GÜNÜN SÖZÜ

Büyük zekâlar kavramları, orta zekâlar olayları, küçük zekâlar, insanları tartışır. La edri

09 Aralık 2019 11:57 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Muhsin BOZKURT » Din ü Devlet (2)

Din ü Devlet (2)
Tarih: 03 Aralık 2019 Yazar: Muhsin BOZKURT-Tarihçi Kategori: Güncel

Din ü Devlet (2)

Çünkü Osmanlı Devleti,

Şah İsmail'in Osmanlı Devleti'ni zaafa uğratmak için

Dini; propaganda aracı olarak

Nasıl kullandığını çok iyi biliyordu.

Halkın yüzünü İstanbul yerine,

Tebriz'e nasıl çevirdiklerini çok iyi biliyordu.

Halkın İstanbul'a değil de,

Tebriz'e vergi verir hâle nasıl getirildiğini iyi biliyordu.

Keza / bunun gibi 31 Mart isyanında, yabancıların Müslüman kılığında,

Din sloganlarıyla, halkı nasıl kışkırttıklarını,

Devlete karşı nasıl galeyana getirdiklerini çok iyi biliyordu.

Evet İslâm; cehaleti giyemiyor, bilgisizlikle yapamıyor,

Yanlışlıkla beraber olamıyordu.

Aksi takdirde kör bir kılıç olup;

Kötü niyetlilerin elinde kötü bir oyuncak

Ve zararlı bir âlet olmaktan kurtulamıyordu.

İşte Osmanlı Devleti'nin, tarihten tevarüs ettiği / tarihten edindiği

Binbir tecrübesi vardı.

Asır-dîde / iyi kötü, ne asırlar görmüş geçirmiş bir devletti.

Geleceğini tehlikeye atamaz.

Suiniyet sahibi / niyeti bozuk kişilere

Millete hitap edecek kürsülerin başında yer veremezdi.

Bu kişileri, camilerin mihraplarına geçiremezdi.

Bu tipleri mescitlerin minberlerine çıkaramazdı.

Orta Yol olan İslâmı; ifrat - tefrit / fazla ileri giden - fazla geri kalan

Ölçüsüz kimselerin uhdesine / eline bırakamazdı.

Osmanlı Devleti biliyor ve bildiriyordu ki, Musevilik yetmiş bir fırkaya / guruba /

Farklı izah erbabına ayrıldığı için tahrife uğramış. Bozulmuş. Asliyetini kaybetmişti.

Osmanlı Devleti biliyor ve bildiriyordu ki, Hristiyanlık yetmiş iki fırkaya / guruba /

Değişik yorumlara imkân verdiği için, zamanla eski asıl hâlini kaybetmiş.

O da ilahî defterden silinmişti.

İslâmiyete gelince o da -kimisinin artık mensubu kalmayan- yetmiş üç fırkaya / guruba /

Açıklayıcı birimlere ayrılmıştır.

Bunlardan biri, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'tir. Bizzat Hz. Peygamber'in yoludur.

Hak ve Haktadır. Ehl-i Necat / Kurtuluş Sahipleri'nin yoludur. Vasat / Orta Yol'dur.

Diğer yetmiş iki fırka / gurup Fırak-ı Dâlle'dir / Dalâlette olan

Sapık, bozuk fırka ve bölüklerdir. Yanlış yoldadırlar.

Nitekim Fatiha sûresinde bunlardan; Mağdûb / Gazaba uğrayanlar, uğramış olanlar

Ve Dâllîn / Dalâlet / Sapkınlık içinde bulunanlar diye bahsedilmektedir.

Kurtuluşta olan Ehl-i Necat ise, Fatiha Sûresi'nde "Sırata'l-Müstakîm" /

Doğru Yol üzere bulunanlar diye zikredilmekte ve bu şekilde nazara verilmektedir.

İşte bu mağdub ve dallîn zümreleri her zaman mevcuttur.

Âlimler onların kimler olduğunu -özellikle ve öncelikle- tefsir kitaplarında

Gayet güzel açıklamışlardır.

Günümüzde İslâm, doğru bir şekilde vardır ve gereği gibi yaşanmaktadır.

Ama doğal olarak, İslâmı bilmeyerek,

Yanlış yorumlayanlar mevcut olduğu gibi,

İsteyerek istemeyerek yanlış yöne çekenler de aramızda yer almaktadır!

 

 

03 Aralık 2019

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi muhsin.bozkurt@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Şiirleri

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.