YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Çelişkiler ve Sorular

Çelişkiler ve Sorular
Tarih: 11 Ekim 2011 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Çelişkiler ve Sorular

Terör örgütü PKK'nın mahkûm lideri hakkında konuşurken, "Sayın Öcalan" diye hitap ettiği için, "Terör örgütünün propagandasını yapmak" suçundan çok sayıda kişi yargılandı, bir kısım yargılama da devam ediyor.

SORU 1- Kanunlar yürürlükte olduğu ve değişmediği halde "Sayın Öcalan'ın özgürlük yolu açılmalıdır" diyen BDP yetkilileri ve teröristbaşını aynı sıfatla anan AKP milletvekili hakkında kamu davası açılmaması hukuk devletinde nasıl izah edilebilir? "Aynı suçu işlediği halde" bazı kişilere dava açılırken, bazılarına neden açılmaz?

PKK ile "devlet adına" resmi görüşme yürüten MİT Müsteşarının da "Sayın Öcalan" ibaresini kullanması "eylemin vasıf ve mahiyeti" itibariyle aynı suçun işlenmiş olması anlamına gelir mi?

******

'İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır' hükmünü düzenleyen TCK'nın 215'inci maddesi halen yürürlükte.

Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan'a PKK'nın Kandil'deki lideri Karayılan'ın gönderdiği mektup tam bir propaganda örneği.

Bu mektubu yayımlayan Ahmet Altan'ın PKK'yı tanımlaması şöyle: "PKK Kürtlerin efsane örgütü, bu mücadelede büyük can kayıpları yaşamış ve Kürtlerin Türkler karşısında tek güvencesi haline gelmiş."

Karayılan mektubunda terör örgütü mensuplarını "haksızlık ve katliamlarla yüz yüze kalmış bir halkın özgürlük savaşçıları" olarak tanıtıyor; ölen PKK'lılar için "yirmibin militan gencini şehit vermiş" ibarelerini kullanıyor; Türkiye Cumhuriyeti Devletini "sömürgeci devlet" olarak niteliyor. Terör örgütünü ve eylemlerini alenen övüyor.

SORU 2- Bu mektubun tamamının yayımlanması yukarıdaki TCK 215 maddesi kapsamına girer mi?

*******

Habur yargılaması sonucu PKK terör örgütü mensubu olduklarını gizlemeyen, "önderin" talimatıyla geldiklerini ve mesajını getirdiklerini söyleyen militanlar da serbest bırakılmıştı. Oysaki Terörle Mücadele Kanunu m.2 ye göre "amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur" hükmü yürürlükte idi.

Hani Anayasamızın "Kanun Önünde Eşitlik " başlığını taşıyan 10'uncu maddesi şöyle değil miydi?

"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar".

SORU 3- Herkesin kanun önünde eşit olduğu ilkesi herkese uygulanamaz mı? Uygulanmıyor ise Yeni Anayasa'yı yaparken bu maddeyi çıkarmak mı gerekir?

******

Türk Ceza Kanunu m.125 te hakaret suçu tarif edilmiş: "Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak..."

SORU 4- Hükümetimiz ve onun başı olan Başbakan'ın terör örgütü ile yan yana, birlikte hareket ettiği, işbirliği içinde olduğunu iddia etmek O'nun kamuoyu nezdinde itibarını düşürmek, şeref ve saygınlığını rencide etmek ve kişilik haklarına saldırı teşkil eder mi?

Eğer ediyorsa mesela Nazlı Ilıcak'ın şu ifadeleri TCK m. 125 teki hakaret suçu (BDP ve Hükümet açısından) kapsamına girer mi?

"Ama zaten, PKK'nın, BDP'nin üzerindeki hâkim güç olduğunu bilmiyor muyuz? Devletimiz, PKK temsilcileriyle görüşüp, teröre çözüm aramıyor mu? PKK istesek de istemesek de bir olgu ve BDP onun sayesinde var."

"Türkiye'de mücadeleyi silahlı güç başlattı; siyaset sonra geldi. BDP, PKK karşısında bu yüzden etkisiz kalıyor. "PKK ile arana mesafe koy" talebini de, yukarıda anlattığım sebeplerden dolayı gerçekçi karşılamadığım gibi, sorunun çözülmesini zorlaştıracak mahiyette görüyorum."

"Zaten sormazlar mı adama: Madem öyle... Devlet neden PKK ile arasına mesafe koymuyor?"

"PKK-MİT müzakereleri bir noktaya kadar geldi. Tıkanmasının sebebi, Öcalan'ın hükümetten bir jest beklemesi."

"Hükümet, 'Devlet, örgütle karşı karşıya, aynı masada oturamaz' tabusunu yıktı... Bunu BDP'liler de kabul ediyor. Müzakereler mutlaka yeniden başlamalı. Ama sonuç almak hedefine yönelmeliyiz." (SABAH 5 Ekim 2011)

Sadece Nazlı Ilıcak değil, çok sayıda yazar benzer iddiaları ifade eden cümleler kullanıyor.  Yani Hükümetin ve Başbakanın PKK terör örgütü liderleri ile bir arada çözüm üretmeye çalıştığını, bir başka ifadeyle işbirliği içinde olduğunu söylüyor. Daha da ötesi Başbakan'ın ve AKP'nin BDP hakkında en önemli suçlaması olan "PKK ile arasına mesafe koymuyor" suçlamasını "devlet neden PKK ile arasına mesafe koymuyor?" diyerek cevaplıyor. Bu sözler hükümeti, devleti yöneten kişileri, BDP'yi yönetenlerle benzer davranışta olmakla suçlama anlamına gelir mi?

Bu ve buna benzer yazıları Başbakan, "kişilik haklarına saldırı kastıyla fevkalade ağır, katlanılması ve tahammülü gayrı kabil hakaret" olarak kabul eder mi bilemiyorum. Kendisine karşı hakaret suçu işlendiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunup bulunmayacağını, hatta bu yazılar hakkında manevi tazminat talepli dava açıp açmayacağını merak ediyorum.

NOT: Annesini ebedi âleme uğurlayan Sayın Başbakanın cenaze namazı ve sonrası hal ve tavırlarını fevkalade insani ve sıcak buldum. Kendisine, yakınlarına sabır ve başsağlığı, merhumeye Allah'tan rahmet diliyorum.

 

11 Ekim 2011

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.