YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Kıbrıs’ı Gezmeden Önce

Kıbrıs’ı Gezmeden Önce
Tarih: 12 Haziran 2012 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Kıbrıs’ı Gezmeden Önce

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) diğer adıyla "yavru vatan" olan bir Türk devleti. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak pasaportsuz, sadece nüfus cüzdanlarını göstererek girebildiğimiz bir ülke. İçinde yaşarken kendinizi Antalya'da yaşıyormuş kadar rahat hissettiğiniz bir atmosferi var. Fakat trafiğin, elektrik prizlerinin İngiliz standartlarında olduğu, Türkçe isimlerin yanında Rumca tabelalar, bolca Hıristiyan kültürünü yansıtan tarihi mimarlık eserleri ile de fark edilen bir yapıya sahip.

Seyahatimizde edindiğim intibaları aksettirmeden önce kısaca Kıbrıs tarihi hakkındaki bilgilerimizi hatırlatmak faydalı olabilir.

  • Kıbrıs, sadece milattan sonraki 2000 yıllık dönemde, 1570 yılına kadar Roma, Bizans, Lüzinyan, Venedik egemenliklerini yaşamış. Özellikle Lüzinyan dönemi Adanın tam bir ticaret merkezi olması sebebiyle en zengin olduğu dönem olmuş. Tabi bu dönemde Adaya akan servet çok önemli dini mimari eserlerin (katedraller, manastırlar, kiliseler) yapılmasını sağlamış. 1570 yılında Venediklilerin hâkimiyetinde iken, Osmanlı Devleti Lala Mustafa Paşa komutasında 60.000 kişilik donanmayla, 11 aylık bir kuşatmadan sonra Kıbrıs adasını fethetmiş. Gazimağusa'daki 1299 yapımı muhteşem St. Nicholas Katedrali camiye çevrilerek, Lala Mustafa Paşa Camisi adını almış. Osmanlı hâkimiyeti döneminde zaten var olan büyük katedral ve kiliseler camiye çevrildiğinden, bu dönemde Kıbrıs'ta Osmanlı mimarisini aksettiren büyük cami pek yapılmamış. 1570-1878 arasında 308 yıllık Osmanlı Türk hâkimiyetinden sonra Ada İngiltere'ye kiralanmış. Başlangıçta Adanın kirasını ödeyen İngiltere, karşılıklı savaşan ülke durumuna gelince para ödemeden Adaya hâkim olmaya devam etmiş. Ta ki 16.08.1960 a kadar.
  • Zürih ve Londra Antlaşmasıyla İngilizler 256 kilometrekarelik alanda yer alan üsleri haricinde adadan çekilmiş ve Türkiye ile Yunanistan garantör olmuş. Sonrası Başpiskopos Makarios'un devlet başkanı olması. Rumların EOKA teşkilatı vasıtasıyla Türklere yaptığı baskı ve yıldırma harekâtı. Buna karşı Türklerin kurduğu TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı). 1963-1964 olayları ile Rumların Türklere uyguladığı katliam. 15 Temmuz 1974'te Yunan cuntasının yaptığı darbenin lideri EOKA'cı Nikos Sampson'un "Kıbrıs Helen Cumhuriyeti'ni" ilan etmesi üzerine, Türkiye'nin 20 Temmuz 1974 te Garantörlük hakkının kullanmak suretiyle başlattığı askeri harekât. (Ne hazin bir tecellidir ki, Türkiye'ye garantörlük hakkını veren başarılı Zürih Antlaşmasının mimarı, DP'nin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası Yassıada yargılamaları sonrası idam edilmişti.)
  • Makarios Türkleri Adadan çıkarmak için topraklarını yüksek fiyatla alıp, Türk ailelerinin yurtdışına gitmelerini teşvik ediyordu. Kalmak isteyenlere de EOKA vasıtasıyla baskı uyguluyordu. Böylece limanlardan her hafta 50 kadar Türk aile başka memleketlere yerleşmeye gitmekteydi.
  • Kıbrıs'ın Yunanistan ile birleşmesi düşüncesi olan enosis için, Yunanistan acele edip Sampson vasıtasıyla darbe yaptırmasa ve Türkiye müdahale etmeseydi, belki de bugün Ada tamamen Rumlaşmış olacaktı. Ada dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin nüfusunun 400 bin olduğunu düşünürsek, Kuzey Kıbrıs'taki Türk varlığının Yunanistan'ın bu hatasına bağlı olduğu anlaşılır.
  • 1974'te Yunan darbesinin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gerçekleştirdiği harekât sonucu, tek yanlı Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuş, bu devlet sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adını almıştı.
  • Kıbrıs adasının yüzde 35'inde kurulmuş olan KKTC'nin nüfusu 295 bin. Buna karşılık Rumlar Adanın yüzde 59,5 unda yerleşmiş. Rum nüfus Adanın yüzde 71'ini ve Türk nüfus yüzde 29'unu oluşturmakta. Türk nüfusun önemli bir kısmı da (yaklaşık yüzde 40) Türkiye'den göç edenler.
  • 2004'te Annan Planı'na Türk tarafı yüzde 65'le "evet" derken, Rumların yüzde 75'i "hayır" demişti. Bu defa da Allah Türk'ü korudu. 10-15 sene içerisinde Türk varlığını bitirebilecek bu plan, yine aceleci Rumlar sayesinde uygulanamadı.
  • Geçmiş medeniyetlerden kalan muhteşem eserlerin bazıları dimdik ayakta. Mesela Ortaçağ döneminden kalan St. Hilarion Kalesi; Bizans, Lüzinyan ve Venedik dönemi izlerini taşıyan Girne Kalesi, Akdeniz'in en güzel limanı kabul edilen Girne Limanı; Lefkoşa'da Venedik döneminden kalan kale ve kapıları, St. Sophia Katedrali (Selimiye Camisi); Gazimağusa'da 1299 yapılmış St Nicholas Katedrali (Lala Mustafa Paşa Camisi), Aynı tarihte dikilmiş 713 senelik ve senede 7 defa meyve vermeye devam eden Cümbez ağacı, muhteşem Mağusa Kalesi, Hıristiyanlarca kutsal bir mabet (yazdığı İncil'de Hz. Muhammed'in geleceğini müjdeleyen, Hz. İsa'nın ilk havarisi adına yapılmış) St. Barnabas Manastırı ve müzesi. Kiliseler Katolik, Ortodoks ve İslam dönemlerinde ilginç tadilatlara uğramış. Bunlardan başka (aynı zamanda Makarios'un avukatı olan) İtalyan asıllı Rum, biseksüel mafya lideri Paulo Pavlidis'in 1957 yılında yaptırdığı Mavi Köşk ve EOKA'ya kaçak yoldan silah sağlayan Pavlidis'in hayat hikâyesi ilginç. Elbette bunlardan başka da çok önemli eserler var. Bunlar benim gezebildiklerim.

İzlenimlerim devam edecek.

12 Haziran 2012

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.