GÜNÜN SÖZÜ

Tarihten büyük ders kitabı, tarihten büyük üniversite ve öğretmen tanımıyorum. Sabir Rüstemhanlı

20 Kasım 2019 11:18 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » PKK’yı Muhatap Almak

PKK’yı Muhatap Almak
Tarih: 29 Haziran 2010 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

PKK’yı Muhatap Almak

Azgınlaşan terör örgütünün saldırıları karşısında medyada fikirlerini arz eden kişiler arasında iki tavır belirginleşmeye başladı.

GÜVENLİK BOYUTU İHMAL EDİLMEMELİ: Birincisi, açılım sürecinde medya pek yer vermez olduğu için sesini duyamaz olduğumuz milliyetçi aydın, siyasetçi ve emekli askerlerin dile getirdiği görüşler. Bu görüşte olanlar Türk Milletini terör eylemleri karşısında yıldırmaya çalışan terör örgütünün ve liderinin muhatap alınmasına karşı çıkıyor ve mücadelenin güvenlik boyutu ihmal edilmeden, ancak sosyal, ekonomik, psikolojik ve siyasi boyutlarıyla da sürdürülmesi gerektiğini ifade ediyorlar.

PKK'NIN HEDEFİ: Bu görüşte olanlar PKK'nın kuruluş hedefinin Türkiye Cumhuriyeti topraklarında bir millet inşası ve bu oluşturulacak milletin "kendini yönetme hakkına" dayanarak bağımsız bir devlet kurması olduğunu hatırlatıyor.

Tabii ki bağımsızlık öyle kolay bir süreç değil. Bunun için bağımsızlığa giden ara kademeler belirlenmiştir. Bu kademelere ulaştıkça bir sonraki kademedeki talepler dile getirilecektir. Kültürel haklar asla PKK'nın hedefi değildir. Ancak bu haklarla ilgili her elde edilen, PKK'nın başarısı olarak propaganda edilecek ve PKK'nın Kürt halkının yegâne temsilcisi gibi görünmesinde araç olarak kullanılacaktır.

AÇILIMDAN VER KURTUL'A: İkinci grup, açılımın hararetli destekleyicileri olan güruh. Açılımın anaların gözyaşını dindirmediğini, bilakis artırdığını gören milletin tepkisinden çekinerek, fakat şehitleri istismar etmekten de geri kalmadan bir kademe daha ileri gitmeye başladılar. Bir kademe ileriye yani "PKK'nın taleplerini verelim" çizgisine, yani BDP ve Öcalan çizgisine geldiler.

Bunlardan biri Nazlı Ilıcak. O'nu Tercüman Gazetesi'ni milliyetçi muhafazakâr çizgisinden dönüştürme (ve batırma) macerası ile başlayan gazetecilik hayatında tanımaya başlamıştık. Kıvrak kalemini Demirel destekçiliği, sonra Refah Partisi ve AKP yandaşlığına varan çizgide kullanan ve son dönemde de AKP'ye akıl hocalığı yapan Nazlı Ilıcak.

İktidar yandaşı medyanın en önemlilerinden "Sabah gazetesinde yazan Nazlı Ilıcak bir televizyon kanalında telefonla katıldığı haber bülteninde, 'PKK'yı muhatap almadan bu sorunu çözmek mümkün değil' şeklinde konuştu."

"Ilıcak, son saldırılardan sonra artık görülmüştür ki PKK'yı muhatap almadan bu sorunu çözmek mümkün değildir. Sonuçta silah onların elinde ve siyaset yapmak istiyorlar. Ayrıca Öcalan için de ev hapsi benzeri bir talepleri var. Şimdiki Türkiye şartlarında bunları yapmak mümkün değil. Hele şu kutuplaşma ortamında mümkün değil."

"Bu şartlarda çok tepki çekebilir bu sözlerim ancak sürekli yeni şehitler geliyor. Sadece silahlı tedbirle olmuyor. Askeri tedbirlerle çözmek mümkün değil. Seçimlere gidiliyor o nedenle şimdi olmaz belki ama seçimlerden hemen sonra bir yol yöntem geliştirmek zorundalar." dedi.

Bir diğeri de Doğan grubunun önemli ismi M. Ali Birand. O da aynı tezi benzer cümlelerle savundu. Yandaş medyada köşe verilmiş birçok yazar da açıkça veya ima yolu ile bu görüşü dillendiriyor.

PKK'NIN TALEPLERİ: Açılım sürecinde İmralı'dan verilen mesajlar ve BDP yetkililerinin açıklamalarından PKK'nın talepleri açıklığa kavuştu:

  • 1- Öcalan'ı kapsayacak ve ona siyasal haklarını verecek bir genel af çıkarılması.
  • 2- Kürtçe eğitime geçilmesi,
  • 3- Anayasada vatandaşlık tanımının değiştirilmesi, Kürt kimliğinin -şimdilik- kurucu olarak belirtilmese bile anayasada güvenceye alınması,
  • 4- Güneydoğu'ya -şimdilik- özerklik verilmesi, ("özerklikten" ne anladıklarını Öcalan açıklamıştı; Güneydoğu'da Kürtlerin ayrı bir meclisi, ayrı bir güvenlik gücü (ordusu), ayrı mahkemeleri, vergi toplama ve harcama yetkisi, ayrı bir futbol ligi...)

PKK'nın hedefinin, BDP'nin seçim kazandığı illerimizde  (Irak'ın kuzeyinde Barzani'nin kurduğu federe devlet benzeri) bir federe devlet kurmak olduğu çok açık. Silahlı gücünü de burada "güvenlik gücü"ne dönüştürmek istiyor. Bir sonraki aşamada ise bağımsız bir devlet haline gelmek.

Nazlı Ilıcak ve benzerlerinin "PKK'yı muhatap alalım ve isteklerini vererek terörü durduralım" tezini iyi anlamak için PKK'nın bu taleplerini tekrar hatırlattım.

Diyelim ki, sırf analar ağlamasın diye (72 milyonluk, bölgesinde lider olma iddiasındaki Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, 5 bin teröristin karşısında aciz kalıp yenildiğini kabul etmenin zorluğunu ve 42 bin can kaybının neden verildiğini sorgulamayı bir yana bırakıp) Öcalan'ı muhatap aldık.

PKK VURDUKÇA KAZANIRSA TERÖR BİTER Mİ? Soralım, psikolojik üstünlüğü ele geçirmiş ve vurdukça isteklerini almış bir terör örgütü haline gelirse, PKK bu taleplerinden hangisinden vazgeçer? Veya başka şekilde soralım: Bu taleplerinden hangilerini verirsek terör biter?

Soralım, bu gafletten öte noktaya gelmiş yazarlara, sözde aydınlara. Vatan toprağının bir bölümünü vermeye sizin ne hakkınız var? Değil sizin, bir tek kişinin dahi böyle bir hakkı yoktur, olamaz. Vatan toprağı pazarlık konusu yapılamaz.

"SEÇİMLERDEN SONRA" VE DEMOKRATLIK: Bir başka husus "bu muhatap alınma seçimlerden hemen sonra yapılsın" sözünün arka planındaki zihniyet. Sözde demokrat olan bu yazarlar demek istiyorlar ki, "ey millet sana seçim öncesi PKK'yı muhatap alacağız diyene oy vermeyeceğini biliyoruz. Ancak sen o kadar saf bir kitlesin ki, seçim öncesi telaffuz dahi edilemeyecek şeyleri seçtiğin hükümetler yapar. Biz de seçilmiş iktidar halkı temsil ediyor, demokrasi içinde son söz milletindir" der ve seni uyuturuz.

Bilmiyorum, biz Türk milleti olarak bu kadar saf mıyız? Ama hiç olmazsa Başbakan basiretli olsa. CHP ve MHP'yi PKK yandaşı olmakla suçlayacağına, etrafında kendisine methiyeler düzenlerin geldiği çizgiyi görse.

29 Haziran 2010

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.