IMG-LOGO

Menemen Olayları ve Kubilay'ın Şehit Edilmesi

12/23/2020 -
IMG

Tarih 23 Aralık 1930. İzmir’in Menemen ilçesinde, askerlik görevini yedek astsubay olarak yapan öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın ve beraberindekilerin şeriat ve din altında yapılan isyanda şehit edildiği tarih. Bu tarihi olay 2018 yılında MEB tarafından müfredattan çıkarılmıştır. Günümüzde şehit haberlerini bu kadar normal ve sıradan bir olaymış gibi özümsememizi bekleyenlere karşı Atatürk ve Türkiye Cumuriyet’i, Menemen’de nasıl bir tepki vermişti?

İsyana Hazırlık

Olayın başkahramanı Manisa’da bulunan Giritli Derviş Mehmet‘tir. Nakşibendi tarikatına girdikten sonra beraberindekilerle çevresindekileri mehdi olduğuna inandırmıştır. Giritli Derviş Mehmet, Şamlı Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan ve Çakıroğlu Ramazan adlı 7 müridiyle beraber mehdiliğini ilan etmek için harekete geçmiş, silah ve zorbalık yoluyla etraflarına adam toplamışlardır.

7 Aralık sabahı Derviş Mehmet ve adamları Manisa’dan Paşaköy’e geçerek birkaç gün bacanağının evinde konaklamışlardır. Burada bir taraftan zikirlere devam ederken diğer taraftan silahlanmaya devam ediyorlardı. Daha sonrasında Bozalan Köyü’ne geliyorlar ve buraya geldikten sonra mürit Çakıroğlu Ramazan kaçmış ve 6 kişi kalmışlardır. 15 güne kadar orada kaldıktan sonra mehdiliğini ilan etmiştir. (Her gün zikir yapıp esrar içtikleri bilinir.)

İsyanın Başlaması

Derviş Mehmet ve müritleri, sabah namazında Müftü (Gazez) Camisi’ne giriyorlar. Başı sarıklı Derviş Mehmet cemaate şunları söylüyor: “Aziz cemaat! Ben mehdiyim! Dinimizi korumak için buraya geldim! Beni dinleyin!” Bu sırada müritlerden Nalıncı Hasan, camide mihrabın yanında duran ve üzerinde Fetih Suresi’nin birinci ayetinin yazılı olduğu yeşil sancağı alıyor. Derviş Mehmet ve müritleri tekbir getirerek ellerindeki yeşil sancakla camiden çıkıyorlar. Menemen sokaklarında dolaştıktan sonra Belediye Meydanı’na geliyorlar. Halkı o yeşil sancak altında toplanmaya çağırıyorlar.

Belediye Meydanı’nda 80-100 kişi birikiyor. Meydana bir çukur kazıp ellerindeki sancağı oraya dikiyorlar. Derviş Mehmet, meydana toplanan halka, “Ey ahali! Başlarınızdaki şapkaları atınız ve şu sancağın altından geçerek bize katılınız!” diye sesleniyor ve “Şapka giyen kafirdir. Yakında yine şeriata dönülecektir!” diye sloganları atıyordu. Öğleye kadar o sancağın altında toplanmayanların, arkalarındaki 70 bin kişilik halife ordusu tarafından kılıçtan geçirileceğini söylüyor. Toplanan kalabalığın bir bölümü müritlere katılıp zikre başlıyor. (Bayrağın altından geçen kişiler arasında gayrümüslim olan Hayimoğlu Jozef gibi kişilerde vardı. Ayrıca eyleme katılan kişilerin bir kısmının halife ordusunun geleceği endişesinden boyun eğdiği bilinir.)

Güvenlik güçleri olaya müdahale etmeye çalışıp niçin toplandıklarını sorduğunda Derviş Mehmet: “Ben mehdiyim ve şeriat ilan ediyorum! Bana kimse dokunamaz! İzmir-Bergama yolu adamlarım tarafından tutulmuştur. Yolumdan çekil!” demiştir. Yüzbaşı Fahri Bey kalabalığın dağılmasını istiyordu ama kalabalık dağılmıyordu. Halk, isyancılara alkış tutarak onları daha da cesaretlendiriyordu.

İsyanın bastırılması için Alay komutanı, yedek subay Kubilay’ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderdi. (Kubilay, silahını bile almadan ve emrindeki erler de sadece manevra mermileriyle olay yerine hareket ediyorlardı.) Kubilay askerlerin yanından ayrılarak tek başına eylemcilerin arasına girdi ve teslim olmaya ikna etmeye çalıştı. İkna edemeyince yakasına yapışarak: “Siz kimsiniz? Hükümete isyan mı ediyorsunuz? Çabuk dağılın!” diye bağırdı. Kısa süreli itişmeler sonrasında Derviş Mehmet silahıyla Kubilay’ı vurmuş ve Kubilay kanlar içinde yere yığılmıştır. Genç asteğmen camiye sığınmak istemiş ama cami avlusuna kadar gelebilmiş ve orada düşmüştür. Hiç kimse Kubilay’a yardım etmemiştir. Halk bu olaydan sonra Derviş Mehmet hainlerini daha da cesaretlendiriyordu.

Derviş Mehmet ve müritleri, Kubilay’ın yanına gittiler. Derviş Mehmet, cebinden çıkardığı bıçakla tekbir getirerek Asteğmen Kubilay’ın başını gövdesinden ayırmıştır. Bazı kaynaklarda ise Derviş Mehmet’in avuçlarıyla Kubilay’ın kanını içtiği söylenir. Olayın kan donduran ayrıntıları şöyle:

“Mehdi, genç ve yaralı zabiti yüzükoyun yatırdıktan sonra bir ayağını yaralı omzuna koydu, bir eliyle saçlarından tutup Kubilay’ın diri diri boğazını kesti. Sonra da elindeki başı caminin önündeki büyükçe bir taşın üzerine koyarak ‘Gördünüz mü? Kafirlerin akıbeti işte budur!’ diye bağırmaya başladı. Sonra, ‘Getirin bir ip!’ diye bağırdı. İp getirildi. Kesilmiş başı bayrağın tepesine bağladılar.”

Bu sırada olay yerine gelen iki bekçi; Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki, isyancı yobazlara ateş etmeye başlıyorlar. İsyancılardan birini yaralayan bekçiler, isyancıların açtığı ateşleşle şehit düşüyor.

Bir süre sonra Yüzbaşı Ragıp ve Yüzbaşı Bahri Bey komutasında makineli tüfek takviyeli iki bölük olay yerine geliyor.

“Teslim olun!” çağrısına Derviş Mehmet, “Ben mehdiyim! Bana kurşun işlemez!” diye cevap veriyor. Derviş Mehmet’in üzerinde Şeyh Ahmet Muhtar’ın yazdığı bir muska var. Derviş Mehmet buna güveniyor.

Çıkan çatışmada Derviş Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet öldürülüyor. Mehmet Emin yaralanıyor. Nalıncı Hasan ve Küçük Hasan ise kaçıyorlar, ancak çok geçmeden yakalanıyorlar.

Atatürk’ün Menemen Olayına Tepkisi

Menemen Olayı gerçekleştiğinde Atatürk, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’yla birlikte Trakya gezisindedir. Edirne’de Kemalköy’de belediyede olayı öğrenen Atatürk’ün ilk tepkisi şudur: “Bu ne haldir! Bu, Cumhuriyet’in ve bizim başımızı kesmektir. Bundan bütün Menemen sorumludur. Bu kasaba ‘ville modite’ (lanetli şehir) ilan edilmeye müstahak olmuştur.”

Atatürk, 28 Aralık 1930’da Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’ya gönderdiği yazıda da Kubilay şehit olurken, “mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında” Menemen halkının bir kısmının alkışlamasının “bütün Cumhuriyetçiler ve yurtseverler için utanılacak bir durum” olduğunu belirtmştir.

Atatürk 7 Ocak 1931’de Çankaya Köşkü’nde bir toplantı yapmıştır. Bu toplantıda Atatürk, olayın siyasi boyutunun araştırılmasını, Nakşibendi tarikatının yok edilmesini, olayla ilgisi olanların mutlaka cezalandırılmasını, verilen idam hükümlerinin hemen infaz edilmesini, alkışlayan ve olaya seyirci kalan Menemen halkının göç ettirilmesini, hatta bazı gazetelerin de sorgulanmasını istemiştir. İsmet Paşa, çok ağır yaptırımlara karşı çıkmıştır. Bunun üzerine Atatürk, Menemen’in ‘ville modite’ (lanetli şehir) ilan edilmesi ve halkının göç ettirilmesi gibi ağır yaptırımlardan vazgeçmiştir.

Korgeneral Mustafa Muğlalı başkanlığında bir askeri mahkeme kurulmuştur. Menemen’de 15 Ocak 1931’de başlayan duruşmalar 24 Ocak 1931’de tamamlanmıştır. Mahkeme 105 sanıktan 37’sine idam vermiştir. Diğer sanıkları ise değişik cezalara çarptırmıştır. 27 sanık ise beraat etmiştir. TBMM, 2 Şubat 1931’de 28 kişinin idamını onaylamıştır. İdam cezaları 4 Şubat 1931’de Menemen’de infaz edilmiştir. Bazıları Kubilay’ın başının kesildiği yerde asılmıştır.