IMG-LOGO

Sarıkamış Şehitlerini Anma Haftası-15-22-Aralık (Sarıkamış’ta Solan Ümitler )

12/22/2020 -
IMG

Osmanlı İmparatorluğunun 1. Dünya Savaşı’na girmesine neden olan 29 Ekim 1914 tarihinde, Osmanlı donanmasının Sivastopol baskınıdır. Bu baskından üç gün sonra, 1 Kasım da Rus birlikleri sınır boylarındaki Osmanlı karakollarına saldırmaya başlayarak Zivin, Doğu Beyazıt ve Diyadin’i ele geçirdiler. 3. Ordu Komutanı olan Hasan İzzet Paşa’ya, 5 Kasım da Rus birliklerine saldırı emri verildi. Böylece Osmanlı-Rus birlikleri arasında ilk temas, 6 Kasım da sağlandı.

 

6 Kasımda yaşanan bir diğer olay da içerisinde 3 bin askerle, kışlık üniforma, erzak, mühimmat yüklü 3 gemi Bezm-i Âlem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa’nın İstanbul’dan korumasız bir şekilde yola çıkarılmasıydı. Bu gemileri 7 Kasım 1914’te Rusların tesadüfen görüp batırmasıdır.

 

Görüş Ayrılıkları

 

Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Bu gemiler batırılmamış olsaydı, belki de Sarıkamış Savaşı’nın tarihi farklı yazılacaktı” diye görüşünü ifade etmektedir.

 

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ilk temastan sonra yapılan muharebelerde ordu, Ruslara karşı başarılı bir şekilde savaşmış ve Enver Paşa’nın 10 Kasım da verdiği emirle, düşmanın Köprüköy dolaylarındaki mevzilerine saldırıya geçmiştir. Ziya Yergök’ün komutasındaki 83. Alay’ın ileri atılması ile moral bulan birlikler, topyekûn saldırarak düşmanı mevzilerinden sökmüş ve Ruslar kuvvetlerinin yüzde 40’nı kaybederek, Azap bölgesindeki eski mevzilerine çekilmişti. İstanbul’dan verilen saldırı emrine rağmen Hasan İzzet Paşa, savaşı durdurur ve birliklerimizi 10 km geri çeker.

 

Bu duruma, 9. Kolordu Komutanı Ahmet Fevzi Paşa ve 11. Kolordu Komutanı Galip Paşa da karşı çıkarlar.

 

Galip Paşa, “...Düşman henüz zayıftır ve tereddüt içindedir. Bu vaziyetten istifade etmeliyiz. Taarruza devam edelim paşam” diyerek ast olarak ikaz görevini yerine getirmişti. Savaşan komutanlardan 83. Alay Komutanı Binbaşı Ziya Yergök, “Düşman kuvvetleri dağılmış ve Horasan önlerine kadar püskürtülmüştür.” Köprülülü Şerif İlden, “Sarıkamış kuşatma manevrası, 3. Ordu’nun bu manevradan önceki bir buçuk aylık süre içinde, Rusları toprağımızdan söküp atamaması yüzünden çıktı” diye özetler.

 

Tarihi Hata

 

Hasan İzzet Paşa’ya karşı çıkanlar arasında, Erzurum, Van ve Trabzon valileri ile Teşkilat-ı Mahsusa da bulunmaktadır. Bölgede bulunan Aşiret Süvari Alayları ve yerli halk üzerinde çok büyük hayal kırıklığı yaratarak harekâtın bir kırılma noktası olmuştur.

 

Bu durum üzerine Hafız Hakkı Paşa, acil olarak Erzurum’a gönderilir. Onun verdiği raporlar üzerine, Sarıkamış Harekâtı’nın yapılabileceğine kanaat getirilmiştir. Hafız Hakkı Paşa’nın günlüğüne yazdığına göre ordu, süratle taarruz etmeli ve muhakkak şu bir iki ay içinde, yani memleket erzakı bitmeden Kars, Ardahan, Batum’u zapta çalışmalıdır.

 

Hafız Hakkı Paşa’nın verdiği raporlar üzerine Enver Paşa, yanında Bronsart Paşa olduğu halde Erzurum’a gelir. Enver Paşa ile Erzurum’da görüşen Dağıstanlı Muhammed Fazıl Paşa da Hasan İzzet Paşa’dan şikâyetçidir.

 

Karargâhta yapılan toplantılar sonunda oluşturulan harekât planı üzerinde, Hasan İzzet Paşa dahil bütün komutanlar anlaşırlar. Harekâttan 3 gün önce Hasan İzzet Paşa, bu gücü kendinde görmediğini söyleyerek görevden affını istemesi üzerine Enver Paşa, “Eğer hocam olmasaydınız, sizi idam ettirirdim” diyerek 3. Ordu Komutanlığını da üzerine alır.

 

Sonuç itibarıyla Enver Paşa’nın kumandayı fiilen üstüne alma kararı, Sarıkamış Harekâtı’nın sonucu düşünüldüğünde onun en büyük hatalarından biri olarak, tarihteki yerini alacaktır.

 

Sarıkamış Kuşatma Saldırı Planı gereğince 22 Aralık’ta başlayıp, 5 Ocak’ta hüsranla biten ve bugün dahi acılarını yüreğimizde hissettiğimiz, 3. Ordu’nun yarısının kaybına neden olan bu harekât, tarihimiz açısından askeri taktik ve siyasi yönlerinin en çok tartışıldığı olaylardan biri olarak tarihteki yerini almıştır.

 

Savaş sonunda Hafız Hakkı Paşa, kendisine düşen sorumluluktan kaçmak ve kendisini aklamak için, “Ah Enver! Ah!.. 100 bin masumun kanına girdin. Allah seni affetsin” diyecektir.

 

Sarıkamış Alınsaydı ne Olur du?

 

Bu soruyu anılarında soran ve cevaplayan Tuğgeneral Ziya Yergök, “Sarıkamış’ın alınması belki askerlerimizin moralini yükseltir, civar Türk köylerinden yardım görürdük. Ancak yenilgiyi içlerine sindiremeyecek olan Ruslar, Alman cephesinden getirecekleri üstün kuvvetlerle ilkbahar da üzerimize saldırır, bizi çok daha ağır bir felakete sürüklerdi” demiştir.

 

Sarıkamış’ta kayıplarımızla ilgili olarak Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, 22 Ocak 1935 günü Harp Akademisi’nde verdiği konferansta, Rus kayıplarının 32 bin ve Türk kayıplarının da 60 bin olduğunu ifade etmiştir. Buna ilave olarak doktora öğrencisi Hümmet Kanal’ın ATASE arşivlerine dayanarak verdiği bilgiye göre bu sayı, Ruslara verilen 7 bin esirle birlikte 67 bindir.

 

Ağır Manzara

 

Sonuç olarak: Ramazan Balcı’nın doktora tezinde de belirttiği gibi Sarıkamış Harekâtı, bir diğer yönüyle Türk askeri ve halkının en zor şartlarda bile vatanı için neler yapabileceğini gösteren, üstün bir fedakârlık destanıdır. Sarıkamış’ta savaşan Türk askeri, gerçek bir kahramanlık örneği vermiştir.

 

Sarıkamış Savaşı ile ilgili olarak yaşlı bir Sarıkamışlı şunları söylemişti: “Buradan o dağlara baktığımız da, üzerine kar düşmüş çalılıklar görürdük. O çalılıkların, kurda kuşa yem olmuş askerlerimizin kemikleri olduğunu, oraya gidince anladık.”

 

Şehitlerimizi, saygı ve minnetle anıyoruz. (Cumhuriyet) Ahmet Erdoğdu Araştırmacı/Yazar