GÜNÜN SÖZÜ

Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür. İmam Gazali

26 Ağustos 2019 02:57 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » İnsana Yatırım Yapan Önderler

İnsana Yatırım Yapan Önderler
Tarih: 25 Aralık 2012 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

İnsana Yatırım Yapan Önderler

Kitlelerin sevgisini ve saygısını kazanmış, ölümlerinden sonra da anılan, "büyük adam" sıfatını hak eden insanların ortak vasıfları insana yatırım yapmış olmaktır kanaatindeyim.

"İnsana yatırım"dan kastım insanın yaratılışı icabı içinde bulunan yüksek duygular ve temel değerlere dayanan bir duygudaşlık ve fikirdaşlık yaratabilme cehdidir.

Bir davası, inancı, sevdası ve hayalleri olan ve bunları kitlelerle paylaşabilenler diğer insanlarla duygudaşlık yaratma becerisine sahip olabiliyor. Böyle kişilerin hayranları, takipçileri, inananları, bağlıları oluyor.

Bu bağlılar önderin rehberliğinde hareket etmekten haz duyarlar, O'nun uğruna veya O'nun gösterdiği davası için maddi manevi fedakârlıklar yapmaktan çekinmezler, ortak davranışlar sergileyebilirler.

*****

Acaba son 50 yılda Türkiye'de siyaset alanında kimler bu manada önder olabildi ve bu ülkede kitleler üzerinde kalıcı etkiler bırakabildi?

Siyasetçi ve devlet adamlarımızdan, özellikle gençlik üzerinde etkili olan ve birkaç nesil sonraya etkileri devam eden liderleri düşünürsek ilk aklıma gelenler Necmettin Erbakan ile Alpaslan Türkeş. Bunlara Bülent Ecevit'i de eklemek mümkün.

Bu üç lider de esasen farklı derecelerde de olsa dini inancı olan, milliyetçi, bağımsızlık ülküsü içinde ve sosyal adaletten yana liderlerdi. Davaları, sevdaları ve hayalleri vardı. Fakat Erbakan İslam inancını, Türkeş Türk Milliyetçiliğini, Ecevit ise bağımsızlık idealini öne çıkardı ve özellikle genç kitleleri dalgalandırmayı başardılar. Ölümlerinden sonra da saygıyla anılmaktalar. Yetiştirdikleri gençler bugün Türkiye'de iktidar ve muhalefet olarak siyasetin ana aktörleri durumunda.

Bunların dışında kalan diğer devlet ve siyaset büyükleri genç nesiller üzerinde bir dava heyecanı ve fikir hareketi yaratabilmiş değil.

Süleyman Demirel ve Turgut Özal da Türk siyaset ve devlet hayatında çok önemli insanlardı. Hatta önceki saydığım isimlerden daha da güçlü ve dönüştürücü olmuşlardı. Fakat Demirel ve Özal daha ziyade teknisyen olarak düşündükleri projeleri siyasetçi olarak gerçekleştirmeye çalışan devlet adamlarıydı. Gençlik üzerinde bir dava heyecanı verememiş, ortak bir duygudaşlık ve uğruna fedakârlık yapılacak fikir hareketi yaratamamıştı. Belki de, çoğunlukla iktidarda oldukları için, iktidar nimetinden yararlanmak isteyen ve güçlüden yana olan pragmatist çevrelerin etkinliği buna engel olmuştu.

*****

Doğup yetiştiğim ilçemde lise yıllarımda tanıdığım "Kalender Emmi" lakabıyla tanınan bir büyüğümüz vardı. O yıllarda MHP ilçe başkanıydı ve uzun yıllar başkanlık yaptı. İlçemizde Adalet Partisi çok güçlüydü. MHP ise Kalender Emmi'nin çevresinde (çoğu oy kullanma yaşında olmayan) gençlerden ibaretti. AP'liler kendi çocuklarının MHP'li olmasını önemsemezler, "büyüyünce hayatın gerçeklerini öğrenir ve nasıl olsa AP'ye dönerler" diye düşünürlerdi.

Çok hoş bir mizahi üslubu olan Rahmetli Kalender Emmi şöyle anlatırdı: "Hep bizim çocuklara bakarak "MHP çoluk çocuk partisi" diye küçümserlerdi. Fakat bir gün geldi ki o küçümseyenler hangi devlet dairesine gitseler karşılarında bizim gençler; hangi işyerine girseler bizim gençler öğretmen, memur, işçi, esnaf, yönetici olarak orada. Ve akıbet 1980 öncesinin son yerel seçiminde Belediye MHP'de."

*****

1980 sonrası ihtilaldan en az etkilenen siyasi akım Erbakan'ın öncüsü olduğu Milli Görüş hareketi oldu.

Bu hareketin içinden çıkan Turgut Özal'ın kurduğu ANAP döneminde, "idealist" Milli Görüş kadrolarının bir kısmı "pragmatist" hale geldi. Daha sonra Ak Parti iktidarı döneminde "Milli Görüş" kadrolarının büyük bir kısmı daha "mücahit iken, önce müteahhit ve sonra da her şeye müsait hale geldi."

Şu anda siyasi hayatta etkin durumda olan partiler içinde genç kitleler üzerinde dava inancı ve heyecanı verebilen sadece BDP ve İşçi Partisi.

MHP Alpaslan Türkeş'in, SP Necmettin Erbakan'ın mirasını tüketmekle meşgul. CHP de 1980 öncesinin birikiminden kalanı harcamakta. AKP ise ANAP'laşma sürecinde.

*****

Bu boşluğu başlangıç itibarıyla siyasi olmayan ancak bugün çok etkili bir siyasi güç haline gelen Fethullah Gülen Hareketi doldurmuş görünüyor. Mülkiyede, adliyede, emniyette, medyada, iş dünyasında, eğitimde nereye gidersek "Cemaat"ten/ "Hizmet"ten insanlar karşımıza çıktıkça rahmetli Kalender Emmi'nin sözünü hatırlıyorum.

"Hocaefendi" bir dava inancı ve heyecanı verdiği gençleri son derece geniş bir vizyon ve sıkı bir disiplinle yönlendirme başarısını gösterince bu gerçek karşımıza çıktı.

1938 den günümüze kadar görev yapan Başbakanlar içinde en güçlüsü olan R. Tayyip Erdoğan ve partisi AKP bile, Cemaatin insan gücü ile işbirliğine kendisini mecbur hissetmekte.

Bu yazının konusu Cemaatin yaptığı "hizmetler" veya AB/ABD ve Vatikan ile ilişkileri, "dinlerarası diyalog" projesinin kime hizmet ettiği değil. "Düşmanına bile adaletle hükmetmesi gerekenlerin adalet yerine intikam duygusuna kendilerini kaptırıp kaptırmadıkları" da değil.

Şurası muhakkak ki halen insana en etkin yatırımı yapan hareket, Gülen Cemaati. Dava inancı ve heyecanını paylaşan geniş bir kitlesi var ve bu kitleleri ekonomik, sosyal ve siyasi faaliyetlerine iştirak ettirmek konusunda çok başarılılar.

25 Aralık 2012

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.