GÜNÜN SÖZÜ

En utanılacak yönümüz, tarih yaptığımız halde tarih öğrenmemek ve bilimsel yöntemle tarih yazmamak konusunda ısrarımızdır. İlber Ortaylı

15 Kasım 2019 06:51 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » PKK Karşısında Pes Etmek

PKK Karşısında Pes Etmek
Tarih: 13 Kasım 2012 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

PKK Karşısında Pes Etmek

 

Cezaevlerinde PKK/KCK/BDP taraftarlarının devam ettirdiği açlık grevinin geldiği bu safhada tarihi önemde bir gelişme oldu.

Hükümet adına Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç şu açıklamayı yaptı: "Bu grevi yaparken dayandıkları konular, kendi konumlarıyla ilgili değildir. Cezaevi şartlarının iyileştirilmesi, kötü muamele veya fena muamele, işkence... Buna yönelik olumsuzlukların kaldırılması değildir. Üç noktada siyasi talepte bulunuyorlar. Bu siyasi taleplerin hemen hemen ikisi (Kürtçe eğitim ve Kürtçe savunma) esasen bugün için çözülmüş durumda. Diğer konu ise (Öcalan'ın tecridi) üzerinde çalışılması ve zaman içerisinde değerlendirilmesi gereken konulardır."

Açlık grevi yapanların talep ettiği üç konu ne idi? Hatırlayalım. 1- Anadilde eğitim hakkı. 2- Mahkemede Türkçe dışında bir dille ifade verme ve savunma yapabilme hakkının tanınması. 3- Abdullah Öcalan'a uygulanan tecridin sona erdirilmesi.

Ak Parti'nin 4. Olağan Kongresi'nde, partinin yol haritasının özetlendiği 63 maddelik "Ak Parti 2023 Siyasi Vizyonu-Siyaset, Toplum, Dünya' adlı kitapçıkta Kürtçe savunma yasağının kalkması ve Anadilde kamu hizmetlerine erişim vaat edilmişti.

Bu vaatlerin çok kısa zamanda gerçekleşmesini arzu eden PKK/KCK/BDP kanadı cezaevlerinde başlattıkları açlık grevleri ile derhal sonuç almak istiyor. Çünkü konjonktürün kendileri için en uygun zaman olduğunu, önümüzdeki seçimler yaklaştıkça hükümetin bu tavizleri vermesinin güçleşeceğini düşünmekte.

*****

Bu taleplerin gerçekleşmesiyle Türkiye sınırları içinde Kürtçenin tek dil olduğu bir bölge yaratılacak. Mahkemelerde ve kamu kuruluşlarında, Türkçe bilenlerin de, Kürtçe konuşmasının hak olarak kabul edilmesiyle birlikte PKK yandaşları bütün bölge halkına Kürtçe haricinde dil kullanılmasını yasaklayacaktır. Bu bölgede Türkçe konuşmak büyük cesaret isteyen bir hal alacaktır.

TBMM'de yeni kabul edilen Büyükşehirler Kanunu ile eyalet valisi gibi güçlenmiş, merkezi idare ile bağı son derece gevşetilmiş BDP'li belediyelerin hâkim olduğu bu bölge, çok kısa zamanda Barzani Kürdistan'ı benzeri federe bir devlet haline getirilecektir. Tabii Öcalan da genel afla serbest bırakılacak ve siyasi hakları verileceğinden "Türkiye Kürdistan'ı Başkanı" olacak.

PKK ve uzantısı kuruluşların planı bu. Bu plan morali ve millete güveni olan bir hükümetin kararlı politikaları sayesinde önlenebilir.

Ancak hükümetin ve AKP'nin "Kürtçe savunma yasağının kalkması ve Anadilde kamu hizmetlerine erişim" konusundaki tavrı terör örgütü ve eylemleri karşısında çaresizlik ve pes etmişlik halini yansıtmakta. Bu tavır PKK ve uzantılarının planının gerçekleşmesi için tarihi bir dönemecin aşılmasına imkân verecek.

Bu bir vehim veya vesveseli bir tahmin değil. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti o bölgede PKK'nın silahlarının gölgesinde yapılan seçimlere mani olamamakta. PKK destekçilerinin bu baskı altında kazandığı milletvekili ve belediye başkanlarını Kürt halkının temsilcisi saymakta. PKK terör örgütünün siyasi taleplerini Kürt halkının meşru hakları imiş gibi onlarla müzakere etmekte.

Bir yandan "herkese istediği dilde savunma hakkı", "ana dilde kamu hizmetine erişim" çalışması yapacaksınız ve bir yandan da "tek devlet, tek millet, tek bayrak" diyeceksiniz. Bu yaman bir çelişkidir.

Kamu hizmetlerini çok dilli hale getirirseniz, bu ülkenin bölünmesi kaçınılmaz olur.

*****

Adalet Bakanı Sadullah Ergin' in herkese istediği dilde savunma hakkına dair açıklaması şöyle: "Türkçe bilmeyenlerin başka dilde savunma yapma olanakları zaten mevcut yasada var. Türkçe bilmeyenler tercüman aracılığıyla mahkemede savunma yapıyorlar. Yeni düzenlemede böyle bir şart olmayacak. Herkes (Türkçe bilenler de) kendini en iyi hangi dilde savunabileceğini düşünüyorsa, o dilde savunma yapacak. Bir sınırlama söz konusu değil. Ayrıca buna anadilde savunma demek de doğru değil kişi anadili olsun veya olmasın, hangi dilde kendini daha iyi savunacağını düşünüyorsa o dilde savunma yapabilecek."

Böyle bir düzenleme adalet sisteminde tam bir keşmekeş yaratacaktır.

Ayrıca böyle bir hak ne Avrupa'da ve ne Amerika'da verilmiş değil. AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi)nde de resmi dili bilenlere böyle bir hak vermiyor. Bizde halen mevcut olduğu gibi resmi dili (Türkçe'yi) bilmeyenlere ücretsiz tercüman hakkı tanıyor. Osmanlı döneminde de böyle bir hak verilmemiştir.

Yani uluslararası hukuka göre Türkçe bilenlere BAŞKA DİLDE savunma imkânı vermek, hak değil imtiyazdır.

*****

Her konuda AB ve ABD'yi örnek gösterenler bu konuda bu devletlerde olmayan (Osmanlı döneminde de olmayan) bir siyasi imtiyaz talebinin yerine getirilmesini istiyor.

Başbakan "Bu açlık grevleriydi, ölüm oruçlarıydı bunlar şantajdır, bunlar blöftür, bunlar şovdur" diyor ama hükümeti şantaja boyun eğmiş olmalı ki, PKK'nın siyasi taleplerini yerine getirme hazırlığında.

Yandaş medya "bu siyasi taleplerin meşru ve haklı olduğu" karşılanması gerektiğini anlatarak, "tek çıkış yolu gibi görünen kapıya işaret edelim: Öcalan'a uygulanan tecrit kaldırılsın ve Öcalan bu "açlık grevi"ni sonlandırsın..." (Kürşat Bumin- Yenişafak Gazetesi) şeklinde akıl veriyor, kamuoyu oluşturuyor.

Türkiye kendi eliyle kendine kurşun sıkıyor. Hem de topuğuna değil göğsüne.

Ak Parti'liler ve bu partiye oy verenler tarihi bir vebal altına girmek üzere.

 

 

13 Kasım 2012

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.