YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Türkiye 2009 da Çok Şey Kaybetti

Türkiye 2009 da Çok Şey Kaybetti
Tarih: 29 Aralık 2009 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Türkiye 2009 da Çok Şey Kaybetti

2009 takvim yılını bitirirken, Türkiye olarak kazandıklarımız ve kaybettiklerimizi mukayese edip bir değerlendirme yapacak olursak, çoğumuz hemen sonucun olumsuz çıkacağını söyleyecektir.

Biz yine de önyargısız bir şekilde bazı temel konularda bir yıllık gelişmelerin nasıl olduğunu hatırlamaya çalışalım:

EKONOMİ: Küresel krizin Türkiye'ye yansıması ve Türkiye'nin "yapısal sorunları" sebebiyle ekonominin temel parametrelerinde şu gelişmeler yaşandı:

Üretim bir önceki yıla göre yüzde 8,4 civarında geriledi. İşsizlik (resmi işsizlik) eylül rakamlarıyla yüzde 2,7 artarak, yüzde 13,4 e ulaştı. Bir başka ifadeyle resmi işsiz sayımız 3.4 milyon kişiye çıktı. İşgücüne katılım oranımızın düşüklüğü yani çalışamayacak durumda olanlar, çalışmak istemeyenler ve çalışmak isteyip de iş bulma ümidini kaybedenlerin nüfusun yüzde ellisini geçmiş olması gösteriyor ki gerçek işsizlik oranı yüzde 25' e yakındır. Bu yüksek oranlı işsizlik sosyal, ekonomik ve siyasi olayların gidişatını etkileyen çok önemli bir faktördür.

Bu yıl milli gelirin düşmesi, nüfusun artması sebebiyle fert başına düşen milli gelirimiz azaldı. Krizden sağlam çıkan zenginler daha zengin olurken, orta tabaka fakirleşmekte, fakirler daha fakir haline gelmekte. Bazı zenginler orta gelir seviyesine, bazıları da fakirlik durumuna geriledi. Böylece gelir dağılımı daha da bozuldu.

Karşılıksız çek/senet sayılarında, ödenemeyen kredi ve kredi kartı borçlarında büyük artış oldu. Hapishanelerde yer açmak için çeşitli düzenlemeler yapılmak zorunda kalındı. "Hane halkının borcu kullanılabilir gelirine göre yüzde 26,2 oranında." Bu rakam ortalama değer. Hanelerin yüzde 55'i borçlu olduğuna göre, kullanılabilir gelirinin yüzde 50'si ve hatta yüzde 100'ü oranında borçlanmış olan hane halklarının vay haline. Gelirlerinin yarısını veya daha çoğunu borç ve faiz ödemelerine ayıran dar gelirliler için, Allah yardımcıları olsun demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

Özellikle tarım kesimi ve küçük esnaf ile işsizliğin keskin kılıcı altındaki işçi kesiminin dramatik durumu, rakamlara ihtiyaç duyulmayacak kadar eller tutulur bir gerçeklik halinde.

Rakamlar "ekonomik krizin ülkemizi teğet geçmediği", hatta krizin dünyada en kötü etkilediği ekonomilerden biri olduğumuzu ifade ediyor. Bu rakamlara rağmen "ekonomimiz iyi yönetildi" demek çok fazla iyimserlik veya fanatik taraftarlık olur.

SİYASİ GELİŞMELER: Türkiye 2009 yılında dış politik şartların zorlamasıyla belki de hazırlıksız olarak bazı açılımlar yapmak durumunda kaldı. Her ne kadar hükümet "Türkiye'nin meselelerine Türkiye'nin menfaatleri gerektirdiği için" yaptığını söylese de, Ermeni ve Kürt Açılımlarının ABD'nin stratejik planları ve Başkan Obama'nın dile getirdiği taleplerine göre yapıldığı açık.

Ermeni açılımının ilk ayağı olan Ermenistan-Türkiye sınır kapısının açılması projesi için iki devlet, ABD Dışişleri Bakanının gözetiminde, iki protokol imzaladılar. Ancak Türkiye içinde ve Azerbaycan'da oluşan şiddetli muhalefet, bu protokollerin TBMM'de onaylanmasını riskli hale getirdiği için şimdilik buzdolabına kondu. TBMM bu protokolleri onaylarsa Türkiye- Azerbaycan ilişkileri bozulabilir. Ermenistan'la ilişkilerin iyileşmesi de garanti değil.

Kürt Açılımı da Cumhurbaşkanı Gül'ün "güzel şeyler olacak" sözleriyle büyük ümitlerle başladı. Ancak 34 PKK'lı Mahmur Kampından terör örgütü üniformaları ile gelip, pişman olmadıklarını ve "Öcalan'ın emri ile elçi olarak geldiklerini" söylemelerine rağmen, ayaklarına kadar giden Mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Onbinlerce DTP'li tarafından kahramanlar gibi karşılanan bu PKK'lılara yapılan törenler ve Tokat'ta 7 askerimizi şehit eden PKK saldırısının, Türk Milletinde yarattığı travmanın şiddeti gelişmelerin seyrini değiştirdi.

Dağdan inişlerin durdurulması. PKK'nın şehirlerde Molotof kokteylli, havai fişekli şiddet eylemleri.

Anayasa Mahkemesinin DTP'yi kapatması, sadece 2 milletvekiline siyasi yasak getirilmesi, kalan milletvekillerinin önce sine-i millet tehdidi ve Öcalan'ın talimatıyla BDP'ye geçerek yeniden Meclis'te grup kurmaları.

Her iki tarafı tatmin etmeyen bu gelişmelerden sonra KCK'ya yapılan operasyonlar çerçevesinde birçok partilisinin tutuklanması üzerine Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in devlete sinkaflı hakareti ve tehditleri.

Bu ve benzeri gelişmeler, sonradan adına "Demokrasi Açılımı" denmeye başlanan "Kürt Açılımını" çıkmaza sokmakta. Türk ve Kürt Halklarının kardeşliği amacını güttüğü söylenen bu projenin daha ilk aşamasında, geçmişten günümüze halkımızın yaşattığı kardeşlik duyguları derinden sarsılarak, derin fay kırıkları oluşmaya başladı.

Ülkemizin birliğini ve bütünlüğünü korumak konusunda maalesef Cumhuriyet tarihinin belki de en kötümser yılını yaşadığımızı söylemek durumundayız.

Dileğimiz bütün bu olumsuz gelişmelerin durdurulup, yeniden olumlu ve ümitli bir atmosfer yaşadığımız bir yıla başlamak. Tabii ki bu 2010'un bize barış, huzur, mutluluk getirmesini dilemekle olacak şey değil. Bu dileklerin olması, bizi bu duruma getiren anlayışın değişmesi veya "düzene çekidüzen verilmesi" için gerekenin yapılmasına bağlı.

Bu gelişmelerin seyri siyasi partilerin, vaktinde yapılırsa, 2011 seçimlerinde alacakları oy oranını, TBMM kompozisyonunu ve gelecek hükümetin yapısını ve Türkiye'nin stratejik politikalarını belirleyecek.

Türkiye'nin mevcut iktidar yapısı ve anlayışı ile devam etmesini isteyen güç odakları tarafından bir "alternatifsizlik" havası yaratıldı. Bu havanın değişmesi için, böylesi şokları yaşamak zorunda kalmamız büyük talihsizlik.

 

29 Aralık 2009

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.