GÜNÜN SÖZÜ

Her ağızda bir yemin artık, sakın ha inanmayınız. Biri bir şey mi söyledi; söze değil söyleyene bakınız. Ömer Hayyam

22 Kasım 2019 19:45 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Türkiye’deki Kavga Paylaşım Savaşı mı? (1)

Türkiye’deki Kavga Paylaşım Savaşı mı? (1)
Tarih: 18 Mayıs 2010 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Türkiye’deki Kavga Paylaşım Savaşı mı? (1)

 

Hürriyet Gazetesinde Cüneyt Ülsever "Türkiye'ye Ne Oluyor?" başlığı altında 3 günlük yazısında dikkat çekici değerlendirmeler yaptı. Ülsever öncelikle şu tespitleri yapıyor:

"Cumhuriyet'i kuran elitler, 600 yıldır muhafaza edilen hayat tarzını adeta bir gecede değiştirmeye kalktı. Kitleden "muhafazakâr hayat tarzı"ndan vazgeçip, kendilerince artık yaşanması şart olan "modern hayat tarzı"na uyum göstermesi istendi."   

"Uzun seneler devlet aygıtı elitlerin elinde kaldı ve muhafazakârlar, modern hayat tarzına teslim olmadıkça; ekonomik, siyasal, sosyal hayattan dışlanmaya razı olmak durumunda kaldılar."

"Farklılaşma, hayat tarzı farkından oluştuğu ve muhafazakâr hayat tarzı temelinde din kurumu tarafından şekillendirildiği için, paylaşma savaşında siyasi ayrışım giderek dini hassasiyeti yüksek olanlar ile bu hassasiyete tepkiyi ifade eden laiklik hassasiyeti yüksek olanlar arasında oluşmaya başladı."

Taraflardan "Birisi siyasette "laiklik hassasiyeti yüksek" kitleyi, diğeri ise "dini hassasiyeti yüksek" kitleyi oluşturuyor."


***********************

Sosyal olaylar tek boyutlu bir bakış açısıyla açıklanmaya çalışıldığı zaman hata ve yanlışlara, en azından eksikliklere duçar olmamak mümkün değil. Cüneyt Ülsever'in yaptığı değerlendirmeler de, içinde epeyce değerli tespit ve doğruları barındırsa da, birçok sosyal durum ve gelişmeyi açıklayamıyor.

Cumhuriyeti kuranların asker- bürokrat bir elit zümreye dayandığı, özellikle tek parti döneminde CHP'nin geniş halk kitlelerine yeni bir hayat tarzı ve dünya görüşünü dayatmaya çalıştığı doğrudur. Ancak bir "paylaşım savaşı" yaşandığı görüşünün üzerinde düşünmemiz lazım. İlk bakışta meseleyi özünden yakalamış izlenimi veren bu yaklaşımın açıklayamadığı hususlar olduğu da muhakkak. Şöyle ki,

  • Ø Bu "paylaşım savaşının" bugünkü siyasi aktörleri bir tarafta AKP, diğer tarafta CHP gibi gözüküyor. Oysaki dini hassasiyetleri itibariyle MHP ve BBP kitlelerinin AKP'lilerden daha geride olduğunu söylemek insafsızlık olur. Ülsever, bu kitleler neyin paylaşımının peşinde sorusuna cevap aramıyor. Eğer "savaş, paylaşımdan yeteri kadar pay almadıklarını düşünenler ile cumhuriyetin kuruluşundan beri aldıkları payın elden gitmesinden korkanlar arasında" ise MHP ve BBP kitleleri bu savaşın neresinde? BDP'nin paylaşımdan anladığı ise herhalde daha farklı.
  • Ø AKP destekçileri içinde Ahmet ve Mehmet Altan kardeşler, Emre Aköz vd neo-liberallerin dini hassasiyet içinde olup, bugün AKP'ye en az CHP kadar karşı olan milliyetçi- muhafazakâr kitlelerin ve onları temsil eden aydın ve siyasilerin dini hassasiyet içinde olmadıklarını söylemek hakikati ters yüz etmek olur.
  • Ø "Turgut Özal döneminden sonra muhafazakâr hayat tarzını benimseyenlerin ellerine ilk kez siyaseti finanse edecek çapta para geçmeye başlamasıyla dengelerin değişmeye başladığı" tezi de kısmen doğru bir tespittir.

ANAP döneminde olduğu gibi AKP döneminde de "kendi zenginini yaratmak" politikaları ile "serbest piyasa ekonomisi kuralları" birlikte uygulanmaya çalışılıyor. Anadolu sermayesinin gelişmesi, İstanbul dukalığına karşı yeni güç odaklarının oluşmaya başlaması "muhafazakâr hayat tarzını" benimseyenlerin "modern hayat tarzına" karşı bir zaferi değil, sermayenin (ve demokrasinin) tabana yayılmasının tabii bir sonucudur.  Bu değişim sağlıklı bir gelişmedir. Anadolu kaplanları arasında muhafazakârlar olduğu gibi, "modern hayat tarzını" benimseyenler de bulunmaktadır. Tabii ki oran, muhafazakâr hayat tarzını benimseyenlerin lehinedir.  

  • Ø Cüneyt Ülsever'in paylaşım teorisini en doğrulayan gelişme Fethullah Gülen Hareketidir. Bu cemaat sistemli, planlı ve istikrarlı bir strateji içerisinde devlet teşkilatında, sivil toplum kuruluşları alanında, medyada ve ekonomik faaliyetlerde ciddi bir pay edinme mücadelesi veriyor. Bu mücadelenin cemaate kazanımlarının varabileceği boyut, ABD'nin ılımlı İslam projesini sürdürme iradesine ve dolayısıyla bu cemaate verdiği mevcut desteğin devamına bağlı olacak. Bir de tabii ki cemaatin Gülen sonrası birliğini muhafaza edip edememesi ve hareketin liderliğine geçecek şahsın kişiliği belirleyici olacaktır.
  • Ø Sermaye ve siyasal güce kavuşmanın bir önemli parametresi de uluslararası sermaye ve büyük devletlerle entegrasyon becerisi(!) olsa gerektir. "Bizim çocukların" yaptığı darbeler de, en önemli projesine "eşbaşkan" olana sağlanan destek ve krediler de "hayat tarzı" tercihinden daha önemli etkiler yapmaktadır.

(Devam edecek) 

 

18 Mayıs 2010

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.