GÜNÜN SÖZÜ

Sizi yalnız bırakmanın acısıdır içimdeki, benim için üzülmeyin//Ayhan Songar

 

 

21 Eylül 2018 06:04 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

GÜNCEL YAZARLAR

Muhsin BOZKURT

Bireysel Haklar (2)...

Özcan PEHLİVANOĞLU

Doğaya Yani Üretime Dönün!...

Fikret Karatepe

Gel...

Mustafa KÜPÇÜ

Fix’in Tuzağı!...

Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak Hayatın Sanatıdır...

Mualla Yasdıman

Günçiçek/zaman (5)...

Akademisyen Karaçay Ahıskalı

Yağmacı Demokrasi...

Eğitimci, Şair ve Yazar Osman Oktay

Din Görevlilerinin Genel Kültür, Din ve Siyas...

Prf. Dr. Ahmet M. Gökçen

Faiz Tartışmaları...

Nesim YALVARICI

Vatan Elden Gidince!...

Mehmet Oğuzhan ALTUN

Putin ve Yeni Rus Oligarşisi...

Doç. Dr. Taner TATAR

Gibi...

Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER

Din ve Dünya (2)...

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » T. Muzaffer ŞİŞMANOĞLU » Ramazana Veda Ederken

Ramazana Veda Ederken
Tarih: 14 Ekim 2007 Yazar: T. Muzaffer ŞİŞMANOĞLU-İnşaat Müh. Kategori: Güncel

Ramazana Veda Ederken

Değerli dostlar

Bu günkü yazımı biraz farklı yazmak istedim.Yazdığım konu bende stres yapıyor.Yazı bittiğinde kimyam bayağı bozuluyor.Bu bakımdan hiç olmazsa ramazanın son günlerinde stresten uzaklaşmak istiyorum.Hele de bu gece kadir gecesi olunca.

Avrupalıların gıpta ettiği,İsveç te hastanelerde tedavi maksadı ile kullanılan,vücuda faydaları çokça olan oruç iki gün sonra sona eriyor.Bu ayda gözlemlediğim insanların dine daha fazla yaklaştığı.Ayrıca dini vecibelerini yerine getirenlerin giderek genç nesil olmaya başlaması.İçinde bulunduğumuz ortamın ve yozlaştırmaya yönelik yayınların var gücü ile insanları dinden uzaklaştırmaya çalışmasına rağmen dini duygularına daha çok sahip olan nesil giderek gençleşiyor.Bir taraftan acaba İslamlaşıyor muyuz endişesi,diğer tarafta laiklik elden gidiyor kaygısı dolayısı ile bazıları feryad’ü-figan ediyorsa da Türkiye de %99 kesimin giderek artan bir bölümü kimliğindeki İslam hanesinin gereklerini yerine getirmeye özen gösteriyor.

Bazıları laikliği;”Din işlerinin devlet işlerinden ayrılması” yerine” insanların dinine karışmak.Hatta onları dolaylı olarak kınamak” gibi kullansalar da bu çabaları küçük bir kesimi sindirmekten öteye gitmiyor.Her insanın mayasında inanmak vardır.Allah a inanmayanlarında mayasında inanmak vardır. Dehşet anlarında müracaat ettikleri güç bilinç dışı bile olsa” Yüce Yaratıcı “dır.Kendi sınırları içinde fanatik dindarlığı suçluları kontrol etmede birinci önemli etken gören Ülkeler inancı teşvik ederken,kontrol altında tutup sömürmek istedikleri Ülkelerde de inancı zayıflatmak için azami ölçüde para ve güç sarf etmektedirler.

Bulunduğumuz coğrafyanın çok önemli olması dolayısı ile bizi doğudan koparmaya çalışanlar,doğu ile sürekli ekonomik çıkar ilişkileri içinde oldular.Onların kaynaklarından azami ölçüde istifade ettiler.Bizleri de gericilik vehimleri ile bu pazardan yıllarca uzak tuttular.

Topraklarımızda petrol bölgelerini işlettiler.Açmak zorunda oldukları kuyular verimsiz diyerek içine taş doldurdular.Yıllar sonra bu kuyuların çok verimli olduğu kendi imkanlarımızla kazılmaya başlanınca anlaşılmıştır.

Maalesef en çok din adına konuşanlar dini bilgi ve tecrübesi olmayanlardır.

”Bana göre” diye başlayan , din hakkında ahkam kesen ve gerçek bilgilerden tamamen uzak yazılar dine karşı ihanetlerle doludur.Satır araları okunduğunda bu ihanet daha çabuk anlaşılıyor.Bütün bu dini saldırılara rağmen sosyete dahil olmak üzere her kesimde inancı daha rahat ifade etme eğilimi var.İnsanlar inanmak ve kendi ölçülerinde inancının gereklerini ucundan kenarından yerine getirmeye çalışıyorlar.

Getirmeyene de kimse sesini çıkarmıyor.Ufak tefek lokal olayları yapan kendini bilmezleri fırsat bilerek bir karış suda fırtına koparmanın,felaket senaryoları üretmeninde bir alemi yok.

Gereğini yapmamak inanmamak anlamına da gelmiyor.İnanmak kalple,gereği vücutla olmaktadır.

İnanın Avrupalı insan inancı olmayanı sevmiyor ve ondan korkuyor. Uzun süre yurt dışında kalanlar bu durumu çok daha iyi bilirler.İnanmayandan her tür tehlikenin geleceğine inanıyorlar.Hangisi olursa olsun kişinin bir inancı olması gerektiğini biliyorlar.İnanmayana itimat etmiyorlar.Ona güven duymuyorlar.Onların bakış açısı budur.

Bu Ülke insanını birileri ne kadar korkutmaya,inanan ve inanmayan diye bölmeye,kapalı açık diye kavga ettirmeye çalışsa da tabandaki halkın büyük bir bölümünün böyle bir sorunu yoktur.Her kes kol kola gezmektedir.Hatta bazı ailelerdeki bireylerin bir kısmı kapalı bir kısmı açıktır.Hiçte sorun olmamaktadır.Sorun tabanda değil,tavandaki düzen kuruculardadır.

İyi ki varsın ramazan.

İnsan vücudunu rektifiye eden,dostlukları pekiştiren,dini daha çok hatırlatan,iyilikleri arttıran,her şeyin sadece bu dünya ile ibaret olmadığını,ötesinde bir başka alemin olduğunu hatırlatan ramazan.Sana elveda.

Biliyorum ki seneye sen yine geleceksin.Fakat biz seni görebilecek miyiz.Ya nasip.

İnşallah görürüz.

Değerli dostlar.

Bu güzel ayı üzülerek geride bırakıyoruz.Bu güzel ay hürmetine aramızdaki kırgınlıkların bir an önce giderilmesini,Ülkemize ihanet içinde olanların ıslah olmasını,Ordumuzun her türlü dış düşmanlara karşı daima muzaffer olmasını,Ülke bütünlüğümüzün daim olmasını,tüm iyi isteklerimize ulaşmamızı,hür,kalkınmış,içte ve dışta itibarını arttırmış bir Türkiye idealinin gerçekleşmesini ALLAH(C.C) den niyaz ediyor.

Ramazan bayramınızı can’ı gönülden tebrik ediyorum.

14 Ekim 2007

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi muzaffersismanoglu@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu