GÜNÜN SÖZÜ

Mizah zekânın zekâtıdır. Hınzırlık yapılırken ya da anlatılırken insanı güldürür. Halbuki eşeklik ağlatır.//Tarık Minkari

15 Ekim 2018 23:40 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Doğan SOFRACIOĞLU » Bir Millet, ON İki Devlet

Bir Millet, ON İki Devlet
Tarih: 18 Ekim 2011 Yazar: Doğan SOFRACIOĞLU-TÜRK – JAPON Dostluk Derneği Başkanı Kategori: Güncel

Bir Millet, ON İki Devlet

Hatırlayacaksınız, yıllar önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı söyledi sonra hep benimsedik;
B İ R   M İ L L E T   İ K İ   D E V L E T  !..

Gerçekten o ilk yılların da heyecanı ile bu deyim çok ilgi uyandırmıştı.   AZERBAYCAN ve TÜRKİYE gerçekten iki kardeş Ülke idi.... İki Kardeş Milletti... 

Buna bu gün de itirazımız yok... Ama giderek başka şeyler oldu.

Kardeşler bazen uzaklaştı.. Araya her iki taraftan da fırsatçılar girdi.. Kötü niyetliler girdi. Menfaat ve Hırs girdi.. Değişen ve gelişen düzen içinde kardeşlerin sevgisi ve sempatisi de değişti.

Gene kardeşiz, gene et ve tırnak gibiyiz.

Ama bizi bize bırakmıyorlar. Bırakmayacaklar da... 

Düşünsenize, bazen KARDEŞLER bile birbirine düşmüyorlar mı?

Azerbaycan'da İKİ YIL Şirket Başkanlığı Yaptım. Ve çok yakın ilişkileri içinde oldum, dostlarım oldu, KİRVE oldum. Bu gün hala saygın bir dost olarak kabullendiğimiz ve bizi böyle kabullenen isimler var. Görüşüyoruz.

Köprülerin altından çok su akıyor.  Daha düşünme fırsat ve imkanları çıkıyor.

Şimdi kısa bir süre Azerbaycan'ı bir tarafa bırakalım. Yunanistan'a geçelim..  Ben o Ülkedeyken de kendi Ülkemde evimde gibi hissettim.  Yanlış anlaşılmasın Rumlarla hiç ilgim ve bağım yok.. Ama öylesine kaynaşmışız ki...

Yemeklerimiz aynı, rakımız baklavamız aynı.

Türkülerimiz aynı, aşk hikayelerimiz aynı..  Efsanelerimiz aynı, masallarımız aynı...

İnsanımız aynı,

Bun u daha çok, ÇOK ULUSLU Birliktelilerde fark dersiniz..

TEKEL Adına katıldığımız; "DÜNYA TUZ ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ BAŞKANLAR KURULU" toplantılarında ve yine Uluslararası  bir kuruluş olan "CORESTA, Dünya Tütün Üreticileri Birliği" Yönetim Kurulu Toplantılarında, hemen  ÜÇ DEVLETİN TEMSİLCİLERİ Bir araya gelirdik; TÜRKİYE, YUNANİSTAN ve BULGARİSTAN... Sonra Amerika bize katılırdı, İngiliz ve Fransız Delegeler ise; YEMEKTE, KAHVE ARALLARINDA bile bizlerin masum yakınlığımızdan gerçekten rahatsız olurlardı.      

İşte bir Başbakan, daha göreve geleli BİR GÜN oldu... Yurt Dışı gezisine Türkiye'ye geliyor.  Eski bir dostunun mezarını ziyaret ediyor... Oysa babası, -başkalarının da etkisiyle-  sanki pek dostane bakmazdı, bizimkilere...

Diyoruz ya, kardeş kardeşe bazen ters düşebiliyor.. Ama et kemikten ayrılmıyor.

Suriye'ye bakar mısınız, her vesileyle kardeşçe sarılmak için fırsat kolluyor.  Soğuk savaş döneminde yaratılmış düşmanlığın izlerini bir an evvel silip atmaya çalışıyor.

İran' bakınız... Ermenistan'a Bakınız... Hatta Irak'a  -özenti Kürdistan'a bakınız, aklıselim galip gelmeye başladığında hepsinde aynı temayül;

B İ Z   K A R D E Ş İ Z !.....

Ee, o zaman; BİR MİLLET İKİ DEVLET Yerine, SURİYE, YUNANİSTAN; İRAN, IRAK  ve  ERMENİSTAN'ı da alarak;

"BİR MİLLET ALTI DEVLET" de diyebiliriz, gibi geliyor bana...

Size öyle gelmiyor mu? 

BENİM MİLLETİM dediğiniz insanlar arasında onlarla kıyaslanmayacak nice sizden ve insanlıktan bile uzak olanlar yok mu?   

