YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Ayrılıkçılığın Sosyolojik Temeli Yok

Ayrılıkçılığın Sosyolojik Temeli Yok
Tarih: 08 Kasım 2011 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Ayrılıkçılığın Sosyolojik Temeli Yok

Bu yıl Kurban Bayramı mesajlarında milli birlik ve beraberliğimize dair temenni ve dualar ön planda. Bunun sebebi şüphesiz tırmanan teröre verdiğimiz şehitlerin artışı ve Van depreminde milletimizin hiçbir ayrım gözetmeksizin acıları paylaşma ve yardımlaşmada gösterdiği emsalsiz kardeşlik örneğidir.

Van depreminde, Kürtleri temsil ettikleri iddia edilen ayrılıkçıların, bölge halkına şefkat ve yardım konusunda milli birlik ve bütünlüğü savunan, yaşayan ve yaşatan kesimlerin çok gerisinde kalması dikkat çekiciydi.

Buna bir de operasyonda öldürülen bir PKK militanının babasının taziye çadırına astığı Türk bayrağı altında söylediği sözler, evlatlarının terör örgütü tarafından kandırıldığını düşünen ailelerin de olduğunu gösterdi. (Kürt babanın sözleri: "Oğlum terörist olduğu için utandım. Bir babanın yaşayabileceği en büyük acıyı yaşıyorum. Kandırılarak götürüldü. Keşke benim oğlum da yanlış yola gitmeseydi ve bu acıyı bize yaşatmasaydı... Bizim ordumuz, bayrağımız birdir. Biz hain değiliz. Biz Müslüman'ız, aynı vatan aynı bayrak altında yaşamak istiyoruz"")

Hem de öldürülme korkusuna rağmen gösterilen bu tavır, böyle düşünen ailelerin oranının hiçte az olmadığının işareti olarak değerlendirilebilir.

Bu gözlemlerimizin değeri belki de her türlü istatistik rakamın üstündedir. Ancak yine de ilmi araştırmalarla desteklenmedikçe tespitlerimizin boşlukta kaldığı iddia edenler çıkabilir.

Bu sebeple, Açık Toplum Vakfı (Soros)-Boğaziçi Üniversitesi adına Infakto Research Workshop tarafından (11 Mayıs 2010) yapılan "Bizlik" lik, "Öteki"lik ve Ayrımcılık: Kamuoyundaki Algılar ve Eğilimler anketinde sorulan bir soruya verilen cevapları hatırlatalım:

Soru             :Sizin için en önemli birinci kimlik hangisidir?

Cevaplar       :

  • a- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, %36,
  • b- Türk Milletinin mensubu olmak %29,
  • c- İslâm dininin emir ve yasaklarına bire bir uyan dindar bir Müslüman olmak % 18,
  • d- Laik kafa yapısına ve hayat tarzına sahip çağdaş bir Müslüman olmak %9,
  • e- Kendi etnik dilim ve kültürüm içinde yaşamak ve etnik topluluğuma mensup olmak %5,
  • f- Memleketim, doğduğum, büyüdüğüm, ailemin geldiği şehir, bölge %1

"Birbiriyle çelişmeyen, aksine birbirini tamamlayan, sadece kimliğin önceliğini gösteren dört cevabı toplarsak %94 gibi önemli bir orana ulaşıyoruz. Buna karşılık etnik kimliği tercih edenlerin oranı %5'te kalıyor."

"PKK'nın siyasi kolu" olarak nitelendirilen partinin aldığı oy oranının (özellikle en yüksek oy oranlarına ulaştığı illerde terör örgütünün silahlarının gölgesinde seçim yapılmasına rağmen) Türkiye genelinde yüzde 6 mertebesinde olmasının bu araştırmayı desteklediği de düşünülebilir.

1-Bu araştırma "açılım" rüzgârının Türkiye'yi sardığı, ayrılıkçıların cesaretlerinin tavan yaptığı bir dönemde yapılmış. (Habur rezaletinin tarihinin 19 Ekim 2009 olduğunu hatırlayınca bu havayı daha iyi gözümüzde canlandırabiliriz.) 2- Yapan firmanın arkasında ayrılıkçılara destek veren Soros Vakfı'nın bulunması önemli. Bu faktörler dikkate alındığında bulunan rakamın bile abartılı olması kuvvetle muhtemeldir.

Sosyologlar dünya üzerindeki devletler üzerinde yaptıkları tasniflerde devleti oluşturan topluluklar arasında hayatımızın doğumdan, yeme içmeye, bayramları, düğünleri, cenaze gibi bütün önemli aşamalarında etkili olan hayat tarzlarındaki benzerlik oranı yüzde 60 ve üzeri olan ülkeleri homojen yapılı, yüzde 60 ın altındakileri de heterojen yapılı saymaktalar.

Türkiye'de etnisite olarak Türk ve Kürt olanların arasında bu anlamda benzerlik yüzde 95 mertebesindedir. Türk ve Kürt etnisitelerinin birbirleriyle kız alıp verme suretiyle kaynaşması olmasa dahi, hayat tarzı, inançlar ve aidiyetleri bakımından gözlemlenen bu homojen yapı sebebiyle, Kürtlerin ayrıştırılması sosyolojik bir ihtiyacın değil, siyasi bir projenin eseridir. Bu siyasi projenin müellifi de (yazarı da) Kürtler değil, ABD/AB' dir.

Sadece Kurban Bayramlarında Türkiye'nin bütün şehirlerinde aynı tarz bayramlaşma, kurban kesimi, mezarlık ve akraba ziyaretleri, ikram ve hediyeleşmenin olduğunu görmek bile bu gerçeğin tespitine kâfidir.

Terör örgütünü Kürt halkının temsilcisi gibi görmeye ve göstermeye çalışanlar bu dış kaynaklı projeye hizmet etmektedir. Hükümete düşen de öncelikle bölge halkını terör baskısından kurtarmak, Türk insanını "öğrenilmiş çaresizlik" içinden çıkarmaktır.

Yapılacak açılımlar da bölgesel ve kolektif haklar cinsinden düzenlemeler değil, bütün milletimizin demokratik hak ve özgürlüklerini geliştirme maksatlı yapılmalıdır.

08 Kasım 2011

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.