IMG-LOGO

Zulme Karşı Durmazsak Kanımız Kurusun!

2/9/2021 - 14 00
IMG

Değerli arkadaşlar;

            70 yıllık Doğu Türkistan davası son çeyrek asrında bir türlü kabuk bağlamayan bir yara hükmünde varlığını sürdürmektedir. Çin, Uygur Türklerini nükleer denemelerde kobay olarak kullanmaktan zorunlu kürtaja kadar birçok farklı alanda baskılamıştır. Fakat son yıllarda resmen Nazi zulmünü esas alan sistematik soykırım (holokost) söz konusudur. Doğu Türkistan genelinde 500’den fazla Toplama Kampında 3 milyondan fazla Müslüman Türk işkencenin tüm boyutlarına maruz bırakılmaktadır.

            Kamplarda ‘eğitim’ adı altında zoraki Çinlileştirme, Müslümanlıktan vazgeçirerek Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) mankurtu haline getirme, delirtme, insanî varlığını tüketme, gizli hapishanelere nakletme gibi sadistçe işlemler uygulanmaktadır. Ölen, öldürülen kardeşlerimizin sayısı bile belli değildir.

            Kamplardaki Müslüman kadınlara 90’lı yıllardaki Sırp Çetelerinkinden daha beter bir şekilde sistematik tecavüz ve cinsel işkence teknikleri uygulanmaktadır. Bacılarımız ve annelerimiz aklını yitirme ile intihar arasında yaşamaktadırlar. Uygur Türklerinin yaşadığı evlerde Çinli erkeklerle birlikte yaşam mecburiyeti, kadınların kısırlaştırılması, genç kızların zorla Çinli erkeklerle evlendirilmesi, okullarda Türk dilinin kullandırılmaması gibi bir sürü zorbalık yapılmaktadır.

            500 binden fazla Müslüman Türk çocuğu daha küçük yaşlardayken ailelerinden koparılarak zorunlu kreşlerde ve yetimhanelerde Çinli eğitmenler tarafından beyin yıkama operasyonlarına tabi tutulmaktadır. Çocuklar ve yetişkinler aynı zamanda canlı organ ticaretinin kazanç kaynağı olarak gayrimeşru ilişkilerin hedefi durumundadırlar.

            Müslüman Uygurlar, Kazaklar ve Doğu Türkistan’daki sair Türkler milyonlarca kameranın bağlı olduğu yüz ve ses tanıma sistemleriyle an be an takip edilmekte; cep telefonlarına zorunlu takip programları indirtilmekte ve milyonlarca kişiden alınan DNA örnekleri toplu olarak değerlendirilmektedir.

            Oruç, namaz, Kuran okuma, Arapça isim, sakal, başörtüsü hatta uzun etek, alkol kullanmamak, domuz eti yememek gibi İslam kültürüyle alâkalı her şey camiler de dahil baskı altındadır. Son 4 yılda Çin Devleti tarafından yıkılan cami ve türbe sayısının 16 bin civarında olduğu kabul ediliyor. Meşhur Divan-ı Lügat’it-Türk yazarı Kaşgarlı Mahmud’un heykelinin bile yıkıldığı rapor edilmektedir.

            Bir söz: “Binlerce sivil Müslümanı öldür, hiçbir Müslüman paniklemez/patiklemez; bir karikatür çiz, hepsinin aklı gidiyor.” Müslümanlığın karikatürize edildiği kafalardan zulme karşı ses çıkaran İslam coğrafyası pek yok ve buna maalesef Türkiye de dahil. Elin gâvurunun, Hristiyanının duruşu kadar bile duruş göstermemek bir yana onlara kulp bularak kendi vicdansızlığımızı bastırma yoluna gidiyoruz.

            Biz Kocaeli Millî Kuruluşlar Birliği olarak zamana ve zemine takılmaksızın, Çin aşısının ve ticaretinin getirisinin hesabını yapmaksızın, zâlime karşı söz söylemek için liderlerin ağzına bakmaksızın Çin Devleti’nin tarihe kara bir leke olarak geçen soykırım uygulamalarını ama’sız ve fakat’sız tamamıyla kınıyoruz. Dahası Türkiye’de faaliyet gösteren bir siyasî partinin liderinin Uygur Türklerini PKK’lılara benzetmesini unutmuyor ve not alıyoruz.

Çin Yönetimi tarihte Nazi Almanyası’yla aynı yerde yer alacaktır; bundan şüphe duymuyoruz. Bakalım o zaman bugünlerde kuzuların sessizliğini oynayanlar ve mazluma terörist yaftası takanlar hangi gerekçeler üretecekler, tarihe hangi sıfatla geçecekler..

Kamuoyuna duyururuz.


KMKB Paydaşları