GÜNÜN SÖZÜ

Toprak ana ancak yoğurulmaktan hoşlanır. Memelerinin sütünü, ancak onları yoğurmayı bilene verir. Toprak, toprağa sarılmayı bilenindir. Şevket Süreyya Aydemir

18 Temmuz 2019 19:18 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Sevda Tepesi ve Yabancılara Mülk Satışı

Sevda Tepesi ve Yabancılara Mülk Satışı
Tarih: 26 Haziran 2012 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Sevda Tepesi ve Yabancılara Mülk Satışı

Arap Kralı Abdullah Bin Abdülaziz'in 28 yıl önce satın aldığı İstanbul Boğaziçi'nin en mutena alanı "Sevda Tepesi" için imar izni çıktı.

Akşam Gazetesinde Sevda Tepesi'nin tarihçesini inceleyen Gürkan Hacır özetle şu bilgileri veriyor:

Bedrettin Dalan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı.

Suud kralının adamlarıyla o görüştü. Turgut Özal'ın talimatıyla İstanbul'un boğaza hâkim en güzel tepesi Araplara satılacaktı. Ancak buranın iki küçük engeli vardı.

Birincisi imara açık değildi. Yani ev işyeri vs. yapılamazdı.

İkincisi ise burası askeri nişangâh alanıydı. Yani askeri stratejik önemi olan ve boğaz güvenliğini sağlayan bir nişangâh yeriydi.

Ancak hepsi halledilebilirdi.

2006 yılında Abdullah Bin Abdülaziz buranın imara açılması için Tayyip Bey'den ricacı oldu. Geçtiğimiz hafta imar izni çıktı.

Şimdi gelelim finale...

Akşam Gazetesi'nde flaş haberi İsmail Küçükkaya patlattı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar imar izni eleştirilerini cevaplarken şöyle diyor.

'Kral ailesi oraya otel yapmayacak. Ailesi için villa inşa edecek, belki 4 tane. Kendisi oturacak...

Adam 20 küsur yıl önce satın almış, yazıktır. İmarı da çok verilmedi.'

Sonra şu bilgiyi de ekledi.

'Kral ailesi Türkiye'ye yardımcı oluyor. On milyar tutarında bir yardımı oldu.'

İsmail Küçükkaya üsteliyor. 'Hibe mi?'

'Evet. Ben öyle biliyorum.'

******

Bu haberde dikkati çeken iki husus var:

  • 1- "Arap Kralı bize niye 10 milyar hibe etti?" ve "bu paralar nereye gitti?" sorularının cevabı çok önemli olabilir.

Bu konuda Milliyet'ten Güngör Uras yazdığı "Suudi Kralın Hibe Ettiği 10 Milyar Dolar'ın İzi Yok" başlıklı yazısında "Bizim banka sistemimizde de, Merkez Bankası hesaplarında da böyle bir paranın izi yok" diyor.

Güngör Uras bu konuda "cevaplanması gereken 2 soruyu" soruyor:

a) Kimse kimseye bedava para vermez. Günümüzde bir kral bir ülkeye durup dururken hibe olarak para göndermez. Hele hele 10 milyar dolar hiç göndermez. Gönderir ise bunun karşılığı bir şey alacaktır. Suudi Kralı'na 10 milyar dolarlık hibe karşılığı vereceğimiz Sevda Tepesi "Yetmez Abi'cim!" (Daha başka neler var? Onları bilelim!)

b) Gelen 10 milyar dolar nerede? Daha başka paralar da gelecekmiş. Bu paralar ne için gönderiliyor? Gelen paralar ve gelecekler hangi hesaba yazılacak?

"Ödemeler bilançosundaki "Nereden geldiği belli olmayan döviz"ler var ya... "İşte onları Kral gönderiyor" denilecek. İyi de Kral kime gönderiyor. Her ay nereden geldiği belli olmayan 2 - 3 milyar dolar döviz kimlerin cebine giriyor? Bakan Bayraktar "Neyin ne olduğunu bize anlatır ise biz de rahatlarız..."

  • 2- Çevre ve Şehircilik Bakanı'nın "Adam 20 küsur yıl önce satın almış, yazıktır" cümlesi içinde açığa çıkan zihniyet çok dikkat çekicidir.

"İstanbul'a ve İstanbulluya yazık olur" demesi gereken bir konuda, bir "Çevre ve Şehircilik Bakanı'nın" önceliğine bakar mısınız?

Bakan, İstanbul'un bir daha geri getirilemeyecek bir kıymetinin, bütün İstanbulluların ve hatta bütün Türk vatandaşlarının hakkı olan bir değerin kaderini tayin ederken, sadece Suudi Kralının problemini çözmenin keyfi içinde konuşmuş.

*****

Bakan Erdoğan Bayraktar, Türkiye topraklarının yüzde 10'u kadar toprağı yabancılara satma imkânı veren kanunu savunurken de: 'Uluslararası sermayenin çekilmesi için yabancıya mülk satışını serbest bırakan ülkeler öz güveni en yüksek ülkelerdir' diyordu.

Ve "Türkiye bu ülkelere yani Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine yerli dizi oyuncularının oynadığı reklamlar ve tanıtım panelleriyle 'Türkiye'de toprak ve konut alın' kampanyası düzenliyor, bütün büyükelçiliklere yeni yasanın müjdesini haber veren davetler yolluyordu."

Esasen belki de esas sebep, Türkiye çok yüksek cari açığını kapatmak zorunda ve yöneticilerimizin küresel finansörlere ülkenin varlıklarını ve rantını pazarlamaktan başka çıkış yolu bulamamış olmasıdır. Tıpkı çalışmadan harcayan müsrif mirasyedinin miras mallarını satması gibi varlıklarımız yabancılara satılmakta. Fabrikalarımız, bankalarımız, şirketlerimiz, limanlarımız, madenlerimiz gitti. Sıra toprağımıza geldi.

Türkiye, Afet Yasası'yla küresel finansa 500 milyar dolar, Yabancıya Toprak Satışı düzenlemesiyle bir iki yıl içinde 20 milyar dolarlık kârlı yatırım alanı açarak, dünya ikincisi cari açığını kapatmaya çalışıyor...

Bir yanda Kâbe'nin yanına gökdelenler diken, Ecyad Kalesi'ni 2002 yılında yıkarak yerine Fransızların işlettiği otelleri yapan Suudi Kralı'nın ihtirası.

Ve diğer tarafta yap-satçı müteahhit anlayışı ile gerçekleştirilen (şehircilik açısından birer felaket olan) toplu konutlar politikasının "başarılı" mimarı Erdoğan Bayraktar'ın zihniyeti...

Bu iki zihniyet birleşti ya, "Sevda Tepesi" gitti gider...

Sadece Sevda Tepesi mi, ülke topraklarının yüzde 10'u ve diğer varlıklarımız da salam dilimi gibi parça parça gitmekte...

 

26 Haziran 2012

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.