gör...

İdris TÜRKTEN

Şehitler...

Mustafa KÜPÇÜ

Fix’in Tuzağı!...

Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak Hayatın Sanatıdır...

Mualla Yasdıman

Günçiçek/zaman (5)...

Akademisyen Karaçay Ahıskalı

Yağmacı Demokrasi...

Eğitimci, Şair ve Yazar Osman Oktay

Din Görevlilerinin Genel Kültür, Din ve Siyas...

Prf. Dr. Ahmet M. Gökçen

Faiz Tartışmaları...

Nesim YALVARICI

Vatan Elden Gidince!...

Mehmet Oğuzhan ALTUN

Putin ve Yeni Rus Oligarşisi...

Doç. Dr. Taner TATAR

Gibi...

Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER

Din ve Dünya (2)...

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Başbakan, Akiller, Helalleşme

Başbakan, Akiller, Helalleşme
Tarih: 07 Mayıs 2013 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Başbakan, Akiller, Helalleşme

 

Başbakan R.Tayyip Erdoğan partisinin Kızılcahamam'daki kampında önemli açıklamalar yaptı. "Âkil Heyetleri" ve "Süreç" hakkındaki dört cümlesini yorumladım, bakalım siz ne diyeceksiniz.

1- Başbakan R.T. Erdoğan Âkil insanlar heyetlerinin Kurtuluş Savaşı zamanında İstanbul'daki Damat Ferit Paşa hükümeti tarafından oluşturulan Heyeti Nasiha'ya benzetilmesine karşı çıktı. Ankara hükümeti tarafından kurulan ve Mehmet Akif'in de görev aldığı İrşat Encümeni'ni hatırlattı: "Biz de kendi İrşat Encümeni'mizi kurduk yani Âkil İnsanlar Heyeti..." dedi.

İrşat doğru yolu göstermek demek. İrşat edene de mürşit denir. Meğer âkiller halka "nasihat" için değil, "doğru yolu göstermek" için görevlendirilmiş mürşitler imiş. (KCK davasında yargılanan ve âkil seçilen iki kişi de mürşid-i kâmil olmalı.)

Oysaki Marmara Bölgesi Âkil Heyetinin STK'lar ile yaptığı (benim de katıldığım) toplantıda Heyetin Başkanı Deniz Ülke Arıboğan bir yönlendirme, bazı fikirleri telkin etme gibi bir görevimiz yok, bizden istenen sadece halkın görüş ve duygularını tespit etmek ve bunları Ankara'ya rapor etmekten ibarettir" demişti. Bütün bölgelerde görevli âkillerin çoğu TV'lerde aynı tarzda konuşmalar yaptılar.

Yani Başbakan'ın halkı irşat etmek için görevlendirdiğini söylediği kişiler böyle bir görevlerinin söz konusu olmadığını söylemekte.

Başbakan'ın verdiği görevi bilmemesi söz konusu olamayacağına göre, ya âkiller görevlerini anlamamışlar veya doğruyu söylemiyorlar.

2- Başbakan âkil heyetlerinin "gittikleri her şehirde büyük bir misafirperverlikle karşılandığını ve dikkatle dinlendiğini" aktardıktan sonra şunları kaydetti: "Gerçekten son derece etkili oluyorlar. Malum medya kuruluşlarının art niyetli haberlerinin aksine, çözüm sürecine çok büyük katkı sunuyorlar. Yaptığımız anketlerde çözüm sürecine destek yüzde 58'den hamdolsun 70'e tırmanmış durumda.."

Oysaki Kocaeli'deki âkil heyetin programlarından yakından gözlemlediğim ve geçen haftaki yazımda açıkladığım üzere âkil heyetleri tepki ile karşılandılar, halkla nasihat ve de irşat edebilecek şekilde temas edemediler. Bir fikir beyan edemediler. Sadece toplantılara katılan vatandaşları dinlediler.

Başbakan yalan söylemeyeceğine göre âkiller hiçbir şey anlatmadan sadece okuyup üfleyerek veya büyü yaparak halkımızın desteğini artırmış olmalılar.

3- Âkil İnsanlar Heyeti İç Anadolu Grubu'nun süreci anlatmak için CHP'den randevu istediğini bildiren Erdoğan, "CHP Genel Başkanı kabul etmemiş. Şimdi hem bilmiyorum diye sağda solda feryat figan dolaşıyor, hem de öğrenmek için en küçük bir gayret göstermiyor" diye konuştu.

PKK ile müzakere sürecine karşı çıkanların, bu arada ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu'nun, sorduğu ve cevabını alamadığı husus "PKK'ya ne verildiği" konusudur. Bu konuda kimsenin bilgisi yok. Başbakan ve çok yakın çevresi ile Öcalan ve çok yakın çevresi hariç müzakerede ne verildiğini kimse bilmiyor.

CHP lideri de bilmiyor, MHP lideri de bilmiyor, Âkiller de bilmiyor.

Demokrasilerde iktidar alternatifi olan ana muhalefet liderine ve diğer muhalefete stratejik önemdeki konular bizzat Başbakan tarafından özel görüşmelerle anlatılır. Bilgi verilir, mümkünse desteği alınmaya çalışılır.

Başbakan'ın ana muhalefet liderine hiçbir resmi statüsü ve görevi olmayan, görüşleri devleti ve hükümeti bağlamayan ve "Öcalan ile müzakerede ne alındı, ne verildi" konusunda hiçbir malumatı olmayan "âkil insanlar" aracılığıyla bilgi vermeye kalkışması tam bir demokrasi ayıbıdır.

4- Başbakan "çözüm sürecini" savunurken "Kardeşler arasında hesaplaşma olmaz, kardeşler arasında helalleşme olur" dedi.

Türkiye'de bir Türk - Kürt savaşı veya çatışması yoktur ve olmamıştır. Hiç kimseye sırf Kürt olduğu için ayrımcılık da yapılmamaktadır. Başbakan'ın önceki konuşmalarında isabetle ifade ettiği gibi "Kürt Sorunu yoktur. Kürt sorunu tabiri bizi ayrımcılığa götürür. Bu sadece terör sorunu." "Bunlarda insan, esrar kaçakçılığı, kara para aklama var. Ne ararsanız var. Biz terör örgütünün kimlerin elinde oyuncak olduğunu, kimlere taşeronluk yaptığını gayet iyi biliyoruz."

Başbakan'ın bu tespiti doğrudur. Örgütün varlığını ve ideolojisini bir etnik kimlik üzerine oturtması bu gerçeği değiştirmez.

Müzakere Kürt halkıyla veya onun temsilcisi olan bir kurumla değil, terör örgütü ile yapılmakta. Senelerce kadın-çocuk, sivil-asker, Türkmen-Kürt demeden binlerce insanımızın ölümüne sebep olan; uyuşturucu, insan ve silah kaçakçılığı yapan; yine Başbakan'ın ifadesiyle "dinsiz veya Zerdüşt" olan örgüt lideriyle müzakere yürütülmekte.

Bu çete ve liderini "kardeş kabul edip helalleşmek" Türk Milletinin kabul edebileceği bir şey olmasa gerek. "Biz bu örgüte yenildik, şartları müzakere ediyoruz" denilse dahi, bu gerçek dışı, haysiyet kırıcı, yürek parçalayan cümle bile, PKK'lıları kardeş kabul ederek helalleşme kadar rencide edici olamazdı.

Başbakan'ın konuşma metinleri hazırlanırken bu hususlara dikkat edilmesi gerekir.

 

 

07 Mayıs 2013

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu