IMG-LOGO

10 Kasım 1938 Mustafa Kemal Atatürk'ün Ölümü

11/9/2021 - 09 05
IMG

Mustafa Kemal Atatürk'ün sağlık sorunları 1937 yılından itibaren sıklaşmaya başladı. Ölüm yılı olan 1938'in ilk zamanlarında Mustafa Kemal Atatürk'e siroz hastalığı teşhisi konuldu. Türk doktorların yanı sıra Avrupa'da da alanında uzman doktorlar getirildi ve Mustafa Kemal Atatürk'e tedavi uygulanmaya başlandı.

 

Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1938 tarihinde, TBMM'nin açılışına hastalığı sebebiyle katılamadı.

 

Fakat uygulanan tedavilere ne yazık ki cevap veremeyen Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembe günü sabahı saat 09:05'te İstanbul'un Beşiktaş ilçesi sınırlarında yer alan Dolmabahçe Sarayı'nda son nefesini vererek hayata gözlerini yumdu.

 

10 Kasım 1938 Mustafa Kemal Atatürkün ölümü

16 Kasım 1938 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün tabutu, Türk bayrağı ile örtülmüş bir katafalk üzerine konuldu ve Dolmabahçe Sarayı'ndaki büyük tören salonuna yerleştirildi. Mustafa Kemal Atatürk'ü son kez görmek isteyen herkes Dolmabahçe Sarayı'na geldi.

 

Mustafa Kemal Atatürk'ün cenazesi 20 Kasım 1938 tarihinde çok büyük bir tören, acı ve hüzünle başkent Ankara'ya gönderildi.

 Mustafa Kemal Atatürk'ün cenazesi 21 Kasım 1938 günü Ankara'da düzenlenen görkemli bir tören eşliğinde geçici olarak Ankara Etnografya Müzesi'ne kaldırıldı.

 

Törende halkın ve önemli Türk isimlerin yanı sıra dünyanın dört bir yanından gelen birçok yabancı askeri birlik de bulunuyordu.

 

10 Kasım 1938 Mustafa Kemal Atatürkün ölümü

 

Anıtkabir neden yapılmıştır? Anıtkabir ne zaman yapılmıştır?

Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'da yer alan Anıtkabir, Mustafa Kemal Atatürk'ün anıt mezarıdır. 10 Kasım 1953 günü Mustafa Kemal Atatürk'ün cenazesi kendisi için yaptırılan Anıtkabir'e taşınmıştır ve ebedi olarak toprağa verilmiştir.

 

Anıtkabir'in yapımına 9 Ekim 1944 tarihinde başlanmış, 1 Eylül 1953 yılında yapımı tamamlanmıştır.

 

Mustafa Kemal Atatürk vasiyetindeki varlığını kime bırakmıştır?

Mustafa Kemal Atatürk, tüm mal varlığını Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'na bağışlamıştır.

 

Mustafa Kemal Atatürk'ün son arzusu nedir?

 

10 Kasım 1938 Mustafa Kemal Atatürkün ölümü

Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün ardından söylenen sözler

 

Türkiye tarihi bugün her zamandan çok Batı ve Avrupa tarihinden ayrılmaz bir haldedir. Ve Atatürk'ün bu yöndeki gayretleri sonuçsuz kalmamıştır. Memleketlerimiz arasındaki yüzyılları aşan dostluk bu gelişmenin temel öğelerinden biridir.

Charles De GAULLE - Fransa

 

O Türkiye'nin önceki kuşaklarından hiç birine nasip olmayan özgürlük ve güven dolu bir hayat sagladı. Başarıları Türkiye'nin Avrupa devleti olmasını sağladı yakın doğunun tarihini değiştirdi.

Times Gazetesi - Birleşik Krallık

 

 

Bu günün Türkleri yüzyıllar önce Avrupayı titreten canlı millet durumuna erişmiştir. Ve bu akşam O büyük ölünün başında bekleyen Türkiye güçlü ve dipdiri Türkiye'dir.

Pierre Dominique (Fransiz Gazeteci)

 

Akıllı ve barışçı yöntemlerle gerçekleştirdiği eseri halkların tarihinde izlerini bırakacaktır.

Albert LEBRUN - Fransız Cumhurbaskanı

 

İnsanlığın bütün belirtileri O'nda kendini hemen gösteriyor.

Noelle Gazetesi - Fransa

 

Çok büyük bir adamdı... bir siyasi dahiydi.

Fransiz Excelsior Gazetesi

 

Dünyanın çağdaş en büyük kişilerinden biri.

Le Jour-Echo de Paris

 

Atatürk'un yurt kurtarıcı olduğunu milletlerin en vefalısı olan Türkler asla unutmayacaklardır.

Noell Roger Gazetesi - Fransa

 

Yeni Türk Devleti ile Ankara Andlaşması'nın imzalanması nedeniyle; "Bizi arkadan vurdu dağ başındaki haydutlarla Mustafa Kemallerle anlaştı" diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap:

"Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O'nun tüm askerleri burada olsalardıteker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir antlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum.

Fransız Basbakanı BRIAND (1921)

 

 

Kemal Atatürk'ün karakterinin bir cephesini göstermek itibariyle bir noktayı hatırlatmak isterim. Bize savaşlarından birini anlatıyordu. Birdenbire durdu: "Görüyorsunuz ya" dedi. "Birçok zaferler kazandım. Fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimde derin bir keder duyuyorum." Cesaret ve zekasından başka yüreği bu kadar yüce olan böyle bir şef'in yurdu için mucizeler yaratmış olmasına şaşılabilir mi?...

George BENNES - Vu Gazetesi- Fransa (1938)

 

O büyük insan yalnız Türkiye için değil bütün doğu milletleri için de en büyük önderdi.

Emanullah HAN - Afgan Kralı

 

Mustafa Kemal yeni Türkiye'nin kalbidir. Eski yıpranmış bir toplumdan yep yeni güçlü bir millet yaratmış essiz kişiliğiyle kendini herkese saydırmış enerjisiyle herkesi kendine inandırmıştır.

Ma Shao-Cheng (Çinli Yazar)

 

 

Atatürk yalnız Türk Milleti'nin değil özgürlüğü uğruna savaşan bütün milletlerin önderiydi. O'nun direktifleri altında siz bağımsızlığınıza kavuştunuz. Biz de o yoldan yürüyerek özgürlüğümüze kavuştuk.

Bayan Sucheta KRIPALANI - Hint Parlamento Heyeti Başkanı

 

Mustafa Kemal Atatürk'ün En Çok Sevdiği Şarkılar

Yanık Ömer

Yanık Ömer, her savaştan bir yara taşıyor.

Yanık Ömer, yiğit Ömer övünmeden yaşıyor.

Kurtuluş savaşında yirmi sekiz yaşında,

Mangasının başında, taşıyor.

Yanık Ömer, yiğit Ömer siperleri aşıyor.

 

Savaş biter, Yanık Ömer köye döner;

Köylü bütün bayram eder.

Yanık Ömer kutlanır,

Nişanlısı mutlulanır.

 

Hey, Yanık Ömer attan iner,

Pembegül'e bağlar kemer,

Köylülere gider haber;

Düğüne, düğüne...

 

Eline kına yakar, başına teller takar,

Belinde altın kemer, öyle alana çıkar.

Pembegül allanır, pullanır.

Yanık ömer'in köyüne düğün alayı yollanır.

 

***

 

Kırmızı Gülün Alı Var

Kırmızı gülün alı var (aman aman)

Her gün ağlasam da yeri var

Bugün benim efkarım var (aman aman)

Ah bu gönül arzuler seni seni yar seni

 

Kırmızı gülü budarlar (aman aman)

Altına meclis kurarlar

Güzeli candan severler (aman aman)

Ah bu gönül arzuler seni seni yar seni

 

Kırmızı gülün pürçeği (aman aman)

Yar önünde oynar köçeği

Neyleyim yarsız döşeği (aman aman)

Ah bu gönül arzuler seni seni yar seni

 

***

 

Zobalarında Guru Da Meşe Yanıyor

Zobalarında Guru Da Meşe Yanıyor (Efem)

Yanıyor Da Memet Efem De Üşümüş De Donuyor

Boncuklu Da Gelin Ortalıkta Dönüyor Da Dönüyor

Aslanım Da Efeler Vay Vay

 

Gar Mı Yağıp Dayareng6me'nın Dağına

Memet Ağam Da Oturu Da Vermiş Efelerin De Sağına

Çıkam Haden Der Şu Dağların Başına Da Başına

Aslanım Da Efeler Vay Vay

 

***

 

Çökertme

Çökertmeden çıktımda Halilim

Aman başım selamet

Çökertmeden çıktımda Halilim

Aman başım selamet

 

Bitez de yalısına varmadan Halilim

Aman koptu kıyamet

Bitez de yalısına varmadan Halilim

Aman koptu kıyamet

 

Arkadaşım İbrahim çavuş

Allah'ına emanet

Arkadaşım İbrahim çavuş

Allah'ına emanet

Burası da aspat değil Halilim

Aman bitez yalısı

Ciğerime ateş saldı aman

Kurşun yarası

 

Gidelim gidelim Halilim

Çökertmeye varalım

Gidelim gidelim Halilim

Çökertmeye varalım

 

Kolcular gelirse Halilim

Nerelere kaçalım

Kolcular gelirse Halilim

Nerelere kaçalım

 

Teslim olmayalım Halilim

Aman kurşun saçalım

 

***

 

Ata Barı

Bahçası Var Bağı Var

Ayvası Var Narı Var

Atamızdan Yadigâr

Bizde Atabarı Var

 

Uzun Uzun Kamışlar

Ucuni Budamışlar

Benim Ela Gözlümü

Askera Yollamışlar

 

Ben Bir Uzun Kamışım

Yoluna Dikilmişim

İster Al İster Alma

Arnuva Yazılmışım

 

Buray Baba Evidur

Tahtaları Kevidur

Çalın Vurun Oynayın

Burası Düğün Yeridur

 

Atabaridur Bari

Bahçada Gördüm Yarı

Sesledim Ses Vermadi

Ağladı Zarı Zarı

 

***

 

Sarı Zeybek

Sarı zeybek aman şu dağlara yaslanır aman

Yağmur yağar silahları efem ıslanır

Bir gün olur aman deli gönül uslanır aman

Eyvah olsun tellide doru efem şanına

Eğil bir bak mor cepkenin efem kanına

Karşı dağı aman duman duman bürüdü aman

Üçyüz atlı beş yüz yaya efem yürüdü

Sarı zeybek aman şu cihanda biridi aman

Eyvah olsun tellide doru efem şanına

Eğil bir bak mor cepkenin efem kanına

 

***

 

Yemen Türküsü

Havada Bulut Yok Bu Ne Dumandır

Mehlede Ölüm Yok Bu Ne Şivandır

Şu Yemen Elleri Ne De Yamandır

 

Ano Yemen'dir Gülü Çemendir

Giden Gelmiyor Acep Nedendir

 

Şu Dağın Ardında Redif Sesi Var

Varın Bakın Çantasında Nesi Var

Bir Çift Pabuç İle Bir De Fesi Var

 

Burası Muş'tur Yolu Yokuştur

Giden Gelmiyor Acep Ne İştir

 

Kışlanın Önünde Çalınır Sazlar

Ayağım Yalınayak Yüreğim Sızlar

Yemen'e Gidene Ağlıyor Kızlar

 

Burası Muş'tur Yolu Yokuştur

Giden Gelmiyor Acep Ne İştir

 

Mustafa Kemal Atatürk'ün yazdığı şiirler:

 

Bir Askerin Mezarına

Şurada, kabrin üzerinde konulmuş bir,

Beyaz taş var, onun altında bayraklar

Temevvüç ederken, kelleler uçuşurken...

Celâdeti tâbân olurken aldığı cerîhai mevt

İle bu âlemi hîçîye vedâ etmiş bir

Asker yatıyor...

Onun hâbı istirahate çekildiği şu

Makberin üzerine rüfekası eşki teessür döktüler.

Kadınlar dümü rizi mâtem oldular. İhtiyarlar

Nâle eylediler, çocuklar ağladılar.

Şu söğüt ağacının nim setreylediği senin

Mezarın üzerine bir zırh başlık ile kılıç hak,

Olunmuştur. İşte orası o kahramanı muhteremin

Câyi istirahatidir. Ne mutlu ki, hâki pâye vatan

Ona nâilini intizar olmuş!...

 

Mustafa Kemal Harbiye talebesi iken yazmıştır.

 

Hakikat Nerede? (Oğuzoğulları)

Gafil, hangi üç asır, hangi on asır

Tuna ezelden Türk diyarıdır.

Bilinen tarihler söylememiş bunu

Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,

Dinleyin sesini doğan tarihin,

Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak

Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.

Asya'nın ortasında Oğuz oğulları,

Avrupa'nın Alplerinde Oğuz torunları

Doğudan çıkan biz, Batıdan yine biz

Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz

Türk sadece bir milletin adı değil,

Türk, bütün adamların birliğidir.

Ey birbirine diş bileyen yığınlar,

Ey yığın yığın insan gafletleri!

Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,

Dünya o zaman görecek hakikat nerede,

Hakikat nerede?

Mustafa Kemal

 

Atatürk bu şiiri 1932 yılında İsmail Habib Sevük'e dikte ettirmiştir.

 

Beşike Hâdisesi İçin

Çıkıyor gönüllere istimdadı

Sâmiamda vatanın feryâdı

Çıkıyor gönüllere istimdadı

Yaralı bir ananın evlâdı

Etmesin mi anaya imdadı?

Rumeli can veriyor yok mu ilaç.

Edelim sıhhatini istimzaç;

Etmeyelim kimseyi izaç?

Zırhlılar her yeri tehidt ediyor,

Makedonya bunu tes'it ediyor.

İnkırazı bize teyit ediyor.

Yemenin purişi malumu cihan

Ne için eyledi millet isyân?

Zulme ister mi bu yoldan burhan

Turuşkalar bile aldı meydan

Hani kânun-u adaâlet nerede?

Mülk-ü millette himâye saadet nerede?

Haricen mülk-ü himaye nerede?

Bizde evvelki şecaat nerede?

Gelse Ertuğrul şöhret-i pervas

Eder elbette tahayyür ibraz

Vatanın feyzine kâdir olamaz

Yeniden fethine verseydi cevâz...

Yıldırım görse şu ahvâlimizi

Ateş kahrı yakar hâlimizi,

Af eder mi bizim efâlimizi,

Mahveder cumle-i emsâlimizi,

Ey büyük Fâtih'i İstanbul'un...

Bu revş olmadı mı makbulün

Sây ile toplanılan mahsulün

Berhava oldu fakat meçhulün...

Yazık oldu Vatana âh yazık...

Her ağızdan çıkıyor: Eyvâh yazık!..

Acısın bizlere, âh yazık!

 

Mustafa Kemal Sinop 25 Kânunu Evvel 321 (1905)

 

Kasidei İstipdat Yahut Kırmızı İzler

Bir köhne kadit parçası, bir çehrei menhus,

Zulmetler içinde mütereddit, mütelâşi,

Daim mütefekkir görünen, kendine mahsus

Efkârı sakimane ile âleme karşı

Ateş saçarak etmede her gün bizi tehdit,

Âmali harisanesini eyledi tezyit...

Gördükçe bu mazlumlarını, sinesi mağrur,

Tırnaklarını aileler kalbine saplar;

Mağdurlarının her biri bir kûşede ağlar,

Katlandı vatan görmeğe evlâdını makhur...

Birçoklarımız mahpes-ü menfada süründük.

Ey gazii mecruhu vega dideye döndük.

Ey kanlı eliyle vatan âmaline hail,

Ey enmilei sürbu cinayata delâil

Teşkil eden ey köhne kadit, katili efkâr,

Ey katili şübbanı vatan, katili ahrar,

Ey varlığı bir millet için bâdii zillet.

Ey çehresi ifrite veren dehşeti vahşet,

Zindanları, menfaları, mahpesleri doldur,

Ziniciri esaretle bütün hisleri dondur.

Tesmimi nefes, nefyi ebet, sonra denizler..

Her girdiğin evlerde durur kırmızı izler...

Kâbusi hiyanetle vatan can çekişirken

Âtimizi dendanı harisin kemirirken

Bir gün Rumeli dağları envara boyandı;

Hürriyetin enfası ile herkes uyandı.

 

Mustafa Kemal Şanlı Ordu Gazetesi : 24 Kasım 1908

 

(Alıntı: Milliyet Gazetesi,Mehmet Can Kömürcü)