GÜNÜN SÖZÜ

"bu dünyadan göçerek türk milletine veda edeceklerinin çocuklarına kendinden sonra yaşayacaklara, son sözü bu olmalıdır: "benim türk milletine, türk cemiyetine, türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemişti, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz. Bu sözler bir ferdin değil, bir türk milleti duygusunun ifadesidir. " bunu, her türk bir parola gibi kendinden sonrakilere mütemadiyen tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her türk ferdinin son nefesi, türk milleti'nin nefesinin sönmeyeceğini onun ebedi olduğunu göstermelidir. Yüksek türk, senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.//Celal Bayar

20 Kasım 2018 21:49 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » T. Muzaffer ŞİŞMANOĞLU » Deprem Tarihi Suç Tarihi

Deprem Tarihi Suç Tarihi
Tarih: 25 Kasım 2007 Yazar: T. Muzaffer ŞİŞMANOĞLU-İnşaat Müh. Kategori: Güncel

Deprem Tarihi Suç Tarihi

Yıl 1999.Ağustosun 17 si.Gece saat 03.05 te Kuzey Anadolu fayının Düzce,Adapazarı,Yalova,Avcılar güzergahında 7.8 büyüklüğünde bir deprem yaşanıyor.

Devletin yetkilileri bölgeyi afet bölgesi ilan etmemek için 6.7 den başlayıp bilahare arttırarak 7.4 te karar kılıyorlar.

Bu deprem bazı bilim adamlarına göre ancak 1000 yılda bir yaşanabilecek çok şiddetli yıkıcı bir deprem.15-20 bini aşkın insanımız hakkın rahmetine kavuşuyor.Trilyonlarca maddi zarar meydana geliyor.Bir taraftan deprem yaraları sarılmaya çalışılırken diğer taraftan da yargılamalar başlıyor.Yıkılan binalar çoğunlukla 20-30 yıl önce,hatta bazıları 40 yıl önce yapılmış.Binaların projeleri o günkü kanun ve yönetmeliklere göre çizilmiş ve hesaplanmış.Sorumlulukları da aynı kanun ve yönetmeliklere göre yerine getiriliyor.O günkü kanun ve yönetmeliklerde sorumluluk 5 yıl ile sınırlı.İmzalar buna göre atılmış.Hakimlerde bunu değerlendiriyor ve bir çok dosya zaman aşımından rafa kaldırılıyor.Birden bire devreye Yargıtay giriyor.Önce ceza dairesi,sonra hukuk dairesi bir karar alıyor.

”Deprem tarihi suç tarihidir.”.

Yani siz binaları ne kadar önce yaparsanız yapın,ne kadar önce projelendirirseniz projelendirin, yaptığınız işi 17 Ağustos 1999 da yapmış olarak kabul ediliyorsunuz.Kimse bu kararın Anayasaya uygun olup olmadığını tartışmadı.Hiç bir sivil toplum örgütü(Mühendis ve Mimar odaları da dahil)”yahu siz ne yapıyorsunuz.Tüm kanun ve yasaların hükümlerini ve yürürlük tarihlerini nasıl oluyor da 20-30 sene sonraya hatta sonsuza taşıyorsunuz “demedi.O günkü haleti ruhiye de Mühendis ve Mimarlar baş suçlu ilan edildi.Bizim meslek odalarımızda bu ön yargıya aynen uydu.Bakanlar kurulu mağdurların hakkını savunmak adına alel acele “adli müzaheret le alakalı bir kararname çıkarttı.Açılan bütün davalar ve Davalının malına konulacak tedbirler ücrete tabi değildi.Bu da deprem davalarını takip eden bazı avukatların işini kolaylaştırdı.Gerekli veya gereksiz önüne gelen teknik adamın tüm mallarına tedbir koydurdular.Borçlar kanununun 50.maddesi olan müteselsiliyet maddesini bina inşaatların da uygulayarak %5 kusurlu bulunana da tazminatın tamamını ödettiler.Bilirkişi raporlarının bazıları profesörlerin asistanlarınca hazırlandı.Profesörler imzaladılar.Bilgisayar teknolojisi ile yetişmiş bu genç öğretim görevlileri o günlerin şartlarını yorumlamaktan uzaktı.Hesapların elle yapıldığı,İletişimin sınırlı olduğu,malzeme temininde zorluklar yaşandığı,inşaat yapım teknolojisinin ilkel olduğu dönemleri bilmeleri imkansızdı. Yorumlamaları da mümkün değildi.Gördükleri her eksiği kusur kabul ettiler.Hakimlerde bilirkişilere uyunca Yargıtay kararından sonra yargılanan bütün teknik elemanlar suçlu hale geldiler.Proje kusurlarının binaların hasar almasına veya yıkılmasına sebep olup olmadığı,binaların yıkılmasında veya hasar almasında ne kadar etkili olduğu bile yorumlanmadı.Proje deki ufak tefek eksiklikler kusur olarak kabul edildi.Dosyalar iyi tetkik edilmeden acele raporlar düzenlendi.

Verilen %5 ve ya %10 kusur dolayısı ile bu kusura muhatap olan az kusurlu teknik elemanın yukarıdaki kanun maddelerine göre tazminatın tamamını ödeyeceği, malları haraç mezat satılacak olan teknik elemanın kendisinin deprem mağduru haline geleceği nazarı itibara alınmadı.

Hakimler deprem konusunda ihtisas sahibi olmadıkları gibi,atanan bilirkişilerin büyük bir bölümü de konunun uzmanı değillerdi.Betonarme projelerine, hiç betonarme projesi yapmamış, su ihtisası yapmış, mekanik ihtisası yapmış,petrol ihtisası yapmış öğretim görevlileri ve ya uzmanlık alanı farklı olan devlet kademelerinde masa başı görevi yapan mühendisler baktı.Zemin etüdünü jeofizik mühendisleri yerine maden mühendisleri de yorumladı.Hatta bazı bilirkişiler hayatında hiç proje yapmamış veya hiçbir inşaatın yapımının seyircisi bile olmamıştı.Bu kişilerin yorumları davalı mühendislerin mahkum olmalarına sebep oldu.

Bütün bu olumsuzlukların sorumlusu alel acele çıkarılan “deprem tarihi suç tarihidir” kararıdır.”Tutulan kısrak harmanı döver “Atasözüne bu hadiseler tıpa tıp uymaktadır.

1500 civarındaki dosyadan sadece 34 kişi mahkum olmuştur.Bu insanlar 1000 yılın depreminin faturasını üstlenmişlerdir.Kanunları çıkaran bakanlık suçsuz ilan edilmiştir. Projeleri tasdik eden meslek odaları suçsuz ilan edilmiştir.Yönetmelikleri yapan ve projeleri onaylayan Belediyeler suçsuz ilan edilmiştir.Bütün suç teknik elemanların sırtında kalmıştır.Kala kala geriye 34 mahkumiyet ve 250 civarında tazminat dosyası kalmıştır.Bütün bu dosyaların çoğunluğunun bulunduğu vilayet te Kocaeli dir.

Bu insanlar depremin günah keçileri olmuştur.

10 yıl sonra da,hatta 100 yıl sonra da deprem olsa bu Yargıtay kararı 100 yıl önce yapılan yapının yapım tarihini deprem tarihine taşıyacaktır.Genel hukukta böyle bir şey olabilir mi? İnsan gelecekteki şartlara şimdiden imza atabilir mi?

En kısa zamanda bu Yargıtay kararını devre dışı bırakacak şekilde İmar kanununda düzenleme yapılmalıdır.Yoksa gelecekteki bir İstanbul depreminde aralarında meclisteki milletvekillerinin de olabileceği çok mühendis,mimar ve müteahhidin canı yanacaktır.

İktidar bu konuyu halletmekten çekiniyor.Deprem mağdurları ayağa kalkacak diye.1500 dosyadan 1400 ü zaman aşımına uğradı.Ne oldu savaş mı çıktı.Zaman aşımına uğrayan dosyalar temiz miydi.Bu dosyalar yargı dışı kalınca ortaya bir adaletsizlik çıkmadı mı?

Ey iktidar sahipleri!

Anayasaya aykırılığı bile tartışılmamış bu Yargıtay kararını devre dışı bırakacak düzenlemeleri bir an önce ele alınız.İçinde haksız yere güme gidenlerinde bulunduğu hapisteki teknik elemanların çilesine bir an önce son veriniz.”Sizlerden biri de gelecek deprem de ne olduğunu anlamadan kendini demir parmaklıklar arkasında bulabilir.” sözümü yabana atmayınız.

Borçlar kanununun 50. maddesindeki ve tüketici kanununun 4. maddesindeki “Müteselsiliyet” hükmünün inşaatlarla alakalandırılmasını engelleyecek yeni bir düzenlemeyi acil olarak meclise getiriniz.

Zira tazminat davalarında haksız yere yeni ocaklar batıyor.Bazı istismarcılar depremden sonra çıkan bu karar ve kararnamelerden istifade ederek DEPREMZADE oluyor.

Ey iktidar sahipleri!

Bu yazımi depremin faturasını ödemeye mahkum olmuş olanların gıyaben talebi olarak kabul ediniz.

Acil olarak lütfen dikkate alınız.

25 Kasım 2007

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi muzaffersismanoglu@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu