GÜNÜN SÖZÜ

İnsan kıymeti bilmeyen topluluklarda kıymeti bilinecek insan yetişmez.//Hasan Ali Yücel

16 Ekim 2018 16:25 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Rauf Denktaş’a Son Görevimizi Yaparken Gördüklerim

Rauf Denktaş’a Son Görevimizi Yaparken Gördüklerim
Tarih: 20 Ocak 2012 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Rauf Denktaş’a Son Görevimizi Yaparken Gördüklerim

Kıbrıs Türklerinin ve dünya Türklüğünün efsane lideri merhum Rauf Denktaş'ı ebediyete uğurlamak için 17 Ocak günü Kıbrıs'a gittik. Benim aynı zamanda Kocaeli Aydınlar Ocağı'nı temsilen Başkan olarak katıldığım bu seyahatte yol arkadaşım, eski başkanlarımızdan İlim İstişare Kurulu üyemiz, Dr. İbrahim Kahraman'dı. Büyük devlet adamımıza son görevlerini yapmak için, bu seyahate başka katılmak isteyen arkadaşlarımız da oldu. Ancak uçak bileti bulmakta yaşanan sıkıntı sebebiyle gelemediler.

Sabiha Gökçen Havalimanı'nda aynı maksatla Kıbrıs'a gitmek için gelen değerli dostumuz, Türk Eğitim Sen Kocaeli Şube Başkanı Süleyman Pekin, Türk Eğitim Sen yöneticilerinden Recep İmamoğlu ve Mevlüt Belen ile karşılaşınca Kocaeli kafilesi beş kişi olduk.

Ercan Havalimanından Lefkoşa 27 km mesafede. Taksi ile 20 dakikada Lefkoşa'ya geldik. Cenaze namazı, tarihi bir katedralden camiye çevrilmiş Selimiye Camii'nde kılınacağı için Caminin etrafında güvenlik tedbirleri alınmıştı. Camiye sadece protokol ve misafirler girebilecek denildi. Kocaeli'den geldiğimizi, protokol listesine adımızı yazdıracak zaman bulamadığımızı söyleyince bizi protokolün bulunduğu Cami avlusuna aldılar.

Cenaze gelinceye kadar Camiye girdik. Namaz vaktine kadar cemaat doldu. Son olarak Türkiye'den gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, M.Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nu, DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek'i cemaat içinde görebildim.

Sonradan öğrendiğimize göre geldikleri halde kalabalık arasında bizim göremediklerimiz arasında Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, eski Genel Başkan Deniz Baykal, KK Komutanı Hayri Kıvrıkoğlu, DSP Genel Başkanı Masum Türker de varmış.

Cami avlusu küçük olduğu için cenaze namazını cemaatin çoğu Cami içinde kıldı. Sonra yarısı Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı, diğer yarısı KKTC bayrağına sarılı tabut önde, cemaat arkada 7 km süren bir yürüyüş başladı.

Yol boyunca evler ve işyerlerinde Türkiye Cumhuriyeti Bayrakları ile birlikte asılmış KKTC bayrakları, Denktaş posterleri, "Unutmayacağız," "Seni ve Cumhuriyetimizi sonsuza kadar yaşatacağız", "kalbimizdesin" "şehit abime, babama, dedeme selam söyle" gibi ifadelerin yer aldığı posterler eşliğinde devam eden bir kortej.

Önce, eski Lefkoşa'nın daracık kıvrımlı sokakları, daha sonra şehrin yeni bölümlerinde, daha geniş caddelerde devam eden yürüyüş. Top arabasına alınan tabutun arkasından yürüyenler en önde oğlu Serdar Denktaş ve diğer aile yakınları, arkasından binlerce kişi.

Biz de bu binlerin arasında zaman zaman tanıdıklarımızla karşılaştık. Bunlardan bir kısmıyla kısa sohbetlerle, bir kısmıyla selamlaşmalarla duygu paylaşımında bulunduk.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yanında Oktay Vural ve kalabalık bir ekiple yürüyordu. DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Günhan (Genel Başkan Mustafa Destici de kalabalık içinde imiş ama biz karşılaşamadık.)

Cüppeleriyle gezen bir grup din adamı dikkatimizi çekti. Kıbrıs Diyanet yetkilisi ve Selimiye Camisi imamının yanında Gümülcine'den gelen Batı Trakya Müslümanlarının Lideri bulunmaktaydı. Bu cüppeli imamları gören bir vatandaş, Kuzey Kıbrıs'ta papaz cüppelerinin yerine imam cüppelerini görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Binlerce kişilik kortej yürürken kenarda yol boyunca sıralanmış Lefkoşalılar duygularını belli eden yüz ifadeleriyle izledi.

Cenazenin defnedildiği Cumhuriyet Meydanı, Türk Mukavemet Teşkilatı Anıtı'nın karşısında geniş bir alan. Bu alan ileride yapılacak anıt mezar için çok uygun genişlikte.

Defin ve sonrasında yapılan dua bitinceye kadar kalabalıklar meydanı boşaltmadı. Defin esnasında görebildiğim ünlüler arasında KKTC eski Cumhurbaşkanı M. Ali Talat, Başbakan Yardımcımız Beşir Atalay, SP Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Merhum Alpaslan  Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş de vardı.

KKTC'de konuştuğumuz herkes Rauf Denktaş'ın çok büyük bir devlet adamı olduğunu, bu bayraklar dalgalanıyorsa, minarelerden ezan duyuluyorsa en çok Rauf Denktaş'ın sayesinde olduğunu ifade ediyordu.

Ercan Havalimanı'ndan Lefkoşa'ya getiren taksinin şoförü Gökhan, Adana'dan on sene önce 18 yaşında iken kalkıp gelmiş. Denktaş olmasaydı kaderinin başka türlü olacağını Kıbrıs'ta kendine seçtiği hayatı yaşayamayacağının farkındaydı. Girne ve Magosa'dan sonra Larnaka'yı sorunca "Larnaka bizim değil" derken vatanın ne demek olduğunu yaşayarak öğrendiği belliydi.

Dönüşte Lefkoşa'dan Ercan'a götüren taksinin şoförü Erkin (babası Feridun Cemal Erkin'den dolayı bu ismi vermiş) yerli Kıbrıs Türklerindendi. Tam bir Rauf Denktaş hayranı idi. Denktaş'ın yerini dolduracak yeni siyasetçi yetişmemesinden yakınıyordu. "Adadan Türkler çıksın" diyen aşırı solcu grubu marjinal buluyor ve sevmiyordu. Bu vatanı kendilerine bırakan Rauf Denktaş'a dualar ediyordu. 390 bin nüfuslu bir küçük devlette bu kadar çok siyasi parti olmasından, Denktaş'ın fikrine yakın olan partilerin bölünmesinden şikâyetçi oldu.

(Bu arada KKTC'de trafik İngiliz usulü soldan işliyor. Araçların çoğu sağdan direksiyonlu, bir kısmı ise soldan direksiyonlu. Soldan akan trafikte yaya olarak karşıya geçerken bakılacak yönü şaşırdığım için tehlike de yaşadım.)

Minibüste karşılaştığımız bir KKTC vatandaşı, 1974 öncesi yaşadıklarını Lefkoşa'nın geçmekte olduğumuz bölümlerinde "şurası Rumların karargâhı idi. Şurası Türk bölgesiydi. Şu binanın üstüne koydukları makineli tüfekler sayesinde bizim bölgeyi işgal edip, bir subayımızın ailesini banyoda şehit ettiler" diye bilgiler verirken aynı heyecanı yaşıyordu. Meğer Lefkoşa'nın içinde oluşan adacıklarda Türkler ve Rumlar ayrı yaşarlarmış.

Minibüste tanıdık birine benzettiğim zata kim olduğunu sorunca "Ben Hasan Basri Özbey, İşçi Partisi Genel Başkanı" cevabını verdi. İşçi Partisi küçücük KKTC'deki çok sayıda partiden biriymiş.

Havalimanına dönmeden tekrar Selimiye Camisine geldik. Kırşehirli İmam Mahmut Toprak'ın imamlığı, Dr. İbrahim Kahraman'ın müezzinliği ile akşam namazını kıldık. İmam Mahmut Toprak bize Rauf Denktaş için yaptırılmış helvalardan ikram etti. Helvaları yaptıran ise hepimizin ismini yakından bildiği bir kişi, Besim Tibuk. Eski Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Tibuk, şimdi siyasetin dışında ama Lefkoşa'nın en büyük otellerinden biri olan Merit Otel'in sahibi.

Rauf Denktaş'ın çok farklı kesimlerden insanları bir araya toplayabildiğini gördük. Birbiriyle zıt görünen nice insan Rauf Denktaş'a saygıda ve O'na vefa göstermede birleşmişti. Bunun sebebi herhalde Rahmetlinin ortak değerlerimizin bir kahraman temsilcisi olması ve O'nun güleryüzlü, dost ve cana yakın mizacı olsa gerek.

Dönüşte böyle bir "ulu çınara" karşı son görevimizi yapmış olmanın huzuru ve fakat O olmadan Kıbrıs davasının aynı başarıyla savunulmasının sürdürülebileceği konusundaki endişelerimizle baş başa kaldık.

Bu imanlı Türk büyüğünü Allah'ın rahmetine tevdi ederken, davasına sahip çıkabilmemizi diliyorum.

 

 

20 Ocak 2012

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu