YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » ABD'nin Türkiye'ye Vermek İstediği Rol

ABD'nin Türkiye'ye Vermek İstediği Rol
Tarih: 13 Aralık 2011 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

ABD'nin Türkiye'ye Vermek İstediği Rol

Türkiye'ye ABD üst yönetiminden birileri gelince beni soğuk bir terleme sarar. İster Başkan, ister Dışişleri Bakanı, isterse çuvalcı komutanları gelsin biz onları çok iyi misafir eder, ağırlarız. Halka sevimli göstermek için yapılan "algılama, itibar yönetimi" çalışmalarıyla sağlanan bir sempati ortamında uğurlarız. Bu görüşmelerin kokusu sonradan çıkar. "İyi şeyler olacak" beklentilerini canlandıran vaatler ve sırt sıvazlamaların arkasından bizden talepleri gelir.

Tecrübeler göstermektedir ki ABD'nin talepleri Türkiye'nin takip ettiği politikaların ana eksenini belirlemede çok önemli olur. Bu bakımdan ABD üst yönetimi ile Türkiye üst yönetimleri arasındaki görüşmelerde konuşulanları iyi takip etmek gerekir.

Geçen hafta da ABD'nin iki numarası, Başkan Yardımcısı Joe Biden Türkiye'yi ziyaret etti. Konu başlıklarıyla konuşulanları ve değerlendirmelerimizi sunalım:

•1-SURİYE KONUSU: Suriye'de Esad'ın hemen indirilemeyeceği anlaşıldı. İran, Suriye ve Çin, Esad yönetimine destek vermekte. ABD'de Başkanlık seçimleri de yaklaştı. Bir yandan Irak'tan ve Afganistan'dan askerini çekerken, seçim atmosferinde Suriye'de yeni bir cephe açmak istemez.

AB ekonomik krizde ve ortak Euro uygulamasından doğan sıkıntılar sebebiyle yeniden yapılanma tartışmaları içinde. Bu yüzden Suriye konusunu gündeminin arkalarına atmış durumda.

ABD ve AB Türkiye'yi ön plana itmek, Suriye'ye müdahalesini Türkiye vasıtasıyla yapmak istiyor. Bunun için Türkiye'nin isteklendirilmesi gerekli.

Türkiye'nin "model ülke", "bölge lideri" olduğuna dair ifadeler... Türkiye üst yönetimi liderliğine düzülen övgüler... Bunlar Türkiye'yi gaza getirmeye yetmezse "stratejik ortaklık", "PKK ile mücadelede işbirliği"ne dair janjanlı sözler eklenir.

Batılı dostlarımız işbirlikçilerini parlatmayı iyi bilir. Baksanıza Nobel Barış ödülünün verildiği 3 kadından biri Yemen'de devrilmek istenen yönetime karşı, muhalif hareketin ileri gelenlerinden biri. Rejim karşıtı gösterilerin önemli bir siması olarak bilinen Tevekkül Karman. 32 yaşındaki kadın aktivist bu ödüle layık görülen ilk Arap kadın olmasının yanısıra, en genç Nobel Barış Ödülü sahibi oldu.

ABD/AB politikalarına uygun bir şekilde Türkiye Suriye'ye müdahale ederse, Başbakanımızın Cumhurbaşkanı / Başkan olması yolunda iyi destek alacağından ve üstüne de Nobel Barış ödülü vereceklerinden emin olabiliriz.

Suriye konusunda Türkiye'nin herkesten fazla müdahil olma hevesi içinde olduğu görülüyor. Esad yönetimine muhalif olanlara silah dâhil her türlü desteği açıkça veriyor. Suriye'ye uygulanacak yaptırımlar / zorlayıcı tedbirlerde öncü durumda.

Türkiye çok riskli hamleler yapıyor. "Büyük devletlerle politika yürütmek ayı ile yatağa girmek gibidir" diyen İsmet İnönü'yü anarak diyorum ki, bir yandan Türkiye'nin bölgede yalnız kalmasının yaratacağı riskleri düşünürken, gözlerim ayının pençesinde.

•2-IRAK KONUSU: ABD askerini Irak'tan çekince, Kürtlerin Şii nüfus ile Sünni Türklerin öfkesinden korunması için güvenebileceği tek güç Türkiye. PKK'yı tasfiye etmek karşılığında bu koruma görevini Türkiye'nin üstleneceğini öngörüyor. Bugüne kadar PKK'yı semirterek Türkiye'nin enerjisini boşa harcatıp, etkinliğini azaltanların Türkiye'ye yönelik teröre karşı olduğuna inanmak mümkün değil.

•3-İRAN KONUSU: Suriye'den sonra sıranın İran'a geleceği belli. Ancak Suriye meselesi çözülmeden İran biraz arka planda kalacak. İran devlet yapısı çok tecrübeli. ABD müdahalelerine karşı güçlü müttefikler edindi. ABD işgalindeki Irak'ta bile Şii nüfus üzerinde etkinliği sebebiyle söz sahibi. Suriye'den sonra sıranın kendilerine geleceğini bildikleri için Suriye'ye tam destek veriyor.

Türkiye İran'la ilişkilerini bozmadan bu ülkenin batı ile görüşmelerinde bir arabuluculuk görevi yapabiliyordu. Ancak artık saflar belirginleşmekte, Türkiye açıkça ABD yanında yer aldığı için İran ile de aramız bozulmakta. "Füze Kalkanı" İran ve Rusya ile ilişkilerimizi sarstı. Biden İran'la karşı saflardaki pozisyonumuzun daha da netleşmesini sağlamaya çalışmış olmalı.

•4-YENİ ANAYASA: Biden Yeni Anayasa konusunda oldukça teşvik edici sözler söyledi. "Yeni Anayasa" ile PKK'yı dağdan inmeye ikna edecek düzenlemelerin yapılması gerektiğini telkin ediyor olmalı. Yoksa bizim Anayasamızdan Biden'e ne?

Böylece hem Irak'taki Kürtlerin hamiliğini Türkiye'ye vermek, hem de Türkiye'nin güneydoğusunda Özerk bir bölge oluşumu ile Ortadoğu'da kalıcı bir güç haline gelmemizi engellemek istiyor.

Böylece ABD Özerk Kürt bölgeleri vasıtasıyla Türkiye, Irak, İran ve Suriye'yi kontrol altında tutabilecek. Bunun için Türkiye'nin Yeni Anayasa yaparken "tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek dil" ilkesinden zerrece taviz vermemesi gerekiyor.

•5-İSRAİL VE ERMENİSTAN'LA İLİŞKİLERİN DÜZELTİLMESİ: Biden ABD'nin genel politikalarına uyumlu bir şekilde Türkiye'nin bu iki devletle ilişkilerini düzeltmesini istedi. ABD seçimlerinde Yahudi ve Ermeniler önemlidir. İsrail, ABD'nin asla vazgeçmeyeceği tek müttefikidir. Türkiye'nin "model ülke" olmasına yardımcı olan "vanminut" sürecinde hedeflere ulaşılmış olmalı ki yeni dönemde ilişkiler düzeltilecektir. Türkiye'nin bundan kazancı ne olacak derseniz, herhalde ABD ile zıtlaşmamanın mükâfatı neyse o.

•6-PATRİKHANE VE RUHBAN OKULU: Biden de (önceki ABD üst yönetici ziyaretçileri gibi) Fener Rum Patriğini ziyaret etti. Patriğe Ekümenik sıfatı kullanarak hitap etti. Türkiye'den Ruhban Okulunu açarak papaz yetiştirmeye destek vermesini istedi.

Çünkü ABD, Ortodoksluğu bölge ve dünya politikasında kullanmak istiyor. Aytunç Altundal'ın ifadesiyle, "bu Papazı da buradaki kiliseyi de büyük Ortadoğu Projesinde koçbaşı olarak Ruslar'a karşı kullanmak istiyorlar, olay budur."

İstanbul'un içinde bir Vatikan benzeri bir oluşum yaratma riski taşıyan bu taleplere Türkiye'nin olumlu cevap vermemesi gerekir.

•7-EKONOMİK KONULAR: Türkiye'nin en çok mal sattığı AB ülkeleri krizde. Çevremizdeki ülkelerle de ilişkilerimiz bozulmuş durumda. Buna yapısal cari açık meselemizi de eklersek ekonomimiz çok kırılgan. ABD ve uluslararası bankacılık sistemine çok ihtiyacımız olacak. Bu sebeple ABD'nin Türkiye'den taleplerine karşı direnç göstermemiz zor olabilir.

Ne dersiniz, Biden'in ziyareti hayırlara vesile olur mu?

13 Aralık 2011

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.