YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

GÜNCEL YAZARLAR

Özcan PEHLİVANOĞLU

Türk Savaş Sanatı!...

Muhsin BOZKURT

Edeb Yâhû! (2)...

Ruhittin SÖNMEZ

Görev Devri Zamanı...

Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL

Davet Edilen Kriz...

Fikret Karatepe

Gör...

İdris TÜRKTEN

Şehitler...

Mustafa KÜPÇÜ

Fix’in Tuzağı!...

Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak Hayatın Sanatıdır...

Mualla Yasdıman

Günçiçek/zaman (5)...

Akademisyen Karaçay Ahıskalı

Yağmacı Demokrasi...

Eğitimci, Şair ve Yazar Osman Oktay

Din Görevlilerinin Genel Kültür, Din ve Siyas...

Prf. Dr. Ahmet M. Gökçen

Faiz Tartışmaları...

Nesim YALVARICI

Vatan Elden Gidince!...

Mehmet Oğuzhan ALTUN

Putin ve Yeni Rus Oligarşisi...

Doç. Dr. Taner TATAR

Gibi...

Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER

Din ve Dünya (2)...

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Yumurtaların Gizlediği Gündem

Yumurtaların Gizlediği Gündem
Tarih: 14 Aralık 2010 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Yumurtaların Gizlediği Gündem

Gazetelerin, TV'lerin ve Hükümetin gündeminde ön planda görülen, öğrencilerin yumurtalı protestosu önemli bazı gelişmeleri perdelemekte. Ankara SBF'de öğrencilerin ikisi de Anayasa Profesörü olan CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum'u sözlü, AKP milletvekili Burhan Kuzu'yu ise yumurtalarla protesto etmesi önemsiz değildir, olayın sonrası iyi yönetilmezse Türkiye sathına sıçrama ve çatışmalara sebep olma riski vardır.

Başbakan dâhil siyasilerin abartılı tepkileri bu olayın iyi yönetilmesine yardımcı olmaz. Fakat "Füze Kalkanı Projesi'ne Türkiye'nin katkısı", "PKK liderinin Fethullah Gülen Cemaatine işbirliği teklifi" ile "özsavunma gücü oluşturulması talimatı" ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun, "Osmanlı Milletler Topluluğu teklifi" gibi Türkiye'nin yakın geleceğine dair çok önemli gelişmelerin işareti olan konuların, sütre gerisine itilmesine yardımcı olur.

******

FÜZE KALKANI: Füze kalkanının esası, bir balistik düşman füzenin, füzesavar bir füzeyle vurulmasıdır. ABD'nin başlangıçta (2006 yılında) düşüncesi Füze Kalkanı Projesinde öngörülen sistemin radarlarının Çek Cumhuriyeti'nde, füzelerinin ise Polonya'da yerleştirilmesiydi. Bu sistemin esas olarak İran'dan ve Kuzey Kore'den gelebilecek bir füze saldırısını önlemek için düşünüldüğü açıklanmıştı. Ancak Rusya Devlet Başkanı Putin ile Polonya ve Çek halkının şiddetli tepkileri projede revizyon yapılmasına yol açtı. Şimdiki proje, füze kalkanının radar tesislerinin Türkiye'ye yerleştirilmesi, füzelerin ise denizdeki savaş gemilerinden fırlatılmasıdır.

Türkiye'ye 2 adet radar yerleştirilecek. Bu radarların menzili 4300 km'dir. Balistik füzelerin yörünge tayinini yapan bu radarlar, ABD ordusunun Yüksek İrtifa Hava Savunma füze sistemi THAAD ve Patriot PAC-3 ve ABD Aegis füze savunma gemi ve kıyı platformlarına bağlanacaktır. Sistemin komuta ve kontrolü sadece ABD'ye aittir.


Açıkça ifade edilmese de bu sistemin hedefi İran'dan kaynaklanabilecek bir füze saldırısını bertaraf etmektir. İran'ın elindeki Şahap-3 füzelerinin Türkiye'den ötesine yani başka NATO ülkelerine ulaşacak etkili bir menzile sahip olmadığı bilinmektedir. Yaklaşık 2500 kilometre menzilli bu füzeler, İran'ın batısındaki Türkiye'ye ve İsrail'e ulaşabilir. Bu bakımdan esas savunulması düşünülen ülkenin İsrail olduğu anlaşılmaktadır.

Türkiye'ye yerleştirilecek radarların menzili bu füzelerden çok fazladır. Çek Cumhuriyetine konulduğunda Kore'den gelebilecek füzeyi tespit edebilecek menzile sahiptir. Radarların konuşlanacağı yerin Şahap füzelerinin menzili dışındaki bir Avrupa ülkesinde olması teknik olarak daha doğru olmalıydı. "Türkiye'nin komşularıyla sıfır problem tezi" ile "İran ile dostluğun" devamına dair izlediği dış politikayı rafa kaldıran bir emrivaki mi söz konusu acaba?

Ulusal Strateji Merkezi - USMER İstanbul Başkanı Haluk Dural, bu füze kalkanının Türkiye'ye yerleştirilmesinin risklerini özetle şöyle ifade ediyor:


(i)- Türkiye ve İran arasında husumete yol açacaktır.


(ii)- Güneydoğu ve Doğu bölgelerimize NATO şemsiyesi altında ABD askerlerinin yerleşmesini sağlayacaktır.
(iii)- Komuta ve kontrolü tamamen ABD elinde olacağı için, kime karşı, ne zaman kullanılacağı Türkiye'nin bilgi ve yetkisi dışında olduğundan Türkiye için büyük bir tehdit oluşturacaktır."

Türkiye semalarında vurulacak bir füzenin (hele bir de nükleer başlıklı olursa) ne gibi tehlikeler oluşturacağı ve Türkiye'yi istemediği savaşlara da bulaştırabileceğini anlamak için uzman olmaya gerek yoktur.

Onur Öymen de Füze Kalkanı projesine Türkiye'nin bulaştırılmasının tehlikelerini belirttikten sonra, isabetli bir teşhisle, yapılması gerekeni açıkladı: "Çözüm Türkiye'nin kendi milli füzesavar füze sistemini kurması ve komuta ve kontrolünü kendi elinde bulundurmasıdır. İsrail ve Hindistan gibi ülkelerin yapabildiği bu işi Türkiye'nin yapamayacağı düşünülemez. Bunun maliyeti de Türkiye'nin üstlenemeyeceği kadar büyük değildir."

******

ÖCALAN'IN ÖZSAVUNMA GÜCÜ VE CEMAAT AÇIKLAMALARI:

İmralı'dan gelen talimat hemen yerine getirildi. Demokratik Toplum Kongresi dedikleri platformdan açıklamalar geldi.

"Sivil alanda örgütleneceğiz. Fuhuş, v.s. gibi kötülüklerden halkımızı korumak için komiteler kuracağız. Güvenlik alanında güç oluşturacağız." Özsavunma Gücü adını verdikleri (muhtemelen PKK militanları ile oluşturulacak) bu güçle, bölgede kendi hukukunu uygulayacak bir "paralel devlet" oluşumu için bir adım daha atılmak isteniyor. Zaten DTK'nın da oluşacak bu devletin Meclis'i olmak üzere tasarlandığı, bayrak ve marşlarının da hazır olduğu herkesçe biliniyor.

Türkiye'nin bölünmesi yolunda ciddi mesafeler alındığını görmemek için kör olmak lazım.

İşte bu aşamada terör örgütü başı Öcalan'ın, İmralı'dan avukatlarına verdiği mesajı, avukatlar(!) F. Gülen Cemaatinin önemli ismi Hüseyin Gülerce'ye, Yalova'da yaptıkları toplantıda ilettiler. Öcalan'ın basına yansıyan ifadeleri şöyle: "Hem kendileri hem biz, gerek Türkiye'de gerek Ortadoğu'da önemli aktörleriz. Kendileri Türkiye'nin hatta Ortadoğu'nun demokratikleşmesinde rol alabilirler, önemli bir güçleri var. Ben, kendilerini bir tarikat-cemaat olarak görmüyorum. Biraz sivil toplum örgütü hatta bir siyasi parti işlevine sahip olduğunu düşünüyorum. Rolü önemlidir. Hatta Ortadoğu'nun bir siyasi partisi gibiler. Ben böyle görüyorum kendilerini. Oldukça dinamik güçleri var, biz de dinamik bir gücüz. Bu iki dinamik gücün karşılıklı anlayış göstermesi ve dayanışma halinde olması durumunda, Türkiye'de birçok temel sorun çözülecektir. Bu dayanışma sadece Türkiye'yi değil Ortadoğu'yu da etkileyecektir."

PKK'nın ve onun yan kuruluşlarının Gülen Cemaatine dair düşmanca söz ve eylemleri hatırlardadır. PKK/ BDP' liler, KCK operasyonun, Emniyette ve Adliyede önemli noktalarda olan Cemaat tarafından yapıldığına inanmaktadır. DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, 21 Nisan 2009 tarihinde, "Partimize yönelik operasyonu başlatan ve sürdüren de AKP-Fethullah Gülen Ergenekon'udur" demişti. PKK ve yan kuruluşlarının, Cemaat mensubu iki imamın öldürülmesi, Cemaate ait dershane, yurt ve ışık evlerin yakılması eylemlerini yapan anlayışları nasıl değişti, ne oldu da bu zeytin dalı uzatıldı?

ABD'nin BOP içinde "ılımlı İslam" modelini uygulamak istediğine ve bu kapsamda Türkiye ve Gülen Cemaatine bir rol vermek istediğine dair çok şey yazıldı. Öcalan'ın, Gülen Cemaatini "Ortadoğu'da bir siyasi parti gibi" görmeye başlaması bu projeye uygun düşüyor. Kendisi de bu projede aktif rol almak istediği için, karşı güç gibi görünen Cemaati, daha büyük halkanın (BOP'un) içinde "dayanışma" içinde olmaları gerektiğine ikna etmeye çalışıyor.

Önemli olan "dayanışma" teklifine Cemaatin tepkisinin ne olacağı? Cemaat kendisi hakkında, BOP'un sahibinin güdümünde olduğuna yönelik iddiaların test edildiği bir süreçte. Dileğimiz Cemaatin, bu iddiaları çürütecek bir tepki göstermesidir.

 "Osmanlı Milletler Topluluğu" tezini incelemeye yer kalmadı. Bu konu ve bugün yazdıklarımız arasındaki ilişkisi üzerine düşünmeye ve yazmaya devam edeceğiz.

 

14 Aralık 2010

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu