GÜNÜN SÖZÜ

Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar. Atasözü

13 Kasım 2019 14:09 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Cesur Fakat Şaşkın

Cesur Fakat Şaşkın
Tarih: 02 Ekim 2012 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Cesur Fakat Şaşkın

 

Türkiye'nin en büyük meselesi olan "PKK Terörü / Kürt Sorununun çözümü" için Hükümetin ve Başbakan'ın çok ciddi denemeler yaptığını ve risk almaktan çekinmediğini biliyoruz.

Birileri de "büyük devlet adamı olanlar, büyük meselelerin çözümünde millete danışmaz, sonucundan halka hesap verir" fetvaları ile gaz vermekte. (Gariptir ki darbecilerin "millet için ve milli iradeye rağmen" tavırlarını eleştirenler de aynı kişiler.)

Hükümetin terör meselesinde, "cesur fakat şaşkın" başlığını atmamıza sebep olan, farklı uygulama dönemleri oldu:

Açılım dönemi: "Kürt Açılımı / Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi" 2009 da telaffuz edilmeye başlandı. 19 Ekim 2009 da gelen 12 PKK militanı özel bir yargılama(!) yapılarak salıverildi. "Barış grubu" adı verilerek gelen pişman olmamış PKK'lılar, onbinlerce PKK/BDP'li karşılayıcı tarafından tam bir zafer kutlaması şeklinde karşılandı. Türk milletinin sinir uçlarına dokunan bu manzara ile açılım duraklamaya girdi.

OSLO SÜRECİ: Bu arada Oslo Süreci'nin yani (İngiltere'nin gözlemciliğinde) PKK temsilcileri ile Başbakan tarafından görevlendirilen devlet yetkililerinin müzakere etmeye başladığı ortaya çıktı.

Görüşmelere (dönemin Başbakanlık Müsteşar yardımcısı) MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla ve 'özel temsilci' sıfatıyla katılmış. Ayrıca MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ile Kürt tarafından Mustafa Karasu, Sabri Ok ve Zübeyir Aydar'ın diğer katılan isimler olduğu biliniyor.

MÜZAKEREYİ İNKÂR DÖNEMİ: Başbakan'ın 21 Ağustos 2010 tarihinde "PKK ile görüşmedik, görüştüğümüzü söyleyenler alçak ve şerefsizdir" dediği tarihte müzakere devam ediyordu.

MİT ve PKK temsilcileri arasında Oslo'da yapılan görüşmelere katılanlardan KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar "Oslo sürecinin en hızlı yürüdüğü dönemin 2009 yılı olduğunu" açıklamıştı. Mevcut açıklama ve gelişmeler, görüşmelerin 2011 yazında durduğunu gösteriyor.

"Bu dönemde Devlet, İmralı, Kandil ve Avrupa üçgeninde devam eden siyasi müzakerelerden ciddi sonuçlar alacağı ümidiyle PKK eylemlerine karşı daha esnek bir tavır takındı. Ayrıca KCK yapılanmasına karşı uzun süre sessiz kaldı ve KCK'yı barışçı bir sivil toplum örgütü olarak değerlendirdi. Bu dönemde başta Güneydoğu bölgesi olmak üzere ülkenin birçok yerinde örgütlenen KCK, şehirlerde örgüt adına her türlü faaliyeti organize etti ve Hakkâri gibi bazı şehirlerde ciddi bir baskı kurdu."

MÜZAKERE YERİNE MÜCADELE DÖNEMİ:

Bu dönemde de farklı safhalardan geçildi.

a) Tarih 20 Eylül 2011 yani Oslo görüşmelerinin durmasından sonra Başbakan'ın açıklaması: "Terör örgütü PKK ile pazarlık masasına asla oturmayız ve görüşmeyiz."

b) Başbakan ABD gezisinden sonra yeni bir slogan geliştirdi. "Terörle Mücadele, Siyasi uzantısıyla Müzakere." Oysaki BDP kendini yetkili görmemekte ve adres olarak sürekli Kandil ve İmralı'yı göstermekteydi.

Bu safhada terör örgütü Silvan saldırısı ile başlattığı şiddet dalgasını artırdığı gibi bazı illerde alan hâkimiyetini sağlamak için devlet güçleriyle adeta düzenli bir ordu gibi çatıştı. Devlet de KCK yapılanmasının üstüne gitti ve alan hâkimiyetini PKK'ya kaptırmamak için silahlı mücadelede bir strateji değişikliği yaptı.

c) Başbakan son defa aday olduğu AKP Kongresi öncesi 27 Eylül 2012 de ise şu açıklamayı yaptı: "BDP ile görüşmeyiz ama İmralı ile yeniden görüşülebilir."

Son safhada Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç ve Beşir Atalay ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in yaptığı açıklamaların ardından Başbakan Erdoğan'ın katıldığı TV programlarında söylediklerinden anlaşılan o ki, "2. Oslo süreci" başlayabilir. Hatta belki de şu anda yürütülüyor olabilir. Öcalan ile son olarak kardeşinin iki defa görüşmesi de gösteriyor ki süreç içinde Öcalan da olacak.

*****

Yeni dönemin işaretlerini veren MÜZÂKERE açıklamalarI son derece endişe verici. Şöyle ki,

1-    MUHATAP ALMAK: Var olduğu kabul edilen "Kürt Sorununu" müzakere için PKK ve Öcalan'ı muhatap almak demek, bunların Kürt halkının meşru temsilcileri olduğunu kabul etmek demektir. Bu öncelikle AKP'ye oy veren Kürtlere saygısızlıktır.

2-    MÜZÂKERE NETİCE VERMEZ: Hükümetin niyeti muhtemelen sadece terör örgütünün silah bırakmasını temin için bu görüşmeler yapmak olabilir. Ancak bu ortamda PKK'nın silah bırakması söz konusu olamaz. Terör örgütü görüşmeyi sadece Türkiye topraklarının bir bölümünde özerk bir devlet kurulması ve bu devleti PKK'nın yönetmesi talebi çerçevesinde yapacaktır. Demokratikleşme ve insan hakları konusu terör örgütü ile görüşülecek konular değil. Türkiye'nin dörtte birini vermeden, müzakere ile PKK dağdan inmez. Bunun için müzakereden netice alınması pek mümkün değildir.

3-    ZAMANLAMA HATALI: Bu gelişmelerin olduğu dönem PKK'nın eylem yapma gücünün en yüksek olduğunu ispatladığı, dış siyasi gelişmelerin (Suriye ve İran'la ilişkilerimizin) PKK'nın elini güçlendirmesine denk gelmesi sebebiyle zamanlama yönünden hatalı.

4- TARAFLARIN NEFES ALMASI İÇİN TAKTİK: Önümüzde seneden itibaren 3 büyük seçim var. Hükümet seçimlere girerken terörün azaldığı bir dönem yaşanmasını temin için görüşmelerin başlamasını istiyor olabilir. PKK da saldırılarını genelde kış aylarında seyreltmek zorunda kalır. Tarafların nefes almasını sağlayacak taktik müzakerelerden olumlu sonuç çıkmaz.

700 bin kişilik dünyanın en güçlü ordularından birine sahip Devletimizi yönetenlerin, PKK'yı yenemeyeceğini kabul etmesi (Terörün Türk devletine boyun eğdirmesi) beni çok rencide ediyor.

Verilen şehitlerin, akan kanların, terörle mücadelede harcanan dev bütçelerin boşuna olduğu anlamına gelecek bir sonuca gitme ihtimali içimi acıtmakta.

Ancak, inanıyorum ki dünyanın en güçlü devletlerine karşı vatanına, "istiklâl ve Cumhuriyetine sahip çıkan" Türk Milleti, taşeron bir terör örgütüne yenilmeyi kabul etmeyecektir.

 

 

02 Ekim 2012

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.