Kayınpederimizin vefatında, cenaze daha kaldırılmadan, bir Ermeni Dost geldi, bütün evlatları ve damatları da bir odaya topladı ve çantasından çıkarttığı önemli bir miktar -bu günkü ölçülerle bir ev satın alabilecek bir meblağı- uzattı ve dedi ki; 

"BU BİZİM BABANIZA OLAN BORCUMUZDU, BUYURUN"   

Bu alacağı aile fertleri pek bilmiyordu, senet sepet yoktu..  Ama O Ermeni dost kalktı geldi ve borcunu o anda ödedi. Oysa benim Babam vefat ettiğinde, O paranın 20 katı bir alacak listesi vardı ve de bunların bazıları;

"BİZ BUNU BABANIZA ÖDEMİŞTİK, BU DEFTERDE UNUTULMUŞ" dediler.

Buyurun, Onlar Ermeniydi, berikiler Türk.

Yani işin Türk,  Ermeni, Kürt, Çerkez, Laz tarafı yok.. İNSAN tarafı var, İnsanlık tarafı var.  Kendi topluluklarını yakından tanıyanlar ve kendi insanını -tarafsızca- tahlil edebilenler, biraz düşüneceklerdir.

Bu gün Millet dediğiniz,

ÖYLE SERT ÇİZGİLERLERLE BİRBİRİNDEN AYRILAN TOPLULUKLAR MIDIR? 

Bu iletişim ve ulaşım imkânlarında, herkes biraz daha birbirine benzemedi mi?

Durun, durun, daha gerilere gidin OSMANLI İşte bu millet değil miydi?

Madem Osmanlıya kadar gittik,  BOSNA, MAKEDONYA, BULGARİSTAN, GÜRCİSTAN, ROMANYA ve MOLDOVYA'ya da gidelim.. MACARİSTAN dışarıda mı kalacak? ... Eeee, O zaman

"BİR MİLLET ON İKİ DEVLET"... Diyelim mi?

Oldu olacak ON SEKİZE KADAR yolu var.

Sakın ola ki kimse;  OSMANLI RÜYALARI GÖRDÜĞÜMÜZ FİLAN SANMASIN... 

Ya da; BÜYÜK ORTADOĞU HAYALLERİNDE Bize biçilen ROLÜN gerçekten bu büyüklükte olduğunu da DÜŞÜNMESİN.

Biz bunları savunmuyoruz.. Bunları savunmak için böyle bir kurgu yapmadık.

Emperyalist hayaller peşinde filan da değiliz.

Biz, bu yakın çevremizle, aynı kültürü, benzer kültürleri paylaşıyoruz.

Öte yandan gidiyorsunuz, Kazakistan'a, Kırgızistan'a, Türkmenistan'a hatta Özbekistan ve Tacikistan'a, Tataristan'a, Uygur'a... Gördüğünüz nedir.. ?

Aynı kültür, benzer KÜLTÜR değil mi?

Neye hayıflanıyorum, biliyor musunuz? Daha dün gözümüzün önünde bir Rusya Federasyonu DAĞILDI..  Zannedildi ki; olay bitmiştir. Ama Hayır... Çok kısa bir süre içinde dağılan o Devletler BAŞKA BİR YAPIDA;            

"RUSYA DEVLETLER TOPLULUĞU" adı altında yine  bir araya geldiler.. 

Ama biz neden, Onlardan çok daha yakın, çok daha müşterek değerlere sahip olduğumuz, OSMANLI TOPLULUKLARI  ile, BALKANLAR ve ASYA ile ORTA DOĞU ile bir türlü bir araya gelemedik.

Nasıl onlar bunu birkaç yılda başardılar ama biz, neredeyse bir asırda başaramadık.

Evet başaramadık. Bunun sebeplerinden biri, iletişim kopukluğudur. Onlar ayrıldıklarında hala bir RUSÇA Televizyonları vardı ve en önemli iletişim araçlarıydı.

Biz bundan  da mahrum kaldık.. Bizim ne Arapçamız vardı, ne de onların TÜRKÇESİ,  Bırakınız daha gerilere gitmeyi,  AKBANK'ın Doğu Anadolu Bölge Müdürlü yaptığım yıllarda, Erzurum Horasan'ı geçince bizim Türk radyoları  susardı, Televizyon zaten hiç yoktu ve biz başka radyolardan müzik dilerdik, bazen bizim ezgilerimiz AZERİ Lehçesinde çıkardı. Bayılırdık. Hele de Haberler!... Kırık dökük TÜRKÇE ile..

Daha vahimi, bütün sınır boylarında Doğuda ve Güneydoğuda; Azerice, Ermenice Arapça, yayınların Ülkemizdeki yıkıcı etkilerini yetkililerimizin fark edemediklerine hayıflanırdık.     

Biz ne Rumca biliyorduk, ne de Bulgarca...  

Azeri Lehçesini arada bir Doğu illerimizde Radyodan filan duyunca tebessümle karşılıyorduk;

SEHERİNEN YELLER ESECEK İSİLİK YEDDİ DERECE... .  

Deyince, keyfimize diyecek kalmazdı.  İşin fenası bunun Azeri Yayını ve Asıl Türkçe olduğunu da düşünmezdik ve Rusların Propaganda için bölge lehçelerinde yayın yaptıklarını düşünürdük.  

Ve biz gülüyoruz.  Oysa o bizim ÖZ dilimiz... Ama haberdar değiliz..  Güneyde Kilis'te yine aynı komedi, Bizde televizyon yok,  orada açıyorsun ve bir Arap ekranda;

ESSELEMAÜNALEYKÜM YA EFENDİ, MİNEL KAHİRE.. 

Ve bizde yine tebessüm.. İşte böyle böyle  ATI ALAN ÜSKÜDAR'I GEÇTİ...

Azerbaycan'da Başbakan Birinci Yardımcısı; KAMİL SEYİDOVİÇ'in odasında konuşuyoruz.. Bir başka konuk bizi büyük bir dikkatle dinliyor..

Bir ara Seyidoviç Sordu;

"BAŞA DÜŞTÜ MÜ?    ( Anladın mı? Diyor)

Ve cevap,  "YÜZ FAİZ PAŞA TÜŞMÜŞTÜR."   (Uygur Türkü Konuğumuz; Yüzde Yüz ANLADIĞINI söylüyor.            

Bunlardan kimin haberi vardı.

Medeni Avrupa kadar, Komünist Sistem de en azından Propaganda amaçlı olarak iletişim ve yayına çok önem vermiş ve bu da onlara işte bu gün ki; SİYASİ OLAMASA DA  EKONOMİK Birlik ve beraberliği ADETA HEDİYE ETMİŞTİR:

Daha birkaç yıl önce; Genel Müdürlüğünü Yaptığımız AIDO'da Japon JAIDO'nun temsilcisi MAKİMURA Bey, dert yanıyordu;

"ARAP ÜLKELERİNDEKİ YATIRIMLARI İÇİN İKİNCİ ADAM BULAMIYORMUŞ"

Neden? Diyecek oldum.. Türkiye'de eğitim seviyesi çok çok iyi yetişmiş nice insan varken nasıl olur bulamazsın.. ,,

MAKİMURA San güldü;  Evet Dogan, gençleriniz çok iyi eğitim almışlar, İngilizceleri de çok çok iyi, ama ASLA ARAPÇA BİLMİYORLAR..   Ve işte bu nedenle daha az eğitimli, daha az liyakatli, ama ARAPÇA da bilen SURİYELİ GENÇLERİ işe almak zorundayım... Anladın mı? 

Anladım MAKİMURA San Anladım.. ÇOK ÇOK İYİ ANLADIM...

Şimdi sizler de anladınız mı?

Neyse ki iletişim imkanları arttı ve şimdi daha yakınız..

Bu nedenle işte şimdi  OSMANLI'dan geriye kalan, hatta Osmanlıya da dahil olamamış diğer ASYA, ORTA DOĞU ve BALKAN Toplulukları ile;

"BAŞKA BİR BİRLİĞİN ÇATISINI OLUŞTURABİLİRİZ."

Bunu yapmak zorundayız. Ve yapabilme imkanımız da var...

BİR MİLLET İKİ DEVLET dedik,

BİR MİLLET ON İKİ DEVLET OLDUK,

HATTA BİR MİLLET YİRMİ İKİ DEVLET de olabiliriz.  

Bir hususun altını tekrar tekrar çizmek isteriz.. Yanlış anlaşılmasın, emperyalist emellerimiz yok...  Dikkat ediniz RUSYA bile bundan vazgeçti..

Herkesin DEVLETİ Kendine,, Ama bizler; BİR BİRLİK OLUŞTURABİLİRİZ.

Daha önce de çeşitli vesilelerle söyledik, böyle bir birlik oluşturabilme imkan ve potansiyelimiz vardır.  Ve bunu kullanırsak, hatta kullanmaya niyetlenirsek bile tablo çok çabuk değişir.  

AVRUPA hemen ayıkır. Ve inanınız onlar yalvarır, entrikalar yaparlar; İLLA Kİ AVRUPA BİRLİĞİNE GİRELİM DİYE...

Onlar bizim peşimizde koşarlar.

Bizim yolumuz,  Orta Doğu ve Asya'yı kapsayacak olan;

 "AVRASYA EKONOMİK BİRLİĞİ"   olmalıdır.

İşte böyle bakıldığı zaman;

BİR MİLLET ON İKİ DEVLET, HATTA YİRMİ İKİ DEVLET de diyebiliriz.

Ve bu mümkündür.

Biz, saydığımız yirmi küsur devlet,  Rusya Devletler Topluluğu gibi, Avrupa Birliği benzeri bir BİRLİKTELİK içinde olabiliriz.  Bu mümkündür.

Herkese selam sevgi ve saygılar sunuyorum.

18 Ekim 2011

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi dogansofracioglu@ttmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu